Büyüklenme, Limitlisin!

22.06.2020 - 11:51
Yorum Yap
Müşerref Özdaş

Müşerref Özdaş

Dünyada görülmeye, duyulmaya, bilinmeye, yaşanmaya değer çok şey var ama bu nasıl olacak? Duyularımız yeterli mi, her şeyi görüyor, duyuyor ve biliyor muyuz? Biyolojik olarak gözlerimiz görüyor, kulaklarımız duyuyor ve aklımız çalışıyor olabilir. Bütün bunlar insanı, dünyayı ve evreni anlamaya yeter mi?

Hayır, yetmez.

Peki, neden?

Biraz düşünelim.

Göz, yaşanılan çevreyi tanımak, fark etmek, tek başına yardımsız yaşayabilmek konusunda önemli bir organdır ancak insanlar dâhil olmak üzere basit ya da gelişmiş göz yapısına sahip olan tüm canlılarda görme duyusu sınırlıdır. Canlılar her dalga boyunu göremez, sadece algılayabildiği dalga boylarına bağlı kalarak yaşamı ve durumları yorumlayabilir.

Görünür Işıkla Sınırlıyız

Güneşten yayılan elektromanyetik radyasyon (elektromanyetik tayf) farklı dalga boylarına sahiptir. İnsanlar sadece görünür ışık denilen sınırlı bir alandaki (tüm elektromanyetik spektrumun yaklaşık olarak yüzde 0,0035’i) dalga boylarını görebilmektedir çünkü gözdeki fotoreseptör denilen özelleşmiş hücreler (koni hücreleri) elektromanyetik bandın bu aralığına duyarlıdır. Görünür ışık 380 ile 700 nm (nanometre: milimetrenin milyonda biri ya da metrenin milyarda biri) arasındaki dalga boylarına sahiptir. Diğer bölgeler insanların biyolojik olarak algılama limitinin dışındadır yani mor ışıktan sonrası (mor ötesi, X ışınları ve gama ışınları ) ve kırmızıdan sonrası ( kızılötesi, mikrodalga, radyo dalgaları ) insanlar tarafından çıplak gözle görülememektedir.

Yılanlar Kızılötesi Işınları Görebiliyor

İnsanlar dâhil sıcakkanlı canlılar kızılötesi ışınım yaparak ısı yaymaktadır. İnsanların göremediği kızılötesi dalga boyları bazı hayvanlar tarafından fark edilebilmektedir. Örneğin, yılanlar kafalarındaki kızılötesi sensörler sayesinde geceleri etraftaki canlıları ısı şeklinde algılayarak görmekte ve kolayca avlanabilmektedir.

Arılar UV Işınlarını Görebiliyor

Arılar UV (ultraviyole ya da mor ötesi) ışınları görme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle arılar bir çiçeğin rengini insanlardan çok farklı görmekte, UV ışık desenlerini görmeleri sayesinde çiçeklerin doğrudan polenlerine ulaşabilmektedir. Arı gibi böceklerden başka bazı balıklar, kaplumbağalar, kertenkeleler, kuşlar ve bazı memeliler (kemirgenler, ren geyikleri)  UV dalga boylarını görebilmekte ya da tepki gösterebilmektedir.

Görmesek De Yararlanıyoruz

Bugünlerde coronavirüs salgını nedeniyle sık duyulan morötesi ışınlar, mikropların arındırılması ( UV hava sterilizasyonu) işlemlerinde ve sahte paraların tanınmasında kullanılabilmektedir. Kızılötesi ya da infrared ışınlar da insanların yaşamında farklı alanlarda kullanılmaktadır. Bu alanlardan biri TV kumandalarıdır. İnsan vücudu da ısı şeklinde kızılötesi bölgede ışınım yapar. Termal kameralar ve gece görüş gözlükleriyle kızılötesi dalga boyları ve dolayısıyla bunları yayan canlılar algılanabilmektedir. İnsanların göremedikleri fakat atmosferde veri taşıyan radyo dalgaları (frekansları çok küçük olan uzun dalga boyları) ile insanlar radyo ve TV dinleyebilmekte, izleyebilmektedir. Telefon ve telsizle haberleşme de temelde radyo dalgaları sayesinde, belirli frekans aralıklarında gerçekleşmektedir.  Dünya dışındaki yıldızlar, gezegenler, kuyrukluyıldızlar gibi gök cisimlerinden de radyo dalgaları, kızılötesi dalgalar yayılmakta, özel aletlerle algılanarak bunların gözlemleri ve takipleri yapılmaktadır.

Her Sesi Duyamıyoruz

Her dalga boyunun görülememesi gibi her titreşim de duyulamaz. İnsanlar sadece 20-20000 Hertz (Hz) arasındaki, mavi balinalar ise 2 ile 20 Hz arasındaki titreşimleri duyabilir. Güvercinler 0,1 Hz, filler 1 ile 20.000 Hz, katil balinalar 0,5 ile 125.000 Hz, yarasalar 2000 ile 110.000 Hz, köpekler 65 ile 45.000 Hz arası titreşimleri duyabilmektedir.

Görülüyor ki insanlar sadece izin verildiği kadarını görmekte, duymakta, anlamaktadır.  Bu gerçeklere rağmen birçok insanın fütursuzca her şeyi bildiğini, anladığını iddia etmesi büyüklük taslamaktan başka bir şey değildir. İnsanlar büyüklenmek yerine sınırlı duyularla da olsa araştırmalı, kafa yormalı, bilgiye değer vermeli, gerekirse tartışmalı ama bunu kavgaya, hakarete ve yıkıma dönüştürmemeli, doğru ile yanlışı ayırt etmeye, yaşamı ve olguları anlamaya çalışmalıdır.

Dünya denilen bu küçük ve geçici evde herkesin onurlu yaşayabilmesi, geriye sadece güzellikler ve iyilikler bırakabilmesi dileğiyle…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZIN

Hava Durumu
+7
°
C
H: +
L: +
Konya
Çarşamba, 04 Aralık
7 Günlük Hava Tahmini
Pe Cu Ct Pz Pt Sa
+ + + + + +10°
-2° -1° + +
Gazeteler