
Daha evden çıkmadan bir telaş başlıyor.
Çocuğu okula yetiştir, kahvaltıyı yarıda bırak, anahtarı bulamayıp üç kere cebini yokla.
Neyse, bir şekilde arabaya bindin. Marşa bastın, radyoyu açtın, dua ettin ve çıktın yola.
Ama o da ne?
Her yer dolu. Herkes aynı anda yolda. Herkes sanki aynı rüyayı görmüş: ‘Bugün tam saat sekizde trafiğe çıkalım.
Yeşil yanıyor ama önünde yedi araç durmuş, ilki telefona bakıyor.
Arkası da onunla bakışıyor.
Kimse kımıldamıyor.
Derken arkadan bir kornacı başlıyor:
"DAAAT!"
Sonra korna senfonisi başlıyor.
İlk arabadaki adam panik oluyor
Trafik lambası ne yapsın?
O da sinirli artık. “Ben yanıyorum ama siz yanmıyorsunuz!” diyor içinden.
Durak sistemi unutulmuş, “kim nerde isterse orda iner” anlayışı var.
Bir servis var, Zafer’den başlıyor, Karatay’dan dönüyor, Meram’a uğruyor, Selçukluya selam veriyor sonra tekrar Zafer. Sanki şehir turu!
Sabah 07:45 – 08:30 arası, Konya resmen duruyor.
Sadece araçlar değil, servisler, okul taşıtları, minibüsler, kuryeler, hepsi yolda.
Peki Bu İşin Suçlusu Kim?
• Aynı saatte işe, aynı yoldan gidenler mi?
• Herkes özel araçla çıkıyor.
• Hiçbir kurum “biz bir yarım saat erken/geri alalım” demiyor.
Toplu taşıma desen, yer bulabilirsen şanslısın.
Bir de herkes birbirini suçluyor.
Özellikle mesai giriş-çıkış saatlerinde sinyalizasyon sistemi neredeyse “beni fark etmeyin” modunda.
Konya’nın Trafik Şifreleri:
• Kule önü: Akşam mesai çıkışı denk gelirsen vay haline.
• Adana Çevre Yolu: Yol var ama akış yok. Arabalar duruyor ama hayaller ilerliyor.
• Real – Sancak hattı: Her araç bir sabit heykel gibi. Sadece kornalar hareketli
• Otogar Kavşağı: Eğer burada bir kavga görmezseniz, şanslısınız demektir.
Şehre her şey yapılmış, bir tek “yoğun saat yönetimi” yapılmamış. (polislerimiz kısmen tıkalı yollarda mücadelesi var)
Peki çözüm ne?
-Kurumlar arası saat eşitlemesi kaldırılmalı.
-Okullar, resmi daireler, fabrikalar saatleri farklı ayarlamalı.
-Trafik yönetim merkezi anlık müdahale etmeli.
-Kavşaklarda yoğunluk oluştuğunda yeşil ışık süreleri esnetilmeli
-Mesai saatleri kademeli olmalı. Herkes sekizde çıkmazsa, herkes aynı kavşakta sıkışmaz.
-metro hattından vazgeçilmemeli.
- Okul giriş çıkışları farklı saatlere yayılmalı. Tüm okullar aynı anda başlarsa, veliler de aynı anda yolda olur.
-Toplu taşıma daha güvenli, dakik ve yaygın hale getirilmeli.
-Tali yollar için çalışma yapılmalı
-Okullarda toplu taşıma kullanma eğitimini artırılmalı
- Otobüs ve tramvay hatları, sıklaştırılmalı, duraklara erişim kolaylaştırılmalı
-Ulaşım entegrasyonu sağlanmalı (tek biletle tüm sistemler kullanılabilmeli).
-Trafik yoğunluğunu anlık analiz eden ve sürücüleri yönlendiren sistemler kurulmalı
- Navigasyon uygulamalarıyla sürücülere alternatif yollar önerilmeli.-
- Şehir merkezine araç girişini ücretli hale getirme.
- Park alanlarının sınırlanması, pahalı hale getirilmesi.
- Kısa mesafeler için yaya ve bisiklet ulaşımı teşvik edilmeli.
- Bisiklet kiralama sistemleri kurulmalı
-Yaya geçitleri güvenli hale getirilmeli.
- Özellikle uygun meslek gruplarında uzaktan çalışma özendirilmeli.
-Her şeyin şehir merkezinde toplandığı yapılar yerine, “çok merkezli şehir modeli” benimsenmeli
- İnsanların yaşadığı yere yakın okul, iş, hastane, alışveriş olanakları sağlanmalı.
Şimdilik bu kadarla sınırlayalım
Sabahları trafiğe çıkmak artık işe gitmek değil, psikolojik savaş gibi. Ama unutmayalım, bu şehirde sadece biz yokuz. Hepimiz aynı yolun yolcusuyuz.
Eğer herkes “benim yolum, benim saatim” diyorsa, o yolda ilerlemek değil, sinir harbi yaşanır. Trafik hepimizin ortak sabırve kültür sınavıdır.
Sağlıcakla kalın
.
Mimar Hasan Özdemir -Kobi Konya Dergisi