KTO Seçimleri Öncesi Sert Çıkış: "Kim Bu Hayalet Fitneciler?"

Ekim ayında Konya iş dünyasının önemli gündemlerinden biri Konya Ticaret Odası seçimleri olacak.
Seçim yaklaştıkça kulisler hareketleniyor, telefonlar çoğalıyor, toplantılar yapılıyor.
Bunların hepsi son derece normal. Çünkü Konya Ticaret Odası seçimi, dışarıdan bakıldığı gibi “iki aday çıkar, üyeler gider oyunu verir” şeklinde basit bir seçim değildir. Meslek komiteleri, meclis üyelikleri ve yüzlerce insanın dahil olduğu oldukça kapsamlı bir seçim organizasyonundan bahsediyoruz.
Dolayısıyla KTO Başkanlığı için yola çıkmak da öyle sabah kalkıp “Ben adayım” demekle olacak bir iş değildir.
Ciddi bir karşılığınız, ekibiniz ve Konya iş dünyasında desteğiniz olması gerekir. Mevcut Başkan Selçuk Öztürk de yeniden aday. Şimdi önce hakkı teslim edelim.
Selçuk Öztürk’ü uzun yıllardır tanıyoruz. Konya Ticaret Odası Başkanlığı süresince bana göre başarılı bir yönetim ortaya koydu.
Sadece KTO içerisinde değil, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde de Konya’yı ve Konya iş dünyasını güçlü biçimde temsil etti.
Siyasi ilişkileri kuvvetli. İş dünyasıyla diyaloğu güçlü. Ankara’yla iletişim kurabilen, gerektiğinde Konya adına kapı açabilen bir isim. Üstelik bütün bunların yanında kişiliği, duruşu ve temsil kabiliyetiyle de bulunduğu makama yakışan bir başkan profili çizdi.
Elbette eksikleri olabilir. Eleştirilecek icraatları da olabilir. Zaten demokrasi dediğimiz şey de budur. Selçuk Öztürk’ü herkes sevmek zorunda değil. Herkes desteklemek zorunda hiç değil. Karşısına aday da çıkabilir. Çıkmalıdır da. Rekabet iyidir. Muhalefet iyidir. Farklı fikirler kurumları diri tutar. Ama muhalefet başka şeydir, fitne başka şey. Benim bugün üzerinde durmak istediğim mesele tam da burası.
Selçuk Öztürk’ün yeniden adaylığının konuşulmaya başlamasıyla beraber şehirde garip bir hava oluşturulmaya çalışıldı.
Birileri ortaya bir iddia attı:
“MÜSİAD Konya, Selçuk Öztürk’ü istemiyor.”
Peki kim söylüyor bunu? Belli değil. MÜSİAD’ın hangi yetkilisi söylüyor? Belli değil. Adı ne? Yok. Soyadı ne? Yok. Görevi ne? Yok.
Çıkıp kameraların karşısına geçerek; “Ben MÜSİAD üyesiyim, Selçuk Öztürk’ün adaylığına karşıyım ve gerekçelerim şunlardır” diyen var mı?
Ben görmedim.
Ama ne hikmetse gazetecilere yalan yanlış laf taşıyan hayaletler var. Kulis üretenler var. Birilerine telefon açıp birtakım şeyler fısıldayanlar var. Sağa sola haber gönderenler var. Kurumların adını kullanarak şehirde bir algı oluşturmaya çalışanlar var.
Sonra ne oldu?
MÜSİAD Konya kendi kurumsal mekanizmalarını çalıştırdı, konuyu değerlendirdi ve Selçuk Öztürk’ü destekleme yönünde iradesini ortaya koydu. Normal şartlarda tartışmanın burada bitmesi gerekir. Ama bitmiyor! Hâlâ bir yerlerden ses geliyor. Yine isim yok. Yine cisim yok. Yine açık açık konuşan yok. Ama dedikodu var. Fısıltı var. Kulis var. Fitne var.
İşte ben de buradan soruyorum:
KİM BU HAYALET FİTNECİLER?
Kardeşim, çık ortaya! Selçuk Öztürk’ü istemiyor musun? İstemeyebilirsin. Adaylığına karşı mısın? Olabilirsin. Başka bir aday mı istiyorsun? Onu da destekleyebilirsin.
Bunların tamamı son derece demokratik ve meşrudur. Ama çık ortaya. Adını söyle. Soyadını söyle.
“Selçuk Öztürk şunları, bunları eksik yaptı” de. Senin neyi fazla yapacağını anlat.. Biz de dinleyelim. Belki haklısın. Fikrini söyle, eleştirini yap.
Ama bir kurumun arkasına saklanıp o kurum adına konuşuyormuş görüntüsü vererek şehirde dedikodu üretmek başka bir şeydir.
Hele ki o kurum kendi iradesini ortaya koyduktan sonra hâlâ “MÜSİAD içerisinde şöyle düşünüyorlar, böyle düşünüyorlar” diyerek sağda solda dolaşmak artık muhalefet değildir. Bunun adı fitnedir. Ve Konya’nın en büyük problemlerinden birisi maalesef yıllardır budur. Bu şehirde bazen insanları yaptıkları işler değil, arkalarından çevrilen işler yoruyor. Birisi başarılı olur, paçasından çekmeye çalışan çıkar. Birisi bir makama gelir, daha koltuğuna oturmadan dedikodusu başlar. Birisi aday olur, karşısına çıkmaya cesaret edemeyenler koridorlarda operasyon yapmaya çalışır.
Gazeteci gazeteci dolaşıp yalan yanlış fitne taşıyanlar…
( Hiçbir gazeteci arkadaşımız bu fitnecilere aparat olmadı, Konya da fitnecilere aparat olacak gazeteci arkadaşımızda yok )
Birinin kulağına başka, ötekinin kulağına başka şey fısıldayanlar… İnsanları birbirine düşürmeye çalışanlar… Kendi söylemeye cesaret edemediği sözü gazetecinin kaleminden söyletmeye çalışanlar… Sonra da kenara çekilip ellerini ovuşturarak olanı biteni seyredenler…
Siz muhalefet değilsiniz kardeşim. Muhalefetin bir omurgası olur. Muhalefetin bir fikri olur. Muhalefetin bir alternatifi olur.
***
Ve en önemlisi;
Muhalefetin bir adı olur! Ben yıllardır söylüyorum. Konya’nın enerjisini birbirimizi aşağı çekmeye değil, birbirimizi yukarı taşımaya harcamamız gerekiyor. Anadolu’nun üretim gücü en yüksek şehirlerinden biriyiz.
Sanayicimiz var. İhracatçımız var. Tüccarımız var. Girişimcimiz var. Türkiye’nin dört bir yanında başarı hikâyesi yazan Konyalı siyasetçilerimiz, bürokratlarımız, iş insanlarımız var.
Böyle bir şehrin iş dünyasına yakışan şey dedikodu değil, projelerin yarışmasıdır.
Selçuk Öztürk’ün karşısına çıkacak bir aday varsa çıksın. Ekibini kursun. Projelerini anlatsın. “Selçuk Öztürk şunları yapamadı, ben bunları yapacağım” desin. Konya iş dünyasının karşısına geçsin.
Üyeden destek istesin. Kazananı da herkes tebrik etsin. İşte medeniyet budur. İşte demokrasi budur. İşte Konya’ya yakışan budur.
Ama ortada aday yokken, proje yokken, isim yokken, sadece sağdan soldan fısıltılar yükseliyorsa orada başka bir problem vardır. Ben Selçuk Öztürk’ü eleştiren herkese “fitneci” demiyorum.
Bunun özellikle altını çiziyorum. Açık kimliğiyle konuşan, eleştirisini ortaya koyan, başka bir adayın daha iyi olacağını savunan herkesin fikrine saygım var.
Benim sözüm; Perdenin arkasına saklanıp kukla oynatanlara. Benim sözüm; kurumların ismini kendisine kalkan yapanlara.
Benim sözüm; Gazetecileri birilerine arattırıp şehirde algı oluşturmaya çalışanlara.
Benim sözüm; taşı atıp elini saklayanlara. Çünkü Konya’nın artık bunlarla kaybedecek zamanı yok.
Ekim ayında sandık kurulacak.
KTO üyeleri iradesini ortaya koyacak. Selçuk Öztürk başarılı bulunuyorsa devam edecek. Başka bir isim daha fazla güven kazanırsa o gelecek. Buna karar verecek olan birkaç karanlık odada fısıldaşan insan değil, Konya iş dünyasının kendisidir.
O yüzden son kez soruyorum:
Kim bu hayalet fitneciler? Cesaretiniz varsa çıkın ortaya. Adınızı koyun. Fikrinizi koyun. Adayınızı koyun. Projenizi koyun. Konya iş dünyasının karşısına çıkın.
Ama kurumların arkasına saklanarak, gazetecilere yalan yanlış laf taşıyarak, insanları birbirine düşürerek siyaset ve ticaret dizayn etmeye çalışmayın.
Çünkü bu şehirde gerçek muhalefete de ihtiyaç var, rekabete de ihtiyaç var, eleştiriye de ihtiyaç var. Ama fitneye ihtiyacımız yok. Hatta belki de Konya’nın önündeki mesele sadece kimin KTO Başkanı olacağı değildir.
Asıl mesele;
Bu şehrin, yıllardır perde arkasından insanları birbirine kırdıran bu hayalet fitnecilerden ne zaman kurtulacağıdır.
YORUM YAP




