Serap Arı: Bir Ömrün Duası: Konya’dan Kutsal Topraklara Vefa Yolculuğu

İnsan hayatı boyunca pek çok yere gitmek ister. Kimi görmek istediği bir şehrin, kimi çocukluğundan beri merak ettiği bir ülkenin hayalini kurar. Fakat bazı yolculukların insanın gönlündeki yeri çok daha başkadır. Mekke ve Medine yolculuğu da birçok insan için böyledir. Yıllarca beklenen, her duada biraz daha büyüyen, imkânlar elvermediğinde ertelenen ama gönülden hiç çıkarılmayan bir özlem…
Kâbe’yi ilk kez karşısında görmek, Medine’nin manevi atmosferini yaşamak ve yıllardır dualarda adı geçen kutsal topraklara ayak basmak… Özellikle hayatının önemli bir bölümünü geride bırakmış insanlar için bu yolculuk, çoğu zaman bir seyahatten çok daha fazlasını ifade eder.
Ancak her istek gibi bunun gerçekleşmesi de imkânlarla bağlantılıdır. Ekonomik şartlar, aile sorumlulukları ve hayatın getirdiği başka güçlükler nedeniyle yıllarca hac veya umreye gidemeyen çok sayıda insan vardır.
Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından 2026 yılında hayata geçirilen “Vefa Umresi” projesi, işte böyle yıllardır bekleyen insanların gönüllerindeki özleme dokunan bir çalışma olarak ortaya çıktı.
Adında Saklı Bir Anlam: Vefa
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay tarafından 24 Mayıs 2026 tarihinde duyurulan proje; daha önce hac veya umre ibadetini gerçekleştirme imkânı bulamamış, ekonomik imkânları sınırlı büyükler ile gazileri kutsal topraklarla buluşturmayı amaçlıyor.
Projenin adının “Vefa Umresi” olması ise oldukça anlamlı. Çünkü vefa; hatırlamak, verilen emeği unutmamak ve hayatın belirli bir döneminde insanların yanında olabilmektir. Bu açıdan bakıldığında proje yalnızca insanların Mekke ve Medine’ye gönderilmesinden ibaret değil. Yıllarca ailesine, çevresine ve yaşadığı şehre emek vermiş insanların uzun zamandır gönüllerinde taşıdıkları bir isteğin gerçekleşmesine vesile olmayı hedefleyen sosyal bir çalışma niteliği taşıyor.
Konya’nın tarih boyunca taşıdığı manevi kimlik düşünüldüğünde projenin şehirle kurduğu bağ da ayrıca dikkat çekiyor. Mevlânâ’nın şehri olarak anılan, yüzyıllardır farklı coğrafyalardan insanların manevi yolculuklarına ev sahipliği yapan Konya’dan bu kez başka bir manevi yolculuğa kapı açılıyor: Mekke ve Medine’ye…
Yıllardır Beklenen Hayale Açılan Kapı
Vefa Umresi’nden yararlanacak kişiler için belirli şartlar bulunuyor. Başvuru sahiplerinin 60-75 yaş arasında olması, en az beş yıldır Konya’da ikamet etmesi ve daha önce hac veya umre yapmamış olması gerekiyor. Hane gelirine ilişkin ekonomik kriterler de uygulamada yer alıyor. Böylece öncelikle kutsal topraklara gitmek isteyen ancak maddi şartlar nedeniyle bu isteğini gerçekleştiremeyen vatandaşlara ulaşılması hedefleniyor.
Hak sahiplerinin belirlenmesinde ise noter huzurunda gerçekleştirilen kura yöntemi uygulanıyor.
İlk kafile için 29 Haziran 2026 tarihinde Taş Bina Kültür Sanat’ta gerçekleştirilen kura, belki de projenin en duygusal anlarından birine sahne oldu. İsmini duyan insanların sevinci, aslında bu yolculuğun onlar için ne ifade ettiğini uzun cümlelerden daha iyi anlatıyordu.
Çünkü kurada okunan her ismin arkasında başka bir hayat hikâyesi vardı.
Kim bilir kaç yıldır beklenen bir yolculuk, o gün birkaç saniye içerisinde gerçeğe dönüşüyordu. Belki yıllardır “Bir gün nasip olur mu?” diye düşünen insanlar ilk kez gerçekten bavullarını hazırlamaya başlayacaktı.
İşte Vefa Umresi’nin insana dokunan tarafı da tam burada ortaya çıkıyor. Rakamların ve resmî açıklamaların arkasında, yıllarca beklemiş insanların hikâyeleri bulunuyor.
İlk Kafile Kutsal Topraklarda
Hazırlıkların ardından Vefa Umresi’nin ilk kafilesi 24 Ağustos 2026 tarihinde kutsal topraklara uğurlandı. Yolculuğun Mevlid Kandili dönemine denk gelmesi de kafile için ayrı bir anlam taşıdı.
Artık yıllardır fotoğraflardan görülen, televizyondan izlenen ve gidenlerden dinlenen Mekke ve Medine gerçek bir yolculuğun duraklarıydı.
Kâbe’yi ilk kez görmek…
Belki insanın yıllardır içinde biriktirdiği bütün cümlelerin bir anda sustuğu anlardan biridir. Çünkü bazı duygular anlatıldığında eksik kalır; ancak yaşandığında anlaşılır.
İlk kafilede bulunan Konyalılar da umre ibadetlerini gerçekleştirdikten sonra 3 Eylül’de Konya’ya döndü. Kafileyi karşılayan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, projenin devam edeceğini belirterek bundan sonraki süreçte her ay 150 kişilik bir kafilenin kutsal topraklara gönderilmesinin planlandığını açıkladı.
Böylelikle Vefa Umresi, bir defaya mahsus gerçekleştirilen bir organizasyon olmaktan çıkarak devamlılığı hedeflenen bir sosyal proje hâline geldi.
Ardından yeni kafileler için çalışmalar sürdürüldü. Üçüncü kafilede yer alacak vatandaşlar 3 Eylül’de noter huzurunda yapılan kura ile belirlenirken, ikinci kafile de 11 Eylül 2026 tarihinde dualarla kutsal topraklara uğurlandı.
Her kafileyle birlikte Konya’dan Mekke ve Medine’ye yeni hikâyeler taşınmaya başladı.
Gençlerin Yolculuğu Siyerle Başladı
2026 yılında Konya’da umreyle ilgili dikkat çeken çalışmalar yalnızca ileri yaştaki vatandaşlarla sınırlı kalmadı. Gençlere yönelik gerçekleştirilen “Konya Geneli Umre Ödüllü Siyer Bilgi Yarışması” da bu alandaki önemli çalışmalardan biri oldu.
Konya’nın 31 ilçesindeki 5-12. sınıf öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen yarışma; gençlerin Hz. Muhammed’in hayatını, örnek ahlakını ve değerlerini okuyarak öğrenmelerini teşvik etmeyi amaçladı.
Yarışma 5-6, 7-8, 9-10 ve 11-12. sınıflar olmak üzere dört kategoride gerçekleştirildi. Ön elemenin ardından yapılan final sınavı sonucunda her kategoride ilk 25’e giren öğrenciler belirlendi ve toplam 100 öğrenci umre ödülü kazandı.
Projenin aileyi sürece dâhil eden yönü ise ayrıca dikkat çekiciydi. Umre hakkı kazanan öğrencilerin anne ve babaları da yolculuğa dâhil edildi. Böylece 100 öğrenci ve aileleriyle birlikte toplam 300 kişinin kutsal topraklara gitmesine imkân sağlandı.
Bu yönüyle proje yalnızca bir yarışma ödülünün ötesine geçti. Bir gencin anne ve babasıyla birlikte Mekke ve Medine’ye gitmesi, aynı hatırayı ailece paylaşması ve yıllar sonra bile anlatabileceği ortak bir manevi hafıza oluşturması açısından farklı bir anlam kazandı.
İlk kafile dokuz günlük umre programının ardından 16 Ağustos 2026’da Konya’ya döndü. Bir tarafta ömrünün ilerleyen dönemlerinde kutsal topraklara kavuşan büyükler, diğer tarafta Hz. Muhammed’in hayatını okuyup öğrenerek ailesiyle bu yolculuğa çıkan gençler…
İki farklı kuşak, iki farklı hikâye; fakat aynı istikamete uzanan bir yolculuk.
Geçmişten Günümüze Hac Hatıraları
Konya’da 2026 yılında gerçekleştirilen bir diğer çalışma ise geçmişte yapılan hac yolculuklarını günümüz insanıyla buluşturdu.
Konya Büyükşehir Belediyesi Depo No:4’te açılan “Hac Hatırası – Cumhuriyet Dönemi Hac Yolculukları ve Hatıraları Sergisi”, hac yolculuklarının geçmişten günümüze taşıdığı kültürel ve toplumsal hafızayı görünür kıldı.
Bugünün ulaşım imkânlarıyla birkaç saat içerisinde gidilebilen kutsal topraklara geçmiş dönemlerde ulaşmak günler, hatta şartlara göre çok daha uzun süreler alabiliyordu. Hac yolculuğundan getirilen küçük bir eşya, bir fotoğraf, bir kartpostal veya yıllarca saklanan bir hatıra bu nedenle aileler için son derece kıymetliydi.
Zaman geçtikçe bu eşyalar yalnızca bir kişinin hatırası olmaktan çıkarak dönemin hac kültürünün de tanığı hâline geldi.
31 Temmuz’a kadar ziyarete açık tutulan sergi, bu hatıraları yeniden gün yüzüne çıkararak geçmiş kuşakların hac yolculukları ile günümüz arasında bir köprü kurulmasına katkı sundu.
Böylece 2026 yılında Konya’da gerçekleştirilen çalışmalar aslında birbirini tamamlayan bir bütün oluşturdu. Hac Hatırası Sergisi geçmişi hatırlatırken, Vefa Umresi bugünün büyüklerine dokundu; Siyer Bilgi Yarışması ise çocukları ve gençleri bu manevi mirasın içerisine dâhil etti.
Bir Şehir, Bir Yolculuk ve Vefa
Şehirlerin gelişmişliği çoğu zaman yollarıyla, ulaşım sistemleriyle, parklarıyla, altyapısıyla ya da büyük yatırımlarıyla anlatılır. Elbette bütün bunlar modern şehirlerin vazgeçilmez ihtiyaçlarıdır. Ancak şehirlerin bir de rakamlara sığmayan tarafı vardır: insanları.
Bir şehrin yaşlısı, genci, çocuğu; yıllarca o şehirde yaşamış insanları, hatıraları ve hayalleri de şehrin kimliğinin parçasıdır.
Sosyal belediyeciliğin anlamı da biraz burada ortaya çıkıyor. Bazen yapılan bir çalışma binlerce kişiye aynı anda ulaşır, bazen de bir insanın yıllardır içinde taşıdığı tek bir hayalin gerçekleşmesine vesile olur. Her ikisinin de şehir hayatında farklı bir karşılığı vardır.
Vefa Umresi bu açıdan değerlendirildiğinde Konya’da yaşayan ve ekonomik nedenlerle kutsal topraklara gidememiş insanların uzun zamandır taşıdıkları bir isteğe ulaşmayı hedefleyen farklı bir sosyal belediyecilik örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Belki bir anne yıllarca Kâbe’yi yalnızca televizyondan izledi.
Belki bir baba her umre kafilesi uğurlandığında “Bize de nasip olur mu?” diye düşündü.
Belki bir gazi, Mekke ve Medine’yi görebilmeyi yıllardır gönlünün bir köşesinde sakladı.
Şimdi onların bir kısmı Kâbe’nin karşısında ellerini duaya açtı, Medine’nin sokaklarında yürüdü ve yıllardır görmek istediği topraklara kavuştu. Sonra yeniden Konya’ya, evlerine ve ailelerine döndüler. Fakat bu kez yanlarında yalnızca bavulları değil, ömürlerinin sonuna kadar anlatabilecekleri hatıraları da vardı.
Belki de vefa tam olarak budur: Bir insanın yıllardır içinde taşıdığı bir hayali görmek, onu hatırlamak ve gerçekleşmesine vesile olabilmek.
Konya’dan Mekke ve Medine’ye uzanan bu yolculuk da yalnızca gidilen kilometrelerle anlatılabilecek bir yolculuk değil. Arkasında bekleyişler, dualar, aileler ve farklı hayat hikâyeleri var.
Ve bazen bir şehirde yapılan en anlamlı çalışmalar, geride büyük yapılar değil, insanların hafızasında unutulmayacak güzel bir hatıra bırakır.
Vefa Umresi de 2026 yılında Konya’dan kutsal topraklara uzanan böyle bir hatıranın adı oldu.
YORUM YAP


