Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu: Bir Yük Değil, Kurumsal Güvencedir
Ticari hayatın giderek karmaşıklaşması, şirketlerin yalnızca ekonomik ve finansal risklerle değil, hukuki risklerle de karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır.
Ticaret hukukundan iş hukukuna, kişisel verilerin korunmasından rekabet hukukuna kadar uzanan geniş mevzuat alanı; şirketlerin sözleşmelerini, yönetim kararlarını, çalışanlarla ilişkilerini ve günlük ticari faaliyetlerini doğrudan etkilemektedir.
Bu nedenle Türk hukukunda belirli sermaye büyüklüğüne ulaşan anonim şirketler bakımından sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğü öngörülmüştür.
Bu yükümlülük, yalnızca idari yaptırımdan kaçınmak amacıyla yerine getirilmesi gereken şekli bir zorunluluk değildir. Aynı zamanda şirket faaliyetlerinin hukuka uygun biçimde yürütülmesini ve hukuki risklerin önceden fark edilmesini sağlayan kurumsal bir güvence niteliğindedir.
Hangi Anonim Şirketler Avukat Bulundurmak Zorundadır?
Anonim şirketlerin sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir.
Kanundaki ölçüte göre, anonim şirketler için öngörülen asgari esas sermaye tutarının beş katı veya üzerinde esas sermayeye sahip anonim şirketler sözleşmeli avukat bulundurmak zorundadır.
Anonim şirketler bakımından güncel asgari sermaye tutarının 250.000 TL olması nedeniyle, esas sermayesi 1.250.000 TL ve üzerinde bulunan anonim şirketler bu yükümlülüğün kapsamındadır.
Burada belirleyici olan şirketin esas sermayesidir. Şirketin yıllık cirosu, aktif büyüklüğü, çalışan sayısı veya o dönemde yürüttüğü ticari faaliyetin yoğunluğu yükümlülüğün temel ölçütü değildir.
Şirketin herhangi bir davasının ya da icra takibinin bulunmaması da sermaye şartı mevcutsa sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Düzenlemenin Amacı Nedir?
Sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğu, kimi zaman yalnızca ceza uygulanmasını önlemeye yönelik bir yükümlülük olarak değerlendirilmektedir.
Oysa düzenlemenin amacı, belirli büyüklüğe ulaşan anonim şirketlerin hukuki karar ve işlemlerini sistemli bir şekilde yürütmesini sağlamaktır.
Bir şirketin hukuki riski yalnızca hakkında dava açılmasıyla ortaya çıkmaz. Risk çoğu zaman sözleşme hazırlanırken, yönetim kurulu kararı alınırken, temsil yetkisi belirlenirken veya bir ticari taahhüdün altına imza atılırken doğar.
Ticari sözleşmelerde yer alan cezai şartlar, teminat hükümleri, ödeme ve teslim koşulları, fesih sebepleri ve sorumluluk sınırları; uyuşmazlığın çıkmasından çok önce tarafların hukuki konumunu belirler.
Benzer şekilde yönetim kurulu kararlarının usulüne uygun alınması, genel kurul süreçlerinin mevzuata göre yürütülmesi, şirketin temsil ve imza düzeninin doğru kurulması, işveren uygulamalarının hukuki çerçevede gerçekleştirilmesi ve şirket içi süreçlerin güncel mevzuata uyarlanması da kurumsal yönetimin önemli parçalarıdır.
Bu açıdan sözleşmeli avukatlık kurumu, şirketin yalnızca dava ve icra dosyalarının takip edilmesine değil; hukuki risklerin henüz uyuşmazlığa dönüşmeden tespit edilmesine de hizmet etmektedir.
Yükümlülüğe Uyulmamasının Sonuçları
Kanuni şartları taşıdığı hâlde sözleşmeli avukat bulundurmayan anonim şirketler hakkında idari para cezası uygulanmaktadır.
Üstelik yaptırım tek seferlik değildir. Kanunda, sözleşmeli avukat tayin edilmeyen her ay için ayrı ayrı idari para cezası uygulanması öngörülmüştür.
Bu nedenle yükümlülüğün uzun süre yerine getirilmemesi, şirket bakımından önemli bir mali sonuç doğurabilir.
Ancak konunun yalnızca idari para cezası üzerinden değerlendirilmesi eksik olacaktır. Sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğünün asıl işlevi, şirketin hukuki süreçlerinin düzenli ve öngörülebilir hâle getirilmesidir.
Usulüne uygun alınmayan bir şirket kararı, yetkisiz kişi tarafından imzalanan bir sözleşme, süresi içinde yapılmayan bir bildirim veya şirket aleyhine düzenlenen bir teminat hükmü; uzun sürecek uyuşmazlıkların ve önemli mali kayıpların kaynağı olabilir.
Önleyici Hukuk ve Kurumsal Yönetim
Modern ticaret hukukunda hukuki güvenlik, yalnızca ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözülmesiyle sağlanmaz. Uyuşmazlığa neden olabilecek risklerin önceden tespit edilmesi de en az uyuşmazlığın çözümü kadar önemlidir.
Sözleşmeli avukatın şirket içindeki işlevi, şirket yönetiminin yerine karar vermek değildir. Alınması düşünülen kararların hukuki sonuçlarını ortaya koymak, mevzuata aykırılık riskini belirlemek ve karar süreçlerinin sağlıklı bir hukuki zeminde yürütülmesine katkıda bulunmaktır.
Bu kapsamda;
* ticari sözleşmelerin hukuki yönden incelenmesi,
* yönetim kurulu ve genel kurul süreçlerinin mevzuata uygun yürütülmesi,
* temsil ve imza yetkilerinin doğru şekilde düzenlenmesi,
* iş ve personel süreçlerinin hukuki çerçevede değerlendirilmesi,
* şirket faaliyetlerini etkileyen mevzuat değişikliklerinin takip edilmesi,
* muhtemel uyuşmazlıkların henüz doğmadan tespit edilmesi
şirketin kurumsal hukuk yapısının temel unsurları arasındadır.
Kurumsallaşma yalnızca muhasebe sistemi, finansal planlama veya yönetim organizasyonundan ibaret değildir. Şirketin kararlarının, sözleşmelerinin ve iç işleyişinin sağlam bir hukuki altyapıya dayanması da kurumsallaşmanın ayrılmaz bir parçasıdır.
Sonuç
Anonim şirketlerde sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğu, yalnızca idari yaptırımdan kaçınmak için yerine getirilen şekli bir yükümlülük olarak görülmemelidir.
Bu düzenleme; belirli büyüklüğe ulaşan anonim şirketlerde karar ve işlem süreçlerinin hukuka uygun yürütülmesini, hukuki risklerin önceden tespit edilmesini ve şirket yapısının korunmasını amaçlayan kurumsal bir güvence niteliğindedir.
Şirketlerin mali yapısı kadar hukuki altyapısının da sağlam olması, ticari faaliyetlerin güvenli, düzenli ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesinin temel şartlarından biridir.
Çünkü hukuki sorunların ortaya çıktıktan sonra giderilmesi kadar, henüz doğmadan önlenmesi de sağlıklı şirket yönetiminin önemli bir parçasıdır.
Av. Azize GÜLEÇ


