Çok Bulutlu

18°C
Konya

Ramazan Erkoyuncu: Küresel Ticaretten Soframıza: Tarımın Stratejik Yolculuğu

Ramazan Erkoyuncu: Küresel Ticaretten Soframıza: Tarımın Stratejik Yolculuğu
Kayıt Tarihi: 01.05.2026 09:40 - Son Güncelleme: 01.05.2026 10:57
YAZI
A

Ülkelerin ve geleceğin eskimeyen tek mesleği tarımdır. Tarım, insanlık tarihi boyunca olduğu gibi bugün de dünyanın vazgeçilmez önceliklerinden biridir. Tarım bir tercih değil, mecburiyettir. Ülkelerin bağımsızlığı da, ekonomik gücü de, toplumsal huzuru da doğrudan tarımla ilişkilidir. Küresel ölçekte 9 trilyon dolarlık bir hacme ulaşan tarım ticaretinin 4 trilyon dolarlık kısmının Türkiye ve çevresinde dönüyor olması, bizim için sadece bir fırsat değil, aynı zamanda kaçırılmaması gereken stratejik bir sorumluluktur.

2020–2022 yılları arasındaki pandemi sürecinin, Rusya-Ukrayna savaşının ve Ortadoğu’daki istikrarsızlığın etkileri henüz tam olarak ortadan kalkmamışken; ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve kısa sürede tüm Ortadoğu ile Arap Yarımadası’na yayılan çatışmalar, küresel ölçekte olduğu gibi Türkiye’nin tarımsal ticaretini de ciddi biçimde etkilemiştir. Mevcut gelişmeler, bu etkinin önümüzdeki dönemde de süreceğine işaret etmektedir.

Son yıllarda yaşanan pandemi, savaşlar ve bölgesel krizler açıkça göstermiştir ki tarımın önemi artmaktan öte, ne denli hayati olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Tedarik zincirlerinin kırıldığı, rafların boşaldığı ve maliyetlerin öngörülemez hale geldiği bir dünyada yaşıyoruz. Böyle bir tabloda tarımı ikinci plana atan hiçbir ülkenin ayakta kalma şansı yoktur.

Türkiye olarak önceliğimiz; kendi insanımızın temel ihtiyaçlarını karşılayacak ve ithalat açığımızı azaltacak bir üretim planlaması yapmak olmalıdır. Tarımsal ekosistemin tamamlayıcı unsuru olan hayvancılığı da ithalata bağımlılıktan kurtaracak şekilde yeniden yapılandırmalıyız.

Bu hedeflere ulaştıktan sonra, başta komşu coğrafyalar olmak üzere tarımsal ticarette güçlü bir aktör haline gelebiliriz. Bunun için; üretimi planlayan, üreticiyi koruyan ve sürdürülebilirliği esas alan politikalara ihtiyaç vardır.

Artık tarımda eski yöntemlerle yol alma şansımız yok. Teknoloji ile entegre olmayan bir tarım anlayışı, rekabetin tamamen dışında kalmaya mahkûmdur. Bugün otomasyon sistemleri, hassas tarım uygulamaları, akıllı makineler ve veri temelli üretim modelleri sayesinde tarımda yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönüşüm, sadece verimliliği artırmakla kalmıyor; aynı zamanda maliyetleri düşürüyor, üreticinin yükünü hafifletiyor.

Bitkisel üretimde uygulanan üretim planlaması ve desteklerle 2025-2027 dönemini kapsayan 3 yıllık bitkisel üretim destekleri açıklandı. Destekleme programı planlı üretimin girdi maliyetlerinin yapıldığı yıl yapılacak olursa tarımsal üretimde arz güvenliği açısından çığır açacak bir süreç yaşanacaktır.

Türkiye gibi kurak ve yarı kurak bir ülkede suyu doğru yönetemiyorsak, tarımı konuşmanın anlamı kalmaz. Yağış rejimindeki düzensizlikler artık geçici değil, kalıcı bir risk haline gelmiştir. Tarımı suya göre değil, suyu tarıma göre planlamak esastır.

Ancak kuraklığın giderek arttığı günümüzde, yalnızca su varlığına göre üretim hedefi yeterli değildir. Su tasarrufunu esas alan ve tarıma uygun su teminini önceleyen bir yaklaşım benimsenmelidir. Özellikle Orta Anadolu’da yağış yetersizliği tarımı tehdit etmektedir.

Bu nedenle “Milli Su Planı, Havza Bazlı Su Yönetimi" ve havzalar arası su transferi projeleri acilen devlet projesi olarak ele alınmalıdır. Gündemde olan "Su Kanunu", Orta Anadolu ve Türkiye'nin en önemli gündem maddesi olmalıdır.

Öte yandan üreticimizin en büyük sorunlarından biri de girdi maliyetlerindeki öngörülemezliktir. Küresel dalgalanmalar, savaşlar ve ekonomik belirsizlikler, çiftçimizin plan yapmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle destekleme politikalarının sadece açıklanması değil, doğru zamanda ve üretim süreciyle uyumlu şekilde uygulanması hayati önem taşımaktadır.

Tarımda sürdürülebilirliği sağlayacak bir diğer temel unsur ise birlikte hareket etme kültürüdür. Her çiftçinin ayrı ayrı büyük yatırımlar yapması yerine, kooperatifleşme ve ortak kullanım modelleriyle daha güçlü bir yapı oluşturulmalıdır. “Birlikten kuvvet doğar” anlayışı, tarımda sadece bir söz değil, bir zorunluluktur.

Sonuç olarak tarım, bu ülkenin geleceğidir. Tarım, ertelenebilecek bir alan değildir ve milli güvenlik meselesidir.

Biz üretmek zorundayız çünkü üretmeden güçlü olamayız.

Çalışarak üretiriz, üreterek güçleniriz ve biz bu gücü sonuna kadar inşa etmeye kararlıyız.

PANKOBİRLİK Genel Başkanı ve Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan ERKOYUNCU

KOBİ KONYA DERGİSİ

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nöbetçi Eczane

Benzer Haberler

Kategorideki Diğer Haberler