Konyaspor’un kiralık kalemleri: Kim bu gazeteciler?

Kayıt Tarihi: 25.08.2026 20:01 - Son Güncelleme: 12.10.2026 03:56
YAZI
A

Sezonun henüz ikinci haftasında Konyaspor’un sıfır puanla düşme hattında bulunması, yönetimin ve teknik heyetin artık daha fazla mazeret üretmeden tabloyu ciddiye almasını gerektiriyor.

İki maçta alınan iki mağlubiyet elbette sezonun kaderini belirlemez. Ancak ortaya konulan futbol ve kadrodaki eksikler, alarm zillerinin şimdiden çalmasına neden oluyor. Fenerbahçe karşısında alınan 4-2’lik mağlubiyet, özellikle savunmadaki zaafları ve takımın kırılgan yapısını bir kez daha ortaya koydu.

Üstelik transfer döneminde ihtiyaç duyulan bölgelere takviyelerin gecikmesi, yönetimin sezon planlamasını da tartışmalı hale getiriyor. Süper Lig’de rakipler kadrolarını güçlendirirken, Konyaspor’un eksiklerini sezonun başlangıcına taşıması kabul edilebilir değil.

Daha da önemlisi, sezonun başında düşme potasında olmak, “Daha çok erken” denilerek geçiştirilecek bir tablo değildir. Evet, önümüzde uzun bir maraton var. Fakat erken uyarıları dikkate almayan takımların sezon sonunda neyle karşılaştığını Türk futbolu defalarca gördü.

Konyaspor’un bugün ihtiyacı olan şey pembe tablolar çizmek değil.

Transferde hızlı ve doğru hamleler, sahada mücadele eden bir takım ve yönetimden net bir plan…

Çünkü sezon başında kaybedilen puanların telafisi her zaman kolay olmuyor.

Konyaspor yönetimi artık taraftara umut veren sözlerden çok, sahada ve transferde somut adımlar göstermek zorunda.



Ancak bugün asıl üzerinde durmak istediğim konu ne teknik direktör, ne futbolcu ne de transfer.


Bugün biraz daha farklı bir yere bakmak gerekiyor.

Konyaspor’un parasının kimlere, neden ve hangi gerekçeyle verildiğine…


Kulağımıza Konyaspor kulübünden düzenli şekilde para aldığı öne sürülen bazı gazetecilerin isimleri de geliyor.

İsimler geliyor, duyuyoruz.

Ancak bugün burada isim isim yazmıyorum.

Çünkü gazetecilikte bir ismi ortaya koymanın sorumluluğu vardır. İddianın da belgesinin olması gerekir.

Ama şunun da altını çizerek söyleyeyim:

Yeri ve zamanı geldiğinde, elimizdeki bilgi ve belgeler doğrultusunda kimlerin Konyaspor’dan ne şekilde para aldığı konusunu da kamuoyunun önüne koymaktan geri durmam.

Çünkü burada konuştuğumuz şey herhangi bir şirketin reklam bütçesi değil.

Burada söz konusu olan Konyaspor’un parasıdır.

Ve Konyaspor’un parasının nereye harcandığını sormak herkesin hakkıdır.

Hele ki kendisini yıllardır “usta gazeteci” olarak tanıtan, Konyaspor sevgisini dilinden düşürmeyen, her fırsatta “Konyaspor sevdalısıyım” diyen bazı meslektaşlarımız söz konusu olduğunda mesele daha da düşündürücü hale geliyor.

Çünkü insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Sevgi gerçekten Konyaspor’a mıymış, yoksa Konyaspor’dan elde edilen kazanca mı?


Konyaspor sevdalısı olduğunu söylemek kolay.

Tribünde fotoğraf vermek kolay.

Maç günü sosyal medyada “Konyaspor bizim sevdamız” demek kolay.

Asıl mesele, kulüp kötü giderken de gerçeği söyleyebilmek.

Yönetimin yanlışını yanlış diyebilmek.

Transfer politikasını eleştirebilmek.

Takım kötü oynuyorsa bunu yazabilmek.

Yönetim hata yapıyorsa yöneticinin yüzüne söyleyebilmek.

Ama eğer bir gazeteci kulüpten düzenli para alıyorsa ve aynı zamanda kulübü yönetenlerin yanlışlarını örtmek için yazılar kaleme alıyorsa, burada gazetecilik ile kulüp menfaatinin birbirine karıştığı çok ciddi bir problem ortaya çıkar.

Çünkü gazeteci, haber yaptığı kurumun memuru değildir.

Kulübün iletişim elemanı değildir.

Yöneticinin savunma mekanizması değildir.

Hele hele kötü giden işleri makyajlamak için kullanılacak bir aparat hiç değildir.


İşin yönetim tarafı ise daha da düşündürücü.

Eğer iddialar doğruysa, bazı gazeteciler kulüp tarafından finanse ediliyor ve karşılığında yönetimin kamuoyundaki görüntüsü parlatılıyorsa, ortaya çok basit bir denklem çıkıyor:

Yönetim yanlışlarını yapıyor, bazı kalemler de o yanlışların üzerini örtüyor.

Transferde eksiklik mi var?

Gündem başka yere çekiliyor.

Takım kötü mü oynuyor?

“Olur böyle şeyler” deniliyor.

Yönetim eleştiriliyor mu?

Eleştirenler hedef gösteriliyor.

Kulüp içerisinde soru işaretleri mi oluşuyor?

Yönetimi öven yazılar servis ediliyor.

Böyle bir düzen varsa bunun adı iletişim yönetimi değildir.

Bunun adı makyajdır.

Ve makyajla Konyaspor yönetilmez.

Konyaspor taraftarı da böyle yöntemlerle kandırılamaz.


Yöneticiler ve onları destekleyen kalemler şunu çok iyi bilmeli:

Konyaspor taraftarı saf değildir.

Ne olup bittiğini görür.

Kim gerçekten Konyaspor için konuşuyor, kim kendi hesabını yapıyor; bunu zaman içerisinde ayırt eder.

Bugün birkaç övgü yazısı yayınlayarak yönetimin eksikliklerini gizleyebilirsiniz.

Bir süre algı oluşturabilirsiniz.

Ama sahadaki skor tabelasını değiştiremezsiniz.

4-2’lik Fenerbahçe mağlubiyetini hiçbir köşe yazısı 4-0 galibiyete çeviremez.

Sıfır puanı hiçbir sosyal medya paylaşımı üç puan yapamaz.

Eksik kadroyu hiçbir methiye tamamlayamaz.

İşte gerçek burada ortaya çıkıyor.


Başkan Ömer Atiker ve Konyaspor yönetimine açıkça soruyorum:

Kulüp bütçesinden gazetecilere düzenli ödeme yapılıyor mu?

Yapılıyorsa kimlere yapılıyor?

Hangi hizmet karşılığında yapılıyor?

Bu ödemeler sözleşmeli mi?

Yönetim kurulunun bilgisi dahilinde mi?

Kulübün muhasebe kayıtlarında nasıl gösteriliyor?

Ve en önemlisi:

Bu ödemelerin karşılığında yayın politikası veya içerik beklentisi var mı?

Eğer yoksa, açıklayın.

Varsa, yine açıklayın.

Çünkü Konyaspor’un kasası gizli kapaklı ilişkilerin finansman merkezi olamaz.

Konyaspor’un parası, Konyaspor için harcanmalıdır.

Altyapıya…

Transferlere…

Tesislere…

Oyunculara…

Kulübün geleceğine…

Gazetecilerin cebine değil.


Yıllardır bu şehirde “usta gazeteci” olarak anılan bazı isimlerin, kendilerini Konyaspor sevdalısı olarak tanımlayan bazı meslektaşlarımızın bu iddiaların içerisinde anılması ayrıca düşündürücü.

Çünkü mesleğin temel ilkesi bellidir:

Gazeteci bağımsız olmalıdır.

Kulüpten para alan bir gazeteci, o kulübü eleştirdiğinde kamuoyu haklı olarak “Acaba?” diye sorar.

Övgü yazdığında da aynı soru gelir:

Bu gerçekten gazetecilik mi, yoksa alınan paranın karşılığı mı?

İşte asıl mesele budur.

Ve eğer birileri yıllardır “Konyaspor aşkı” diye anlattığı şeyin aslında bir gelir kapısı olduğu iddiasıyla karşı karşıyaysa, bunu açıklamak da onların sorumluluğudur.

Belki de yıllardır yanlış anlamışızdır.

Belki sevda gerçekten armaya değilmiş.

Belki sevdanın adresi kulüp kasasıymış.


Ben burada kimseyi peşinen suçlamıyorum.

İddiaları ortaya koyuyorum.

Ve diyorum ki:

Konyaspor yönetimi açıklasın.

Gazeteciler açıklasın.

Kim ne aldı?

Neden aldı?

Ne karşılığında aldı?

Hangi hizmet verildi?

Kamuoyunun bilmeye hakkı var.

Çünkü ortada Konyaspor varsa, bu mesele birkaç yöneticinin veya birkaç gazetecinin özel meselesi değildir.

Bu, doğrudan doğruya Konyaspor camiasının meselesidir.

Ve tekrar söylüyorum:

Kulağımıza isimler geliyor.

Bugün isim vermiyorum.

Ama yarın, eldeki bilgi ve belgeler doğrulanır, gerekli şartlar oluşursa kimlerin bu sistemin içerisinde olduğunu da açık açık yazarım.

Kimse gazetecilik kimliğinin arkasına saklanarak sorumluluktan kaçamaz.

Kimse “usta gazeteci” sıfatını zırh olarak kullanamaz.

Kimse “Konyaspor sevdalısıyım” diyerek bu soruların dışına çıkamaz.

Çünkü gerçek sevgi, yanlışın üzerini örtmez.

Gerçek sevgi, alkışlamakla ölçülmez.

Gerçek Konyaspor sevdası, gerektiğinde Konyaspor yönetimine “Yanlış yapıyorsunuz” diyebilmektir.

Ve eğer bazıları bunu söylemek yerine kulübün parasından beslenerek yönetimin hatalarını makyajlamayı tercih ediyorsa, artık o sevginin adını da doğru koymak gerekir.

Sevgi mi?

Çıkar mı?

Bunu kamuoyu değerlendirecek.

Ama bir şeyden kimsenin şüphesi olmasın:

Konyaspor kimsenin şahsi çiftliği değildir.

Ne yöneticilerin…

Ne futbolcuların…

Ne de kulübü eleştirmek yerine yöneticileri memnun etmeyi tercih eden gazetecilerin.

Bu arma, hepimizden büyük.

Ve bu armayı kendi çıkarlarına alet eden kim varsa, zamanı geldiğinde hesabını kamuoyuna vermek zorunda kalacaktır.


Kalın sağlıcakla...

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

T***a Çe**n

27.08.2026 15:40

Adam gibi anlatan biri çktı sonunda.

Mustafa Korkmaz

Mustafa Korkmaz

Yazarın Diğer Yazıları