Hasan Özdemir: Mimar Çizer Şehir Hatırlar

Mimarlık yalnızca proje çizip bina yapmak değildir; bir toplumun hafızasını, karakterini ve geleceğe bakışını şekillendirmektir.
Bugün şehirlerde hızlı bir yapılaşma devam ederken çoğu zaman rant getirisi, yüksekliklerini konuşuyoruz, fakat yapıların ruhunu yeterince tartışmıyoruz.
Oysa bir binanın fonksiyonu önemli ama mekanlarda yaşayanlara bıraktığı his de önemlidir.
Çünkü gerçek mimari, zamana karşı değil zamanla birlikte yaşar.
Çünkü trendler gelip geçer ama iyi tasarım zaman geçtikçe yaş aldıkça güzelleşir.
Tıpkı eski taş ve ahşap binalar gibi, zamansızlık, sürdürülebilirlik daha da belirgin hale geliyor.
Bir de yeni yapılan bazı siteler var; daha bina teslim edilmeden ruhu yorgun görünüyor.
Kullanılan malzemeler hepsi öne çıkma yarışında adeta hepsi bağırıyor ben buradayım diye buda görsel gürültüye sebep oluyor.
Tasarımın her köşesinde fazla zorlamaya gerek yok doğal akışında doluluk boşluk oranlarıyla karakterli bir bina zaten oluşur.
Günümüzde tasarım çoğu zaman bir “trend” meselesine dönüşüyor.
Bugünlerde herkes “trend” peşinde.
Pinterest seçilmiş mekanlar, moda renkler ve hızla tüketilen stiller…
Ancak mimarlık raf ürünü değildir.
Her yapı bulunduğu toprağın, ışığın, kültürün ve insan hikâyelerinin devamı olmalıdır.
Bir evin içine girdiğinizde yalnızca duvarları değil, orada yaşanacak hayatı hissedebilmelisiniz. Mekanlar insanların ikinci suretleridir; ruhlarını yansıtırlar.
Bu yüzden mimarın görevi yalnızca estetik üretmek değildir.
İyi mimarlık insanı doğaya yaklaştırmalı, şehirle bağ kurdurmalı ve yaşamı kolaylaştırmalıdır. Enerji tasarrufu yüksek, uzun ömürlü, bakım ve kullanım maliyeti düşük yapılar yalnızca ekonomik değil aynı zamanda etik bir sorumluluktur.
Çünkü şehirlerin DNA’sını oluşturan şey sıradan yapılar değil; insanların hafızasında yer eden, onları koruyan ve yaşatan mekanlardır.
Mimarlık biraz da aşçılık gibidir
Herkes mutfağa girebilir ama herkes güzel yemek yapamaz.
Çünkü tarif yetmez; damak gerekir.
Mimarlıkta da yalnızca yönetmelik bilmek yetmiyor.
Işığı hissetmek, sokağı anlamak, ahşabı taşın sesini duymak gerekiyor.
Yemek yapmayı sevmeyen biri nasıl iyi bir aşçı olamazsa, yaşadığı kenti sevmeyen biri de iyi bir mimar olamaz.
Yaşadığı şehirde kiracı gibi değil ev sahibi olacak şehri sahiplenecek.
İnsan bazen bazı yapılara bakınca “Bu projeyi yapay zekâ çizmiş, mimar sadece kaydetmiş” hissine kapılıyor.
Proje çizmek yalnızca teknik bir süreç değil; düşüncenin, gözlemin ve yaşam deneyiminin birleşimidir.
Bu yüzden mimarlık öğrencilerinin yalnızca stüdyoda değil, sokakta, dağda, deniz kenarında, eski kentlerde ve farklı kültürlerin içinde öğrenmesi gerekir.
Her zaman çevrimiçi olmalı
Çünkü iyi tasarım masa başında değil, hayatın içinde gelişir.
Bir de şehir meselesi var tabii.
Bugün şehir insanı çoğu zaman doğadan uzak yaşıyor.
Sabah kuş sesi yerine matkap sesiyle uyanan bir nesil olduk.
Artık insanlar manzara deyince yeşil alan değil, “otopark görüyor mu?” sorusunu düşünüyor.
Halbuki şehir dediğin sadece beton yoğunluğu değildir.
Bir şehrin karakteri; sokaklarında, eski taşlarında, balkonlarında çiçek yetiştiren insanlarında gizlidir.
Sabah kuş sesleri yerine trafik sesiyle uyanıyor; gökyüzünü değil beton cepheleri görüyor.
Oysa insanın ruhunu besleyen şey yalnızca konfor değildir.
Bir pencerenin gördüğü manzara, taşın dokusu ya da rüzgârın içeri giriş biçimi bile yaşam kalitesini değiştirebilir.
Mimarlık tam da bu görünmeyen ayrıntıların sanatıdır.
Belki de artık daha hızlı ve daha büyük yapılar yerine daha anlamlı yapıları konuşmamız gerekiyor.
Kentleri geçici yatırım alanları değil, uzun ömürlü yaşam alanları olarak görmeliyiz.
Çünkü iz bırakmak, yalnızca mezar taşların da değil; insanların hafızasında yaşayabilmektir.
Ve sonunda mimarlık bize şunu hatırlatır: Ben hâlâ inanıyorum; gelecekte daha büyük değil daha anlamlı yapılar konuşulacak.
İnsanlar gösterişli binalardan çok içinde huzur hissettikleri mekanları sevecek.
Çünkü iyi mimarlık insanı yormaz.
Ve bence bir mimarın başarısı da tam burada başlıyor:
Bir yapı inşa etmek kolaydır; önemli olan o yapının içinde hayatın hissedilmesini sağlayabilmektir.
Sağlıcakla kalın
YORUM YAP
Konya'da Kurban Bayramı için tedbirler alındı
CHP'deki savaş Konya'ya da sıçradı! Milletvekili ve Kılıçdaroğlu'nun fotoğrafını kaldırdılar
Başkan Altay: “1 Milyon 800 Bin Çiçeği Toprakla Buluşturuyor, Konya’mızın Görsel Zenginliğini Artırıyoruz”
Konya'da CHP'li belediyeye ayrımcılık cezası
Annesini 20, babasını 10 bıçak darbesiyle öldüren şüpheli: Kriz anında yaptım
Yer Konya... Okulda ölümde sorumlu yok!
Konya’da Dehşet: Anne ve Babasını Bıçaklayarak Katletti

