Bir Hastanın Fiyatı: Türkiye’de Sağlık Ekonomisinin Sessiz Çelişkisi
Sağlık sistemi aslında çok basit bir matematikle ayakta durur: Bir hastaya ayrılan emek + zaman + teknoloji + risk karşılığında, sistemin o “hizmeti” kaç paraya satın aldığı… Bu tutara kabaca “birim hasta bedeli” diyebiliriz. İster muayene olsun, ister doğum, ister ameliyat: Sağlık ekonomisinin nabzı burada atıyor.
Türkiye’de bu nabız çoğu zaman SGK’nın SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) üzerinden attığı fiyatlarla belirleniyor. SUT, kamu alıcısının “Ben bu hizmete şu kadar öderim” dediği dev bir liste. SGK, SUT’ta değişiklikleri duyuruyor ve sistem buna göre çalışıyor.
Türkiye’de “fiyat” ile “maliyet” arasındaki mesafe
Sorun şu: Sağlık hizmetinin maliyeti; personel ücretinden kiraya, sarf malzemeden cihaz amortismanına, sterilizasyondan yazılım lisansına kadar enflasyonla birlikte hızla yükseliyor. Ama birim hizmet bedeli (SUT fiyatı) aynı hızda güncellenmediğinde, aradaki farkı biri öder:
• ya hizmet sunucusu (kalite ve sürdürülebilirlik baskısı),
• ya hasta (katılım payı/ek ücret/erişim sorunu),
• ya da sistem süreyi kısaltarak (hız baskısı, tükenmişlik, hata riski) kendini “dengelemeye” çalışır.
Yurtdışında “birim hasta bedeli” nasıl konuşuluyor?
Yurtdışında sistemler farklı, ama ortak bir özellik var: Fiyat mantığı şeffaf tarifelerle ve maliyet tartışmasıyla birlikte yürütülüyor.
ABD örneği (Medicare):
ABD’de Medicare hekim ödemeleri “Physician Fee Schedule” üzerinden yapılır. Basit bir örnek: rutin bir poliklinik kontrolünü temsil eden CPT 99213 için ulusal ödeme düzeyinin yıllara göre izlendiği tabloda 2025 için yaklaşık 104,49 $ gibi bir değer raporlanmıştır.
Elbette ABD pahalı bir ülke; ama burada önemli olan “rakamın büyüklüğü” değil, hizmet başı ödeme mantığının veriyle izlenmesi ve tartışmanın bunun üzerinden yapılabilmesi.
İngiltere örneği (NHS):
İngiltere’de “National Tariff” yerini “NHS Payment Scheme”e bıraktı; sistem ulusal düzeyde fiyat relativiteleri, maliyet verileri ve yıllık ayarlamalarla çalışıyor.
NHS, fiyatların nasıl modellendiğini (kullanılan maliyet yılları, verimlilik varsayımları, yıllık maliyet artışları gibi) daha metodik biçimde yayımlıyor.
Peki Türkiye’de kıyas nasıl yapılır?
Türkiye’de “yurtdışıyla kıyas” çoğu zaman tek cümlelik bir slogana sıkışıyor: “Onlarda çok, bizde az.” Halbuki bilimsel kıyas için üç şeye ihtiyaç var:
1. Aynı hizmet tanımı (muayene mi? detaylı USG mi? doğum paketi mi?)
2. Aynı kapsam (sadece hekim emeği mi, yoksa tesis/cihaz/sarf dahil mi?)
3. Satın alma gücü ve maliyet yapısı (PPP, iş gücü maliyeti, teknoloji maliyeti)
Bu nedenle yapılabilecek en doğru şey, “tek bir sayı” vermekten çok şu soruyu görünür kılmaktır:
“SUT fiyatları, bugün aynı hizmetin gerçek maliyetini ne kadar karşılıyor?”
Çözüm önerisi: “Fiyat Komisyonu”nu yalnız bırakmamak
SGK’nın SUT güncellemeleri yapılıyor; Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikler ve fiyatlandırma kararları duyuruluyor.
Ama sürdürülebilirlik için, fiyat güncellemelerinin daha öngörülebilir ve ölçülebilir bir zemine oturması gerekir:
• Maliyet endeksli güncelleme (personel + sarf + enerji + teknoloji)
• Hizmetin karmaşıklığı ve riskine göre ağırlıklandırma
• Kaliteyi ödüllendiren ek bileşenler (komplikasyon azaltımı, kanıta dayalı süreçler, kayıt kalitesi)
• “Birim hasta bedeli”nin, hekim ve kurum açısından zaman ve emek gerçekliği ile uyumlu hale getirilmesi
Çünkü sağlıkta “ucuz” diye bir şey yoktur; sadece bedeli kimin ödediği vardır. Bazen hekim uykusundan ve kendi sağlığından öder, bazen hasta cebinden öder, bazen sistem kaliteyi törpüleyerek öder. Bu da toplum için en pahalı senaryodur.

