SEVDİKLERİMİZİ DEĞİŞTİRME SAPLANTIMIZ.!

27.08.2020 - 13:07
Yorum Yap
Hikmet Peker

Hikmet Peker

Sevdiklerimizden yada sevenlerimizden yüzde yüz verim alamadığımız veya menfaat beklentimiz karşılık bulmayınca, bir anda olmasa da, farkında olmadan frekans değişimine evrildiğimiz, aşikar bir gerçeğimizdir.

Toplum içerisinde gerek siyasi, sportif ve kültürel anlamdaki konumumuz ve beklentilerimiz ile gerekse özel duygusal hayatımızdaki bazı konulardaki beklentilerimizin gerçekleşmesi ümidiyle arayış ve ön değerlendirme aşamalarımız sonrası kendimize yakın tercihlere yakınlaştığımız ve sosyal ilişkiye başladığımız noktaya kadar bir sorun yokken..

Muhatabımızla olan ilişkilerimizin başladığı andan itibaren başlayan “Mücadele Serüveni” sürecimizi, genel anlamda şöyle bir düşündüm de ne kadar, nankör ve bencil bir yaratık olduğumuz gerçeğinin altını bir kez daha çizmek durumunda kaldım.

Beğenip hoşlandığımız ve sonrası sevgi besleyip aşık bile olduğumuz, karşı cinsten biriyle olan medeni münasebetlerimizi düşündüm de… Bir noktadan sonra hemen hemen bütün çabamızın “Karşımızdaki kendimize dönüştürme ve değiştirme..” gayreti ve hatta kavgasından ibaret olduğunu gözlemledim.
Daha dünlerdeki mevcutları ile beğenip sevdiğimiz ve bu gerekçeyle hür irademizle frekans ayarımızı bile buna göre revize ettiğimiz muhatabımızı, bugünlerde hatta yarınlar için nasıl değiştirme takıntısı, hatta saplantısına girdiğimizin gerçeğinin acaba kaçımız farkında yada yüzde ne kadarımız farkında bile olmadan bu saplantının içerisinde ne felaketlere doğru kulaç atmaktalar.

Aynı durum sportif ve siyasal ilişkilerimizde de mevcuttur. Kişi bilerek isteyerek ve tercih ederek mensubu olduğu yada aidiyet duyduğu bir kulüp, dernek yada partideki sosyal münasebetleri belli bir seviyeye geldikten sonra başlıyor, tıpkı yukarıdaki örnekte olduğu gibi, tıpatıp kendi görüş ve düşüncesinde bir modele dönüştürme çabasıyla, gereğini yapmanın plan ve uygulamalarına. İlla değiştirecek ve yüzde yüz kendi istediği gibi bir yapıda kendine de uygun bir pozisyon belirleyecek. 

Yada bu durumların tam tersi olan “BİAT” kültürünün ta kucağında buluyor kendini insanoğlu. Mensup olma ve aidiyet dürtüsü gereği yakınlaştığın bir yapının çekim gücü ve önceden planlanmış bazı unsurlar yüzünden kendini öyle bir girdabın içinde ve ortasında buluyor ki insan… Değiştirme çabası bir yana, lider, başkan yada önderine teslimiyet, marabalık ve hatta fedailikte sınırları zorlayan bir kişiliğe dönüşüveriyor farkında olmadan.

Oysa bence her iki saplantının da kabul edilmeyip, ne değiştirme ve kendine benzetme takıntısının olmadığı.. Nede biatla tam teslimiyet sapkınlığının olmadığı bir orta yol mümkündür ve vardır da.
Yeter ki biz yüze yaratanımızın bize bahşettiği en kutsal varlığımız olan “AKIL” melekemizi yeterince ve layıkıyla kullanıp gereğini yapalım.
Sevdiklerimizi mevcutları ile oldukları gibi kabullenmenin tadını çıkartmak ve kimseye biat etmeden saygı, sevgi ve evrensel edep kuralları ile temel insani değerlerden sapmadan “İnsan gibi” şu fani dünyadaki üç günlük ömrümüzü cennet timsali yaşamamız çok mu zor. Cenneti yaşamak için bu dünyayı cehenneme çevirmek ve işimize geldiği gibi fırıldak olmak zorunda mıyız?

Bence insan olmanın ilk ve tek şartı olan aklımızı layıkıyla kullanmamız halinde hem dünyamız hem ahretimiz adına cennetlik bir birey olarak kabul görmemiz mümkün. Ama bunu yeterince ve samimiyetle isteyip, samimi niyetimizi hissettirebilelim. 
Parola: Samimiyet. Şifre: Güven. Gerisi film fırıldak ve hikaye.

YORUM YAZIN

Hava Durumu
+7
°
C
H: +
L: +
Konya
Çarşamba, 04 Aralık
7 Günlük Hava Tahmini
Pe Cu Ct Pz Pt Sa
+ + + + + +10°
-2° -1° + +
Gazeteler