Açık

13°C
Konya

Kutunun Dışı 14

Kayıt Tarihi: 24.02.2026 19:40 - Son Güncelleme: 13.03.2026 13:48
YAZI
A

“Kutunun Dışı” serimiz sürüyor sevgili okurum. Çünkü amacımız artık bildiklerimizi, biliyor zannettiklerimizi sorgulamak ve içinde nesiller boyu kurulmuş saat gibi yaşadığımız ağzı sımsıkı kapatılmış o kutunun dışına çıkmak. Aynen bebeğin rahimden çıkması ya da cinin Alaaddin´in sihirli lambasından çıkması gibi. Sen değerlisin ve kimsenin seni o dar ve kara ajandasına tıkıştırmasına müsaade etmemelisin.

Şimdiii, gelelim bu haftaki hikâyemize.

Bir alıntıyla başlamak istiyorum söze. Nihan Kaya´nın Fildişi Kuyu adlı kitabında okudum, etkilendim ve seninle paylaşmak istedim. Sinan Çetin`in, Ayn Rand´ın bireyin önemini vurgulayan Hayatın Kaynağı (The Faunted, 1943) romanı için yazdığı önsözden bir parça bu:

“Dünya bizleri kurtarma ve bize iyilik etme aşkıyla dolu insanlar tarafından hep kana bulandı. Tarihteki bütün savaşlar yürekleri iyilikle dolup taşan, kendini bir dava uğruna feda ettiğini düşünen kurtarıcılar çıkardı. Hitler, Almanları; Stalin, işçileri; Mao, köylüleri kurtarmak için dünyayı kana buladı. Milyonlarca insan, kurtarıcıların şefkat dolu ellerinde can verdi. Onlar hep “biz” dediler, hiçbir zaman “ben” deyip kendilerini düşünmediler. Ama bilim, zenginlik, hayatı kolaylaştıran, yaşanır kılan her türlü zenginlik buluş ve bilgi kendi çıkarları için çalışan, işini iyi yapan bencillerin eseriydi. Onlar hiçbir zaman “biz” olmadılar. Sadece işlerini yapmaya çalıştılar ve bizlere rağmen başardılar.”

Evet, üzerinde düşünmeye değer satırlar, değil mi sevgili okurum?

“Ben, bencillik ya da kendin olmak” kavramları tartışılan ve biraz da tehlikeli görünen, umursamazlık çağrıştırmakla da sabıkalı kavramlar olarak hayatlarımızdalar. Ama belki de yeryüzüne en büyük faydaları; kendini bulmuş, “ben” diyebilen ve kitle bilincine kulak tıkayıp, dışlanmayı dahi göze alıp kendini bulduğu için de milyonlarca insana ışık tutabilen, onların sorunlarını çözebilen kimseler sağlıyorlar. Kalbindeki insanlık, çok büyük olan bireyler onlar. Birey olmak işte bu galiba.

Gerçek bencillik ise sürekli diğerlerinin yaşamlarına müdahale etmek, kendi üzerinde çalışmak ve değer üretmek yerine, aldığı nefesi, “Herkes yanlış sadece ben doğruyum” noktasına kadar getirebilmek cehaleti ve hadsizliğinde bulunmak olsa gerek. Evet, herkes yanlış ama bir tek “o” doğru olan insanlar var etrafımızda.

Cidden komik.

Ne yazık ki Promete´nin ateşi hediye ettiği insanlar tarafından yakılması hiç komik değil. Galileo ise dünya dönüyor dediği için “bizciler” tarafından türlü işkenceler maruz kalmıştı ve bu da komik değildi. Ama bir hakikat var ki ortada, o da bireysel aklın, bu Tanrısal armağanın kuru kalabalıklar tarafından amansız saldırıya uğramış olması ve bu da her çağın başat sorunu.

Kuru kalabalıklar, üretilen bu değerlerden sonuna kadar faydalandılar ve faydalanmaya da devam edecekler. Üreticilerini hiç merak etmeden ve yine yeniliklere ve değişimlere benzer biçimlerde kurşun sıkarak. Silahları hep dolu oldu ve yine dolu olacak, bu silahlarını da iyilik, diğergamlık kurşunlarıyla dolduracaklar. Dünya bir döngü ve hep aynı filmin izlendiği bir döngü. Sadece formlar değiştiği için dünya da değişiyor her çağda diye zannediyoruz. Suyu içtiğin bardak değişiyor yalnızca ve yine su içmeye devem ediyorsun 21. asırda da aynen 11. asırda olduğu gibi.

Aklıma geldi, Edison da anti-sosyal olmakla suçlanmış. Eh, sağ kalması da bir mucizedir diyorum. Artık bulduğu elektrik sayesinde sosyalleşenler Edison´un bu hatasını telafi etmişlerdir mutlaka. Bolca sosyalleşmişlerdir. Bilhassa dedikodu ve yargılama alanlarında.

Umalım ki “kendi benini” bulup değer üreten yani sağlıklıca bencilleşen bu insanların emeklerini dibine kadar kullanan ve sonrasında bölüşmek için birbirlerinin gözünü oymada türlü maharet sergileyen ama lafa geldiğinde kalpleri iyilik dolu olan bazı kimseler, kötülükleriyle de yüzleşme irfanını az da olsa gösterebilirler. Malum, artık ahir zamandayız ve kişinin kendini kandırma ustalığı da azalmaya başladı. Hani şu Platon´un dediği meşhur laf var ya, “İnsanlar kendi yalanlarının içinde yaşarlar.” İşte o yalan dünyada geriye sayım dönemindeyiz. Ne kadar sürer? Kıyamet yakın mıdır? Ya da aşama aşama kopmakta mıdır zaten? Elbette Allah bilir. Afiyet dolu iftarların olsun. Kendine çok iyi bak... Arada bir de Edison gibi anti-sosyal kal. Kıymelisin.


ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Habibe Nesrin Ertuğrul

Habibe Nesrin Ertuğrul

Yazarın Diğer Yazıları