00:00:00
-A +A
   Müşerref Özdaş
Müşerref Özdaş

İzlenimler

Ben bu filmi daha önce de görmüştüm. Her seçim sonrası benzer teraneler. Adeta bir manyetik alana girmiş gibi toplum mühendisliğinin etki alanına girmiş olanlar her okuduğunu kesinkes doğru kabul edenler provokasyonu fark edemiyor, hatta provokasyonun bir parçası oluyor.Sadece benim fikrime yakın olanlara yaklaşarak doğru tahlil yapılamayacağını biliyorum. Siyasetçilerin görüşlerini, davranışlarını izlemekle kalmıyor, alanında uzman kişilerin görüşlerini de öğrenmeye perspektifimi genişletmeye çalışıyorum.

Kılıçdaroğlu'nun 18.04.2017 tarihli konuşmasından minik bir kesit alarak söze devam edeyim:

"....Bir halk oylamasını geride bıraktık. Bunun üzerinde konuşacağım. Öncelikle sandığa giderek oyunu kullanan bütün vatandaşlarıma en içten sevgiler saygılar sunuyorum ve onları yürekten kutluyorum. Demokrasiyi oyladık, tek adam mı parlamenter rejim mi? Bütün vatandaşlarımızı sandığa gitmesi için ikna etmeye çalıştık. Bunun tarihi sorumluluğu vardı. Sandığa giden bütün vatandaşlarıma teşekkür ediyorum. ....

Son teşekkürü de CHP'nin örgütlerine yapmak istiyorum. Hepimiz demokrasi için çalıştık, kucaklayıcı bir dil kullandık. ..." Böyle diyor CHP Genel Başkanı.

Sözde olan bu. Peki ya özde olan?

İşte özde olan da şu: Diğer pek çok kesimle birlikte CHP'li seçmenler, "Hayır" oyu vereceklerini, Anayasa değişiklik paketini uygun bulanlar da "Evet" diyeceklerini referandumdan günler, aylar önce ilan etmişlerdi.

Buraya kadar yanlış bir şey yok ama ya sonrası?

İşte sonrası:

Özellikle CHP'li büyük oranda seçmen kitlesi Referandum sonrası, dün bugün, büyük ihtimalle yarınlarda da kırıcı, parçalayıcı, aşağılayıcı dili kullanmaktan, kendisi gibi düşünmeyen herkesi " Aptal, vatan haini, cumhuriyet düşmanı, Atatürk düşmanı, makarnacı gibi sözcüklerle itham edip kendilerini yüceltmeye çalışmaktan ! geri kalmadılar, kalmayacağa da benziyorlar... Bu bir radikalizmdir. Radikallik tehlikelidir.

Bu söylemler ne kazandırır: Bence hiçbir şey: Olsa olsa öfkelerini dindirmeye çalışırken yaşayabilecekleri olası negatif diyaloglarla daha da büyük öfkeye kapılırlar. Öfke devam ettiği sürece de biz nerede yanlış yaptık diyemez, deseler de göremezler.

Soru:

Kendini aşırı Cumhuriyetçi, Atatürkçü, Laik gören ve kendinden başkasının bu kavramlara layık olmadığını düşünenler pencerelerinin kirini temizleyip biraz daha geniş açılardan bakmayı deneseler ne kaybederler?

Sonuç 1:

" Kucaklayıcı bir dil" kullandıklarını varsayarak sayın Kılıçdaroğlu kendini avutmaya çalışıyor ya da süslü kavramların arkasına saklanmaya çabalıyor.

Sonuç 2:

Referandumu ortaya koyulan maddeler üzerinden değil de şahıslar üzerinden sonuçlandırmaya çalışıp da sonra kardeşlikten, laiklikten, Cumhuriyetçilikten bahsedenleri samimi bulmuyorum. Türkiye'de kaos planlarına her fırsatta çanak tutanlara, şiddetten medet umanlara, PKK ile her fırsatta sırt sırta duranlara da içine çekildikleri çirkin planlardan büyük yaraları en başta kendileri alabilecekleri için çok geç olmadan oyunun farkına varabilmelerini umuyorum.

Sonuç 3:

Referandumla ilgili hata varsa itiraz edilir, itiraz takip edilir ama bunun çözümü sokakta aranmaz, seçmen sokağa davet edilmez. Bu vatan hepimizin. Başka vatan yok. Avrupa'nın tutumu ortada: Gün gibi açık ki Türk'ün Türk'ten başka da dostu yok.

Dilek:

Referandum sonuçlarının vatanıma, milletime hayırlı olmasını diliyorum.

M.Özdaş

 

Yorum Yap
Yorumunuz
1000
Son Eklenen Haberler

Konya haberleri
Konya'nın 6 ilçesi beyaza büründü