00:00:00
-A +A
   Cüneyt Diler
Cüneyt Diler

Detaylarıyla Anlatıyoruz Tüm Cinayetlerde ByLock İzi Bulacaksınız...

Haydar Meriç cinayetinden tutuklanan eski Kırklareli İstihbarat Şube Müdürü İbrahim Şimşek ile aynı şubeden polis İbrahim Güneş'in ByLock kullandığı ortaya çıktı. Güneş'in emniyete verdiği ifadede programın adı tutanağa 'bylook' olarak geçti

 

                                                                              Cüneyt DİLER

Haydar Meriç'in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada tutuklanan polislerin ByLock kullandığı ortaya çıktı. 


Tutuklu polis İbrahim Güneş 2014'te emniyete verdiği ifadede Bylock üzerinden yaptığı konuşmayı anlattı. O dönemde ByLock programı da, Cemaat bağlantısı da bilinmiyordu. Sorgu tutanağına adı yanlış yazılan ve “bylook” diye geçirilen program, bugün Cemaat soruşturmalarında en önemli delil sayılıyor.

ONGUNHABER.COM ELİNDEN GELENİ YAPIYOR,UZUN ZAMANDIR YAZIYORUZ,ANLATIYORUZ,DAHA NE YAPALIM...
BELGE YAYINLIYORUZ,OKUYUN VE GEREĞİNİ YAPIN ARTIK...

2011'de Kırklareli'de öldürülen Haydar Meriç'in dosyası, Emniyetteki FETÖ yapılanmasına yönelik ilk operasyonlarla yeniden gündeme geldi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu yıl düğmeye bastı ve 9 istihbaratçı polis geçen Haziran'da tutuklandı. Tutuklananlar arasında o dönem Kırklareli Emniyeti İstihbarat Şubesi'nde çalışan polis İbrahim Güneş de bulunuyor. Güneş'in tutuklanmadan iki yıl önce yani 2014'te de emniyete Haydar Meriç cinayeti dosyası kapsamında ifade verdiği öğrenildi. Güneş, 3 Kasım 2014 tarihli ifadesinde, dönemin Kırklareli İstihbarat Şube Müdürü İbrahim Şimşek'in, Eylül 2014'te ByLock programı üzerinden kendisini aradığını söyledi. Bugün FETÖ soruşturmalarının en önemli delili olan ByLock uygulaması ifade tutanağında yer aldı ancak dikkat çekmedi. Güneş'in sözleri ifade tutanağına şöyle geçti, “...Çanakkale'ye döndükten birkaç gün sonra, İbrahim Şimşek internet üzerinden bylook programından beni aradı...”

'SEN DE SALİH MÜDÜRÜN KERVANINA KATILMIŞSIN '

Güneş ifadesinde, Şube Müdürü Şimşek ile yaptığı görüşmeyi de anlattı: “(İbrahim Şimşek) Sitem ederek 'Sen de Salih Müdürün kervanına katılmışsın. Ben seni iradeli birisi olarak bilirdim' dedi. Salih Müdürün kendisine attığı iftiralara ortak olmamamı, bu günlerin geçici olduğunu, bizler olmasak bile çocuklarımızın bu durumdan mükafatlandırılacağını, bizlerin de gözaltına alınan polislerden farklı olmadığımızı, dik durmamız gerektiğini söyledi. Ben 'Salih Müdür ne iftirası atmış' diye sorduğumda, 'Haydar Meriç ile ilgili akla hayale gelmedik iftiralar atıyormuş' dedi.”

İbrahim Şimşek de bu yıl düzenlenen operasyonda İbrahim Güneş ile birlikte tutuklandı. Görüşmede adı geçen eski Kırklareli İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Salih Döğenci'nin ise cinayete ilişkin amirlerine bilgi vermek için Ankara’ya gittiği ve burada bazı FETÖ'cü polisler tarafından alıkonulduğu ortaya çıkmıştı.

Emekli öğretmen, Yetiştirme Yurdu Eski Müdürü ve Gazeteci Haydar Meriç 31 Mayıs 2011 gecesi kayboldu.  18 Haziran 2011’de, Düzce Akçakoca mahalli basınında çıkan bir haber ile bulundu.
 

 

Haydar Meriç’in cesedi, domuz bağı ile bağlanmış şekilde bulundu

Haydar Meriç ölü olarak bulunduğunda elleri ve ayakları domuz bağı ile bağlanmıştı. Haltercilerin kullandıkları 10’ar kiloluk iki demire bağlı ve denize atılmış olarak bulunan Meriç’in cesedi bölgedeki balıkçılar tarafından fark edilmişti.
Haydar Meriç, görev süresi boyunca 7 defa sürgün edilmiş, fakat bütün bunlardan aklanıp tekrardan görevine dönmüştü. Ölmeden önce Fethullah Gülen'in Erkek Seviciliği (Sapıklığı) üzerine bir araştırma yapıyordu.



2015 yılında Hanefi Avcı, “Haydar Meriç ve Necip Hablemitoğlu cinayetlerinin arkasında paralel yapı olabilir” dedi. Haydar Meriç cinayeti gündeme taşındı.


 

Cinayet Nasıl İşlendi? Cinayete Giden Süreçte Neler Oldu?
 

İddialara göre FETÖ lideri Fethullah Gülen üzerine bir çalışma yapan Haydar Meriç cinayeti henüz işlenmeden, gazeteci Meriç’in illegal bir biçimde takibe alındığını haber alan bir emniyet müdürünün ifade vermek için talepte bulundu fakat bu talep dikkate alınmadı.

Meriç’in ortadan kaybolduğu dönem Kırklareli İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı olan Salih Döğenci’nin soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’na ifade verdi. Döğenci, Meriç’in yazacağı kitaba ilişkin elde edilen bilgiler üzerine 7 istihbarat görevlisinin bölgeye geldiğini dile getirdi.
İddialara göre Döğenci, bu ekibin bölgeye geliş amacının Meriç’in yazdığı kitabı ele geçirmek olduğunu, fakat kendisine konu ile ilgili bilgilerin verilmediğini dile getirmişti.
NOT: Haydar Meriç davasında gözaltı kararı bulunan istihbarat müdürü Serdar G, paralel yapı sanığı ve 2011-2013 arasında DHKP-C dosyalarını da inceledi. 
 

2011-2013 arasında, 11 silahlı ve bombalı DHKP-C eylemi sırasında, emniyette görev yapan kilit isimlerin pek çoğu paralel sanığı çıktı

Fakat yürütülen incelemeler DHKP-C’nin güç kazanmasını kolaylaştırmıştı. Özellikle “tecrübeli polisler tasfiye edildi ve DHKP-C bundan faydalandı” şeklindeki propagandanın aslı olmadığı fark edildi. Zira mevcut istatistikî veriler, terör örgütü DHKP-C’nin, Erol D., Serdar G., ile Yurt A. ve Ömer K. döneminde eylemlerini artırdığını gösteriyordu. 2011- 2013 yılları arasında, 11 silahlı ve bombalı eyleme imza atan örgütün 4 güvenlik görevlisini şehit ettiği kayıtlara geçti.


Meriç’in yazdığı kitabı ele geçirmek için İstihbarat Daire Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli özel ekiplerin Kırklareli’ne gittikleri tarihlerde, İstihbarat Daire Başkanlığı’na bağlı ekibin İstanbul için resmi görev izni olduğu, İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü ekibinin ise herhangi bir görevlendirmesinin olmadığı belirlendi.
Söz konusu tarihlerde İstanbul’da çalışma yaptıkları yönünde kayıt tutulan ekiplerin cep telefonlarını İstanbul’da bıraktıkları ve haberleşmeyi sahte isimlerle alınmış tek kullanımlık hatlar üzerinden yaptıkları tespit edildi.
Kırklareli Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü personelinin kent girişinde karşıladığı özel ekiplerin kente ve emniyet binasına girişte özel yöntemler kullanarak MOBESE kayıtlarında yer almalarını engelledikleri ayrıca çeşitli iş yerlerine ait güvenlik kameralarının yapacağı kayıtlarda da kimliklerini gizlemek için takma sakal ve bıyık ile peruk kullandıkları ortaya çıktı.

Özel ekiplerin, kimlik kaydı yaptırmamak için otel veya polis evinde kalmayıp gece konaklamalarını Kırklareli İstihbarat Şube Müdürlüğü içerisinde yaptığı ve MOBESE merkezinden İstihbarat Şube’ye kaçak uç çekip, Haydar Meriç’in kaçırıldığı gece kameralaraları arızalı hale getirdikleri belirlendi.
Haydar Meriç’in evini gören tüm güvenlik kameralarının bağlantılarını kesen istihbarat ekiplerinin, anahtar uydurarak girdikleri Meriç’in evine “böcek” yerleştirdikleri, çaldıkları dizüstü bilgisayarı, IMEI numarasını aldıktan sonra tekrar eve koydukları tespit edildi.
Yolda yürürken birçok kez polisler tarafından durdurularak GBT sorgusu yapılan ve söz konusu kitabı ele geçirmek için çantası aranan Meriç’in, kaçırıldığı gece yaptığı 66 saniyelik görüşmenin de kayıtlardan silindiği ortaya çıktı.
Haydar Meriç cinayetiyle ilgili bir detay daha ortaya çıktı. Eski Kırklareli İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Salih Döğenci Meriç cinayetini amirlerine anlatmak isteyince bir eve kapatıldı.
FETÖ’cü polislerin gazeteci Haydar Meriç’i domuz bağı yöntemiyle işkence yaparak öldürdüklerinin ortaya çıkmasıyla başlatılan İstanbul Merkezli 22 ildeki operasyonda yakalama kararı çıkarılan 41 kişiden 30’u gözaltına alındı. 2011’de kaçırıldıktan 18 gün sonra denizde cesedi bulunan Meriç cinayetiyle ilgili bildiklerini amirlerine anlatmak isteyen dönemin Kırklareli İstihbarat Müdür Yardımcısı Salih Döğenci’nin de örgüt üyesi meslektaşları tarafından rehin alındığı ortaya çıktı.
 

Haydar Meriç cinayetinde gözaltına alınan polislerin Baykal ve MHP’li milletvekillerine kumpas kuran böcek ekibinde de yer aldıkları ortaya çıktı

İşte Döğenci’nin İstanbul Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamındaki ifadesi:

"18 Ağustos 2013’te memleketimde tatilde olduğum sırada buradan otobüsle Ankara’ya geçtim. Akşam namazını kılmak üzere girdiğim camide İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan beni tanıyan iki görevlinin karşıma dikildiğini gördüm. Ankara’ya Haydar Meriç cinayeti ile ilgili bildiklerimi anlatmaya geldiğimi söyleyince beni vazgeçirmeye çalıştılar. İstihbaratçı Salih Keskinkılıç beni başka bir istihbaratçı polisin evine götürdü. Evde Meriç cinayeti ile ilgili ne bilip bilmediğimi sorguladılar. Beni de Meriç gibi ortadan kaldırılacakları korkusuna kapılıp her dediklerini yapmaya başladım."

Bu kadarla kalmadı…Polisle beraber 1 kişi daha gözaltına alındı:

Gazeteci Şenol Goncagül

Gazeteci Murat Ongun’dan Şenol Goncagül’ün yaptıklarını dinleyelim.


Ve bu kadar ile sınırlı kalmadı. Haydar Meriç’in iddiasında geçen temizlik görevlisi ifade vermeye gitmeden bir gün önce hayatını kaybetti. 
 

Aydınlık Gazetesi’nin haberine göre Haydar Meriç’in iddiasında adı geçen Kırklareli’de yaşayan tuvalet görevlisi ifade vermeye gitmeden bir gün önce ölü bulundu.

Üzerinde Durulması Gereken Kilit İsim İbrahim Faruk Bayındır

Adli Tıp Kurumu’nun yaptığı incelemeye göre Haydar Meriç’in cesedinde sürüklenme izi olmadığı, ancak çarpma izi olduğu tespit edildi. Bu da Meriç’in helikopterden denize atıldığı ihtimalini kuvvetlendiriyor.
Olayın kilit ismi ise, TARKİM Havacılık’ın sahibi İbrahim Faruk Bayındır. Haydar Meriç’in telefon sinyali ile ‘data’ hattının sinyalinin eş zamanlı kesildi. Data hattının ise İbrahim Faruk Bayındır’a ait olduğu ortaya çıktı. Yani Bayındır’a ait data cihazı ile Haydar Meriç’in telefon sinyali cinayetin gerçekleştiği tarihte aynı anda kesildi.

TARKİM HAVACILIĞIN SAHİBİ,KUMPASÇI KATİL, İBRAHİM FARUK BAYINDIRI YAKINDAN TANIYALIM


 
MHP Kaset Skandallarının Merkezindeki  Adam İbrahim Faruk Bayındır Kimdir?

MHP’yi sarsan kaset skandalları ile ilgili sert konuşan Genel Başkan Devlet Bahçeli, konuşmasında İbrahim Faruk Bayındır isimli kişiyi hedef gösterdi.

Bu kişinin kirli internet siteleri ile ne tür bağı vardır?” diye sordu. Küçükçekmece Belediye Meclis Üyeliği yapan İbrahim Faruk Bayındır, genel seçimler öncesi istifa ederek milletvekili aday adayı oldu. Temayül yoklamasında 1663 delegeden sadece 25’inin oyunu alarak 221. sırada yer alan Bayındır listeye giremedi. Birçok uçuş okuluyla ortaklık kurun ve daha sonra hepsinden teker teker ayrılan Bayındır, Florya merkezli faaliyet gösteren TARKİM isimli uçuş okulunun sahibi. Havacılık sektöründe birçok yatırım yapan ve sık sık Amerika’ya ziyarete giden Bayındır, derin bağlantıları ile havacılık sektöründe birçok iş bitirdiği iddia ediliyor. Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay ile de sıkı dostuklukları bulunan Bayındır, başkanla birlikte birkaç kez Umre’ye gitti.
Vatan Gazetesi

 

 

MHP lideri Bahçeli'nin, internete düşen kasetler konusunda işaret ettiği İbrahim Faruk Bayındır'ın adı, üç yıl önce önce Tarkim Havacılık, Orhan Air ve Borajet şirketleri yoluyla, havacılık sektörüne yaptığı iddialı girişle gündeme geldi. Bayındır, Uzanlar'a ait hangarı TMSF'den satın alırken, Fon'un DHMİ'ye olan tüm borçlarını üstlendi.
Çiğdem TOKER / AKŞAM

Borajet, 2008 Eylül'ünde anonim şirkete dönüştü ve sermaye artırımına gitti. Şirket halen, süper lüks pervaneli jetiyle, bazı hükümet üyelerinin dış gezilerine de hizmet veriyor. Ticaret Sicili kayıtlarına göre Bayındır, Borajet'in 100 YTL değerinde sembolik bir hisse sahibiydi. Ancak limitetten A.Ş'ye dönüşmesinden iki gün sonra hissesini (23 Eylül 2008) Samir Bayraktar'a devrederek ayrıldı. 24 Eylül 2008 tarihli kararla, Bayındır'ın imza yetkileri de kaldırıldı.

OBAMA'YA EN YÜKSEK BAĞIŞ
Üç yıl önceki haberlerde Faruk Bayındır'ın arkasındaki 'gizemli Amerikalı ortak'ın kim olduğu merak ediliyordu. Ticaret Sicili'ne göre şirket yönetim kurulu başkanı Yalçın Ayaslı. Ayaslı, ODTÜ mezunu bir elektronik mühendisi. ABD'de yaşayan Ayaslı, Turkish Cultural Found'un kurucusu. Obama'nın başkanlık koltuğuna oturduğu seçimlerde 657 bin dolarlık bağışla, 'en yüksek bağışı yapan' kişi unvanını aldı. Ayaslı'nın, Cumhuriyetçi Parti'ye kayıtlı olduğu belirtiliyor.
Bayındır'ın hissesini devrettiği ve halen Borajet'in ortakları arasında yer alan Samir Bayraktar ise Ayaslı'nın Ege lezzetlerini tanıtmak amacıyla kurduğu Nar Şirketi'nin genel müdürü.

İbrahim Faruk Bayındır Kimdir?
Devlet Bahçeli'nin, MHP aleyhinde üretilen kasetlerle ilişkili olarak verdiği İbrahim Faruk Bayındır ismi üzerinde bir araştırma... İbrahim Faruk Bayındır kimdir? Servetinin kaynağı nedir? Okuyunuz.
Zaman gazetesine bir sayfalık özel haber olan, aksiyon dergisinin kapağında iş adamı sıfatı il yer almış. Kaynağı belirsiz paralarla nasıl 58 milyon dolarlık sivil uçak alımı yapması haberturk-ntvmsnbc gibi genel sitelerde köşe yazısı konusu olmuş bu adam nasıl yükselmiş bir bakalım.
Kapılarını sivil havacılık sektörüne açan Airex Havacılık Fuarı’nda ilginç bir uçak alımı siparişi verildi.
Kamu oyunda adı pek bilinmeyen, havacılık sektöründe konumu tartışılan Bora Jet Exclusive Charter A.Ş. isimli bir şirket Koç’un Sabancı’nın Doğuş’un bile sahip olmadığı ultra uzun menzilli 58 milyon dolar değerinde  jet siparişi verdi.  Bora Jet’in sahibi ve Genel Müdürü olarak görünen İbrahim Faruk Bayındır  gizemli bir iş ortağı(!) bulunduğu ve ismin, veremiyeceğini belirtiyor. Amerikalı gizemli ortağı kamuoyunda  merak konusu oluyordu…
Airex fuarında ..... üst düzey yetkililerle poz vermeyi ve fuarda onlarla gezerek nüfuzunu göstermeyi de ihmal etmeyen Faruk Bayındır, ............. poz poz fotoğraf çektiriyordu.Kısa süre önce de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’ndan (TMSF), Uzanların Rumeli Havacılık’a ait Atatürk Havalimanı’ndaki iş jeti hangarı kiralayarak tartışmalara sebep olmuştu. Aynı zamanda Küçükçekmece Belediyesi’nde Eski Meclis üyesi olan 2011 seçimlerinde .......... milletvekili aday adayı Bayındır’ın iş hayatı geçmişi ise bakkallık ve kayın pederi uyuşturucu kaçakçılığından hükümlü Ahmet Özbey’in TIR şirketiyle sınırlı.

KİM BU KAYINPEDER!!!!
Kayınpederin kim olduğunu ise ünlü gazeteci Uğur Dündar tarafından yazılan köşe yazısında ortaya çıkıyor.işte dündarın o yazısından bir bölüm:
”Kemal Sarıtaş, tedavi için gittiği Londra’da 50 gram kokain suçlaması dolayısıyla 11 ay kadar hapis yattıktan sonra Türkiye’ye dönüyor ve askerlikten kaytarmak amacıyla sahte çürük raporu almaktan askeri cezaevini boyluyor. Yaklaşık 4 ay hapiste kalıyor. Bu arada Megatrans Nakliye Şirketi’nin sahibi olan Ahmet’in(ÖZBAY) ortaklığıyla, yaklaşık bir tonluk eroini çeşitli partiler halinde İspanya ve Hollanda’ya gönderiyor. Ahmet(ÖZBAY) yakalanıp cezaevine girince, bu kez oğlu Sıtkı ile işi götürüyor. Böylece 1996 sonbaharına kadar, 700-800 kilo eroin daha yollanıyor. TIR’lara yerleştirilen eroinlerin ulaştığı adreste, yani İspanya’da malı Kemal’in ağabeyi bekliyor. ”
Daha önce Sindel Uçuş Okulu ile TIR’cılıktan havacılık sektörüne adım atan, Mega Trans Ulus.Nak.ve Tic.ve San.A.Ş.’nin sahibi olan kayın pederi Ahmet Özbey’in ve karısı Betül Özbey Bayındır’ın şirketini genel müdür sıfatı ile devralan. Daha sonra Adana’da bulunan Tarkim Uçuş Okulu’nu satın alan Faruk Bayındır, Tarkim adını Orhan Air olarak değiştirip İstanbul’a taşıdı.
2007 yılı sonlarına doğru aylık Türk Aviation isimli bir dergi çıkardı. 2008 yılı başında ise gizemli bir ortak bulduğunu belirterek Bora Jeti isimli bir şirket kurarak web sitesine 3 uçaklık bir filoya sahip olduğunu duyurmaya başladı.
Sebebi anlaşılamayan bir şekilde TC Bakırköy asliye altıncı hukuk mahkemesinin esas no:2003-685 karar no :2004/6 sayılı kararı gereğince İbrahim Bayındır ismini, İbrahim Faruk Bayındır olarak değiştirmiş. daha sonra ise adını Faruk Bayındır olarak kullanmaya başlamıştır
Merak edilen ve TMSF tarafından araştırılması gereken şu ki; Mega Trans ve Sindel Uçuş Okulu’ndan kayın pederi tarafından gönderilen Faruk Bayındır Türkiye’de kimsenin sipariş edemediği uçaklara sahip olacak parayı nereden buldu?

09 Mayıs 2011 Pazartesi 
(http://www.sonkale.org/ibrahim-faruk-bayindir-kimdir-h9669.html)




 


  

 

Yorum Yap
Yorumunuz
1000
Son Eklenen Haberler

Konya haberleri
Konya'nın 6 ilçesi beyaza büründü