Çok Mu Ayıp?
Hepimiz yaradılıştan sevmek ve sevilmek ihtiyacı ile dünyaya geliyoruz. Ruhumuzu besleyen, güzelleştiren temel duygulardan sevgi. İnsan bu temel ihtiyacı için kimi zaman büyük fedakarlıklar yapıyor kimi zaman da büyük bedeller ödüyor. Bu bedeller hem maddi hem de manevi olabiliyor.
Sevmek mi kolay sevilmek mi dersek, sanki sevmek daha kolay gibi. İnsanın kendi oluşumunda kontrolsüzce üretebildiği bir hal gibi geliyor bana. Ama sevilmek birinin kalbine girebilmek, sevgisini kendisine alabilmek ne yaparsan tek başına başarabileceğin bir şey değil sanki.
Herkes bilir sıkı bir Müge Anlı izleyicisiyim. Ayda en az iki kişi sevgi uğruna yaşadığı zorlukları, maddi manevi kayıplarını dile getiriyorlar. Ekrana çıkarken yakınlarının haklı sitemlerini göze alarak çıkıyorlar. Bugün yayınlanan bölümde 65 yaşında Denizli’de yaşayan bir hanımefendinin birisi 34 yaşında iki ayrı beyefendiye oldukça iyi bir ev parası vermesi işleniyor. Hanımefendinin evlatlarımdan özür diliyorum derken sesindeki mahcubiyet kendi sesinden yüksekti. Geçtiğimiz günlerde de bir hanımefendiye büyük paralar kaptıran beyefendileri de çok kez izledik.
Her sosyo-kültürel yapıdan, her yaş grubundan, kadın ve erkek sevgi uğruna kandırılıyor. Hemen hemen hepsinde de internet üzerinden gönderilen arkadaşlıklar ile başlıyor işleyiş. Alınan paraların ancak yarısını geri olabiliyor mağdur kişi.
Asla kınamaya gelmez ama tedbirli olmak, dikkat etmek lazım. Yakınlarımızı çok sevmek ve sevgimizi hissettirmek lazım. Hayatlarını mutlulukla, aidiyetle, sevgiyle, saygıyla sarmalamak gerekiyor. Hepimiz birbirimizi seviyoruz ama hissetirmeyi ihmal ediyoruz. Hissettirmemiz lazım ilk önce de en yakınlarımıza. Genç yaşta yapılanlar biraz daha toyluktan sayılıyor. Ama belli bir yaşın üzerindeki kişilerin etrafına söyleyemeyip kendi kendine halledemeyip büyük bir bataklıkta icralar, ana babadan kalan mirasın satışı ve daha çeşit çeşit eziyet çekmesini izledik bu sabah yine. Bedelini oldukça büyük bir maddi kayıpla ödemiş hanımefendi. Şunu da biliyoruz ki yaptığı hataların bedelini çok acı ödeyip susan niceleri vardır.
Bu hanımefendi üzerinden konuşacak olursak yalnızlık nerelere sürüklemiş. Çok mu fena bir şey yapmış. Her ne kadar söylemese de bir kalp kıpırtısı istemiş belli ki. Ayıp mı, asla değil. Belki gençliğinde yaşayamadığı, yaşamayı talep bile edemediği bir kıpırtı istemiş işte… İnternette gördüğü çoğunun arkasında çılgın kavgaların yaşandığı mutlu aşk karelerini kendisi de yaşabilir sanmış işte…
Hepimizin sevdaya dair anlatacağı hikayeler var. Kalp kırgınlıkları, büyük mutluluklar acı tatlı anılar ve…
Sevda yazınca müzik kanalına ilk çıkan şarkı rahmetli Müslüm Gürses’ten ‘Sevda yüklü kervanlar senin kapından geçer’ diye başlayan o eser oldu. Söz müzik Selahattin Sarıkaya’ya aitmiş. Ben de kendisi hayattayken Müslüm Gürses’i hiç dinlememişlerdenim. Ben hala Timuçin Esen’den dinlemeyi tercih ediyorum. Timuçin Eser öyle güzel oynadı ki filmde bizler de Müslüm Baba dinleyenlerin arasına adım attık bir şekilde.
Aşk için, mutluluklarımız için özellikle de kavuşamadığınız kara sevdalarınız varsa onun için dinleyin bu hafta. İyi ki var sevgi, hep var olsun! Görüşmek üzere, mutlu kalın…

