ÖLÜMÜN SOĞUK DOĞUMUN SICAK YÜZÜ

01.08.2021 - 17:07
Yorum Yap
Süreyya Tanaçar

Süreyya Tanaçar

Merhabalar.
 
İlk köşe yazımın geri dönüşleri ve tüm iltifatlar için çok teşekkür ederim. O gün annem “kızım çöpü at” dediğinde “anne sen bir köşe yazarından çöp atmasını nasıl istersin” dedim . Sensörlü kapılar bile beni görünce açılıyorsa “Tamam ben oldum” dedim . Ama iş tekrar yazmaya gelince, hadi bakalım konu ne olacak diye kalakaldım.  Az yazılmış, pek değinilmemiş, çok az insanın yaşayabileceği neyi anlatabilirim diye düşündüm. Bunları yaşamamış olanlara bilgi kaynağı olsun istedim. 
 
Bir yıl içinde yaşadığım iki mucizeyi anlatmaya karar verdim. Amacım asla kimseyi üzmek değil. Hayatta en son isteyeceğim benim yüzümden birinin üzülmesidir. Umarım anlatmak istediğimi iyi ifade edebilirim.
 
Bir Pazar günü annem bende iken babam bir akraba düğününden sonra yanımıza geldi. Çok heyecanlıydı. Eski ahbapları görmüştü ve coşkuyla anlatıyordu. Çay içiyorduk. Sonra babam birden yere yığıldı. Beş dakika geçmeden ilkyardım ekibi gelmişti. Gerçi o durumda zaman kavramınız kayboluyor. Ne kadar zaman geçtiğini asla bilemeyeceğim. Benim melek babam bizi bırakıp gerçek evine gitmişti. İlk andan itibaren tüm bu süreçte ruhum sanki bedenimden çıkmış başka bir yerden olup biteni izliyordu. Koşuşturmalar, çırpınışlar, müdahaleler, isyanlar, kabul edişler. Her şey belli bir ahenkte, senkronize şekilde gerçekleşirken, bedenim çırpınıp dururken izledim.  Bu ahenk içindeki oluşumu değiştiremeyeceğimi seyreden “ben” biliyordum. Hayatın içindeki yaşayan “ben”, kabullenmiyordum. Sonrasında da hep “acaba ilacı daha önce mi vermeliydik, ilkyardım geç mi gelmişti, kalp masajını doğru yapamamış mıydım, belki de çay içmemeliydi, keşke düğüne gitmeseydi pilav mı ağır gelmişti, mutlaka bir şeyleri yanlış yapmış olmalıydık”. Hesaplaşmam hiç bitmedi. 
 
Aylar sonra ablamın, yeğenimi doğuruşunu canlı seyrettim. O zamanlar doğumhaneye girmek yasaktı. Bir kargaşa sonucu içeride kalmıştım. Böylece doğumu yaptıran sağlık ekibi dışında canlı izlenemeyen doğumu seyrettim.   Hangi anne kendi yaptığı doğumu canlı izleyebilir ki. Muhteşemdi. Can içinden canın dünyaya gelişi inanılmazdı. İlklerin hepsi muhteşemdi. Bebek doğduğu anda çocuk doktoru bebeği annenin yanındaki paravanın arkasına aldı. Ben hem anneyi hem bebeği net görebiliyordum. Bebek ağlamıyordu, cansız gibiydi ve mordu. Yavaşça doktorun kulağına “neden mor”  diye sordum. Bu arada ablam sürekli “ağlamıyor, sağlıklı mı, her şeyi tam mı” diye bağırarak sorular soruyordu. Kendini ve acısını tamamen unutmuştu. Çocuk doktoru “mor değil, ısıtıcı ışık yüzünden öyle görünüyor” dedi. Bu arada seri şekilde işini yapıyordu. Bebeğin ağzına, burnuna hortumlar sokarak solunum yolunu temizliyordu. Ben doktorun işine engel olmamaya çalışarak yine kulağına “neden nefes almıyor” dedim.  Doktor gülümseyip “dur daha motoru çalıştırmadık” dedi. Sonra bebeğin ayağını eline alıp “haydi bismillah” deyip tabanına tokat attı. Bir anda bebeğin göğsü kalktı indi ve çığlık çığlığa ağlamaya başladı. Doğumhane, hayatımız, dünyamız hayatla doldu. 
 
 Bir yıl içerisinde gerçekleşen bu iki mucizeden biri olan ölümün soğuk yüzü beni yerin en dibine gömerken diğeri yani doğumun sıcak yüzü göğün en üstüne çıkarmıştı.  Bana hayatı öğretmeye çalışan bu iki mucizeden çok şey öğrendim. Ve hayatı öğrenmeye devam ediyorum.
 
Sevgi ve Sağlıkla kalın. Ne olursa olsun öğrenmeye devam edin  
 
 

YORUM YAZIN

Hava Durumu
+7
°
C
H: +
L: +
Konya
Çarşamba, 04 Aralık
7 Günlük Hava Tahmini
Pe Cu Ct Pz Pt Sa
+ + + + + +10°
-2° -1° + +