Sudan Sebepler, İnkâr ve Sorun

21.08.2020 - 6:04
Yorum Yap
Müşerref Özdaş

Müşerref Özdaş

Şiddete meyilli, uyumsuz, mantıklı düşünme gücü düşük insanlar canlılar dünyası içinde insan olmanın onurlu farkını yok sayarak içindeki yıkıcı duygularını denetlemek yerine sudan sebeplere sığınarak her fırsatta can yakıyor, can alıyor. Eğlenmek amacıyla bulunulan ortamlarda bile o sudan sebepler hemen hazır.  Her gecen gün vuku bulan olayları duyduğumuzda, şahit olduğumuzda şaşıp kalıyoruz. Neden böyle, neden bu kadar tahammülsüz ve düşüncesiz davranıyor bazı insanlar?  


İncir çekirdeğine sığmayacak konuları bahane edilmesi yaralanma veya ölümle sonuçlanabiliyor. Geçtiğimiz haftalarda duyduğum bir haber sizlerin de gözünden kaçmamıştır. Mesele, lunaparkta, eğlenmek için binilen çarpışan arabalardaki havadan nem kapmaya hazır bir kişinin kendine çarpan diğer kişiye “neden çok çarptın?” diyerek öfkelenmesi. Bu vakada sopalı, bıçaklı kavganın ardından yaralı hastaneye kaldırılıyor, yaralayanlar da gözaltına alınıyor. Peki, ne oldu? Neden çaptın diye soran, sorun çıkarmaya hazır şahıs ne kazandı? Magandalık statüsü mü yükseldi? Eğer yükseldiyse böyle bir statü onu ne kadar idare eder? Bir gün, su yolunda kırılan testi misali, sözde statüsünü yükseltmek isteyen bir başkasıyla dalaşıp hiç yoktan canını kaybedebilir.

Yine geçtiğimiz haftalarda vuku bulan bir başka olayda alınan önlemler gereği bir minibüs şoförünün maske takma konusunda uyardığı birkaç yolcu şoförün kafasını bıçaklıyor. Olayın haberini yapan gazeteler, haber kaynakları şoförü bıçaklayan grubun alkollü olduğunu belirtiyor. Bir kez daha görülüyor ki şişede durduğu gibi durmuyor alkol. Gereksiz bir cesareti tetikleyen, düşünce, algılama, karar verme gücünü azaltan alkol yerine su içilseydi görevinin başında olan, hizmet için yollarda olan bir masum şoförün böyle sudan sebeplerle canı yanmazdı.


Ormanda Değil Toplum İçinde Yaşıyoruz

Salgın söz konusu olduğunda hiç kimse “özgürlüğümü kısıtlayamazsın, sana ne” diyemez. Toplum içinde yaşıyorsa hiç kimse ”toplumdan bana ne” dememeli, ormanda tek basına yaşamadığını, kendi kanunları olamayacağını unutmamalı. Almanya’da ve başka ülkelerde salgını önleyebilmek, azaltabilmek, can kayıplarını en aza indirebilmek amacıyla alınan önlemleri protesto etmek için yürüyüş yapan, bu yürüyüşler sırasında sosyal mesafeyi hiçe sayan, maske kullanmayan kişilerin varlığını görüyoruz. Komplo teorilerinin cazibesine kapılan,  virüsün varlığına ya da zararlı olduğuna inanmayan bir grup, toplumun diğer kesiminde şüphelere yol açabiliyor. Bunu yapmaya kimsenin hakkı olduğunu düşünmüyorum. Bazı kişilerin virüs varlığına inanmıyor olması virüsün varlığını ve bulaşıcılığını etkilemiyor. Virüs bulaşmaya, canlı hücreler içinde üremeye ve çevreye dağılmaya devam ediyor. Her gün kendi ülkemizde yapılan testlerin sonuçlarını ve açıklanan hasta sayılarını görüyor, öğreniyoruz. Hala “inanmıyorum “diyenler bu rakamların uydurulmadığını, o hastaların hayal ürünü değil gerçek olduğunu ne zaman kabul edecek?


Riske Atma, Risk Alma


Çeşitli bahanelerle kalabalık ortamlara girilmesi, kalabalık misafir kabul edilmesi, misafirliğe gidilmesi,  yemekler, kutlamalar düzenlenmesi virüsün yayılmasını kolaylaştırıyor, hasta olanların sayısını artırıyor. Sebep: mesafenin korunamaması, doğru maske kullanımının ihmal edilmesi.  Bu davranışların doğru olmadığı söylendiğinde kişilerin arkasına sığındıkları “ama duş alıp gelmişler, bir şey olmaz” şeklindeki bahane komik. Salgın ve koruma yolları hakkında aylardır her kaynaktan sürekli bilgi verilmesine rağmen hala böyle bir bahaneye sarılıp başkalarını riske atmaya devam edenlerin, risk almaya hazır hale gelenlerin sayısı çok.  Koronavirüsün hava yoluyla bulaştığını hala anlayamamışlar demek ki.  Bir kişi her saat başı duş da alsa eğer vücudunda virüs varsa ağız ve burun boşluğunda bulunmakta. Virüs taşıyan bu kişiler asemptomatik olsa da yani belirti vermese de konuşurken, bağırırken, şarkı söylerken, öksürüp hapşırırken bulunduğu ortamda havaya virüs yaymaya devam edecektir ya da bunların hiçbiri olmasa da yüzüne, ağzına, burnuna dokunup bir başka ortama elleriyle virüsleri yayacaktır.  


İnkâr Etme, Kabul Et


İnkâr etmeyin artık, virüs var ve yayılma hızı yüksek.  Bizlerden yapılması beklenenler çok basit. Ellerin sık yıkanması, maske takılması ve başka kişilerle aradaki mesafenin korunması. Üzerine düşen görevi yapmayıp, bu kadar kolay önlemleri almayıp covid 19 salgınının bir an önce bitmesini, her şeyin eskisi gibi olabilmesini dilemek hiçbir işe yaramaz. Bir kişinin oturduğu yerden bir başka mekâna gitmeyi isteyip de yerinden kıpırdamamasına ve neden gidemediğine hayıflanıp, sorgulamasına, başkalarını suçlamasına benzer bu tutum.  Toplumdaki herkesin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirme konusunda kendini sorgulaması gerekir. Her gün açıklanan 1000'li rakamların ya da yoğun bakıma alınanların içinde yer alıp almamak kendi elimizde. 


Bize bir şey olmaz diyenlerin bu mantıksızlıktan vazgeçip, başkalarına oluyorsa bize de olur demesi, bir başkasının hastalığa yakalanmasının veya hayatını kaybetmesinin sebebi olmaması dileğiyle.


M.Özdaş

 

 

 

YORUM YAZIN

Hava Durumu
+7
°
C
H: +
L: +
Konya
Çarşamba, 04 Aralık
7 Günlük Hava Tahmini
Pe Cu Ct Pz Pt Sa
+ + + + + +10°
-2° -1° + +
Gazeteler