Açık

25°C
Konya

Günün Kitapları | Değerlendirme: Gazeteci Özkan Saçkan

Günün Kitapları | Değerlendirme: Gazeteci Özkan Saçkan
Kayıt Tarihi: 03.08.2026 15:40 - Son Güncelleme: 11.08.2026 08:31
YAZI
A

VENKİ Ramakrishnan’dan NEDEN ÖLÜRÜZ- Yaşlanmanın Yeni Bilimi ve Ölümsüzlük Arayışı. Kitap, Nobel Kimya Ödüllü moleküler biyolog yazardan uzun yaşam ve ölümlülük bilimine dair çığır açıcı bir inceleme. Ölüm bilgisi öylesine dehşet vericidir ki hayatımızın büyük bölümünü onu inkâr ederek geçiririz. Çocukluğun en sarsıcı anlarından biri de, bir gün yalnızca kendimizin değil, sevdiğimiz herkesin öleceğini ve bunu engellemek için yapabileceğimiz hiçbir şey olmadığını, ilk kez kavradığımız andır. Ya da en azından şimdiye dek öyleydi. Bugün biyolojide bir devrim yaşanıyor. Neden yaşlandığımızı ve bazı türlerin neden diğerlerinden daha uzun yaşadığını anlamak adına dev adımlar atılıyor. Acaba bir gün hastalığı ve ölümü atlatıp çok uzun süre, hatta belki bugünkü yaşam süremizin katbekat fazlasını yaşayabilecek miyiz? Yazar, bizi biyolojinin sınırlarında büyüleyici bir yolculuğa çıkararak şu sorunun peşine düşüyor: Ölümlü olmak zorunda mıyız? Yazar, bilimsel araştırmalardaki son atılımları ele alırken, yaşam süresini fizyolojimizi değiştirerek uzatma çabalarının en ileri noktasını inceliyor. Peki ölüm aslında gerekli bir biyolojik amaca mı hizmet ediyor? Sonsuza dek yaşamaya çalışmanın toplumsal ve etik bedelleri neler olabilir?

MİCHELE Botton’dan QUENTİN TARANTİNO: GRAFİK BİR BİYOGRAFİ. Modern sinemanın en büyük yönetmenlerinden Quentin Tarantino’nun sinema tutkusuyla dolu yaşamına ve kariyerine derinlemesine bir bakış. Quentin Tarantino’nun John Travolta’yı Ucuz Roman’da (Pulp Fiction) oynamaya ve Uma Thurman’ı sarı bir tulum giymeye nasıl ikna ettiğini öğrenin; ilk senaryolarına nelerin ilham verdiğini keşfedin ve Kaliforniya’da geçen takıntılı çocukluk günlerini dinleyin. Renkli çizgi roman formatında anlatılan kitap, Tarantino’yu etkileyen şeylere, esin kaynaklarına ve kendine özgü tarzının gelişimine mükemmel bir bakış sunuyor. İÇİNDEKİLER: Bir Bakmışsın Dansçısın, Bir Bakmışsın Gangster’sin. Güzel Ayaklı Sarışının Kana Susamış Bir Geline Dönüşmesi. Kameranın Arkasındaki Kalem ve Kalemi Tutan Adam. Hollywood’un Cüretkâr Ağır Topları Tarihi Değiştiriyor.

İKİ ALEM ARASINDA: ALİ DAMAR. Evin İlyasoğlu tarafından yapılan bu söyleşi biraz mitolojiyi anımsatır. Feniks kuşunun kısmi bir anlatısıdır sanki. Yanar yanar, biter, perişan olur. Sonra daha görkemli olarak küllerinden doğar, geri gelir. Arada bu yanışlar ve yeniden doğuşlar tekrarlanır ancak final zaferdir. Feniks, Anka kuşu, Zümrüdüanka, artık ne dersek diyelim hem Doğu hem de Batı mitolojisiyle özdeşleşir, taa Mısır’a, Habeşistan’a kadar uzanır gider. Ali Darmar yalnızca bir besteci, bir eğitimci değil; iç dünyasında defalarca yanıp yeniden doğmuş bir insan. Yaşadığı her kırılma, müziğine, duruşuna, sözlerine yansımış. Onun notalarında sadece armoni değil, içsel mücadelelerin, hayal kırıklıklarının ve büyük direnişlerin yankısı vardır. Bu kitap, onun kendi külleri içinden nasıl yeniden bir anlatıya dönüştüğünü, müzikle, sessizlikle, sabırla ördüğü o özgün hayat yolculuğunu anlatıyor. Yapmak istediğiniz ve inandığınız konudan asla vazgeçmeyin!

FRİEDRİCH Dürrenmatt’tan YARGIÇ VE CELLADI– Modern Klasikler. Gelecek vaat eden genç polis teğmeni Ulrich Schmied, bir kır yolunda, aracında direksiyon başında şakağından vurulmuş halde bulunur. Cinayet soruşturmasını tecrübeli komiser Bärlach üstlenir. İlk değerlendirmelerden sonra bütün şüpheler Gastmann’ı, komiserin bir türlü yakalayamadığı kırk yıllık düşmanını gösterir. Ancak bu kez vakit dardır: Yaşını almış, üstelik ölümcül bir hastalığın pençesine düşmüş komiser ne yapıp edip eski düşmanını, bu acımasız katili yakalamalıdır. Bunun için de mükemmel bir planı vardır… Kitap entrika ile felsefi sorgulamanın ustalıklı bir harmanı. Yirminci yüzyılın en büyük yazarlarından. Corriere della Sera. Kafka ve Camus’üyle birlikte bu dünyayı sorgulayan en büyük yazarlardan biri. Süddeutsche Zeitung.

EDOUARD Louis’ten MONİQUE KAÇIYOR. Yorgunluk, annemin hayatındaki adaletsizliğin merkezî işareti olmuştu hep. Evin sınırlarına hapsedilmenin yorgunluğu, aşağılanmanın yorgunluğu, kaçmak zorunda kalmanın yorgunluğu, savaşmak zorunda kalmanın yorgunluğu, sürekli her şeye yeniden başlamak zorunda kalmanın yorgunluğu. Atina’da kaldığı otel odasında annesi Monique’ten gelen bir telefon, Édouard için her şeyi değiştirir. Monique Paris’te birlikte olduğu adamın, tıpkı Édouard’ın babası gibi şiddet ve utanç dolu bir döngü yarattığını anlatmaktadır. Monique’in bu karanlık döngüden kurtulabilmesi için kaçmaktan başka çaresi yoktur. Ancak hayatı boyunca başkalarının çizdiği yollarda yürümüş, özgürlüğü hiç tatmamış bir kadın için hayatını yeniden inşa etmek mümkün müdür? Monique’in bu sarsıcı yolculuğu, yalnızca fiziksel bir kaçış değil; korkuyla özgürlük arasındaki o ince çizgide verilen amansız bir kimlik mücadelesidir. Kitap, kendi kaderini baştan çizmeye çalışan bir anne ile onun en güçlü müttefikine dönüşen oğlunun samimi ve sürükleyici portresini sunuyor. Bir kadının kendini yeniden keşfetme cesaretine, yeniden doğuş ve özgürleşmenin bedeline dair bu derin anlatı, ortak tarihlerinin ağırlığına rağmen birbirini yeniden bulan bir anneyle oğlu arasındaki bağı gözler önüne seriyor. “Monique Kaçıyor, özgürlüğün bedeline dair somut ve etkileyici bir metin.” Le Monde. 

ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN? TERAPİX KİŞİSEL GELİŞİM SERİSİ. Bahaneler biter, sen başlarsın! Hayatın hızla akarken, içinde bir yerde hep aynı cümle dönüp duruyor olabilir: “Herkes sanki yerini buldu, bir tek ben arada kaldım.” Kendini bazen dağınık, bazen yetersiz, bazen “fazla” ya da “eksik” hissediyor; sonra sosyal medyada, videolarda, yazılarda karşına çıkan kelimelerle kendini etiketliyorsun: sendrom, kriz, bağımlılık, korku… Bu kitap, o etiketleri büyütmek için değil, arkasındaki insanı görmek için yazıldı. Yargılamadan, küçümsemeden, “Kendini düzelt!” baskısı kurmadan; önce anlamaya, sonra da içten içe elinden tutmaya niyetli bir yolculuk bu. Eğer içinden “Benimle böyle sakin, insanca konuşan birine ihtiyacım var…” diyorsan, bu kitap bir rehberden çok, yanında oturup “Haklısın, zor…” diyebilen bir arkadaş gibi. Çünkü mesele sendromları silmek değil; onların arasından kendini bulmak. 


ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nöbetçi Eczane

Benzer Haberler

Kategorideki Diğer Haberler