00:00:00
-A +A
   Müşerref Özdaş
Müşerref Özdaş

Yırtık kotlar çiçekli entariler

Çiçekli entari, yırtık kot, ombre saç…

Biri bizleri yönetiyor. Yaşam şekillerimiz, yediklerimiz, içtiklerimiz, çektiğimiz resimler, giydiklerimiz, evimize alacağımız eşyalar, yaptığımız tatil gibi konularda birileri fena halde bizleri yönetiyor.

Her şeyin bu kadar bol olmadığı, geçim sıkıntısı yaşanan eski zamanlarda herkes değilse bile halkın büyük bir kesimi yiyecek ve giyeceğe kolay ulaşamaz, idareli yiyip içer, yıpranıp delinen çorap, pantolon ve diğer eşyaları mecburen onarıp kullanmaya devam ederdi.

Şimdi ise özellikle delik giymemiz isteniyor. Modacılar yırtıyor, deliyor, giydiriyor. Yoksullarda, işçilerin ayağında görülebilen, belki iğrenerek, acıyarak bakılan o parçalanmış giysiler, yırtık kotlar şimdi hemen herkesin üzerinde.

Modanın belirleyicileri eskitme, tabanı delik ayakkabı modası çıkardık deseler hemen binlerce lira verip alıp giyecek olan çok kişi var. Diyelim ki gelecek yıl yırtık, delik çoraplarla dolaşılacak ya da parçalanmış iç çamaşırları giyilecek dediler.

Çok geçmeden etrafınızda bir dolu yırtık çoraplı kadın ya da erkek görebileceğinizi, lime lime olmuş iç çamaşırlarının azımsanmayacak fiyatlarla satın alınabileceğini çok iyi biliyorsunuz. Saçlar da birilerinin istediği gibi oluyor.

Trend neyse sokağa çıktığınızda yakışmış olsa da olmasa da, genç, yaşlı hemen herkeste onu görüyorsunuz. Saçların kısa olması belirlenmişle kısacık kesimler yaptırılıyor ya da bu yıl uzun olsun denilmişse nereye gitseniz etrafınızda upuzun saçlar savrulup duruyor. Yakıştı mı diye sorsak değişimi belirleyenler yakışacağını söylüyor.

2016 yılında ombre denilen uçlara doğru değişen geçişli saç renklerini bolca gördük ve hala görmeye devam ediyoruz. Dipleri beyaz, uçlara doğru rengi solmuş saçları olan kadınların bir zamanlar bakımsız olduğu düşünülürken şimdi artık dipleri kapkara, kalan kısımları sarı, bakır vb. farklı renk tonlarıyla dolu saçlar gözler önüne seriliyor ve bakımlı kadın imajı veriliyor. Daha birçok konuda benzer durumlar yaşanıyor.

Herkes gibi olmak revaçta. Bu durumda biz kendimiz olamıyor, başkalarının kopyası haline geliyoruz. Ünlü ve usta şair Nazım bir şiirinde “Bence sen de şimdi herkes gibisin” demişse de herkes gibi olmak göze pek de hoş görünmüyor. Moda ne istiyorsa insanlar öyle olmaya, öyle giyinmeye çalışıyor.

Genelin dışında olmak isteyenlere demode, anti modern, tutucu gözüyle bakılıyor. Neden? Çünkü moda dünyasından ekmeğini yiyenler için cepleri doldurmanın en kolay yolu bu. Kendi kararlarımız, istek ve beğenilerimiz yerine geçici modalar yaratılıp gardıroplarımızdaki giysileri eskimeden yeniletmek, para harcamaya sevk etmek bu arabanın tekerleğinin dönmesini sağlıyor.

İstediğin zaman istediğin renk ve modelde bir tişört veya elbise giyebilmelisin. Ama hayır, sen yönetilmelisin. Buna hazırsın. Modern desinler diye her şeyi yaparsın. Modernlik giyimle değil, akılla, davranışla olmalı.

Mesela kendi halinde köylü Ayşe veya Fatma teyzenin giydiği basma entariler bile modaya kaynak oldu. Şimdi ne oldu da gözünüzde sıradanlığın, basitliğin sembolü olan o çiçekli elbiselerle dolaşır oldunuz?

Mesele etiket mi? Entelektüel olmanın yolu moda ve etiketten mi geçiyor? Sadece kıyafetlerde değil, ev eşyalarında, düğünlerde, nişanlarda, sözlerde de birbirinin kopyası durumlar yaşanıyor. Bir düğün mü yapılacak, mümkün olduğunca gürültülü olmalı. Bu düğünlerde takılan altınlar, paralar, ortada başıboş dolaşıp birbirine çarpan çocuklar, kim ne giymiş diye göz ucuyla süzenler, şık olacağım diye askılı ve dekolte giyme yarışına katılanlar, sivri topuklular giyip ayakta durmaya çalışanlar, neşeli, mutlu olduğunu düğünün başından sonuna dek dans edip oynayarak göstermek zorunda hissedenler ve daha birçok şey, hepsi neredeyse birbirinin kopyası.

Yaşadığımız hayatlar kopya vesselam. Hatta tatillerimiz bile kopya. Klonlanmış tatiller yapıyoruz, klonlanmış hayatlar yaşıyoruz. Belki bir sabah uyandığınızda her şeyin koca bir hiç olduğunu fark edersiniz. Belki o gün sadece kendiniz olmaya başlayacağınız gündür. O gün kopya çekmeyi bir kenara bırakıp en basit, en sade, en rahat kıyafetinizi giyip dışarı çıkın ve moda takıntısından, etiket merakından uzak yaşamanın keyfini çıkarın. Kimseden onay beklemeyin. Hayatlarınız sadece sizin onayınızdan geçsin.

M.Özdaş

 

Yorum Yap
Yorumunuz
1000
Son Eklenen Haberler
Bugün içinde çok okunan haberler

Konya haberleri
Meram Belediyesi’nden Kahraman Türk Polisine Büyük Saygısızlık