18°C
Konya

Dijital Duvar: Engellinin Önüne Konan Set

Kayıt Tarihi: 17.02.2026 19:35 - Son Güncelleme: 25.05.2026 12:14
YAZI
A

Bazı cümleler vardır; tek başına bir karar değildir ama karardan daha güçlü sonuç doğurur. “Sistemde görünmüyor.” Ne gerekçe tebliğ edilir, ne itiraz yolu anlatılır, ne de bir “ret” yazısı verilir. Ama sonuç ortadadır: İşlem yapılmaz, başvuru bekletilir, hak askıya alınır. Kimse “iptal ettim” demez; fakat kişinin hayatında iptalden beter bir kapı kapanır.

Çoğu zaman rapor hukuken geçerlidir. Üstelik “ıslak imzalı mı, elektronik imzalı mı” ayrımı da, kendi başına raporun varlığını yokluğunu belirleyen bir ölçüt olmamalıdır. Çünkü imza biçimi, belgenin doğrulanmasının bir aracıdır; belgenin varlığını ortadan kaldıran bir silgi değil.

Ama sahada yaşanan, tam da bu silgi etkisi: “E-imza yoksa kabul edemeyiz”, “barkod/QR görünmüyor”, “sistemde kayıt yok, yeniden rapor alın.”

Engelli raporu olan insanın önüne en sık çıkan duvar bu. Kimse “raporun geçersiz” demiyor.

Ama işlem de yapmıyor. İşte ben buna “sessiz iptal” diyorum.

Çünkü ortada yazılı bir ret yok. Gerekçe yok. İtiraz yolu yok. Ama sonuç çok net: Hak yok.

Engelli sağlık kurulu raporu dediğimiz şey, sadece bir kâğıt değil. Hayatın anahtarı.

Evde bakım desteği, vergi indirimi, ulaşım, istihdam, sosyal yardım… Birçok şey o raporla başlıyor.

Ve tam da bu yüzden, “ekranda yok” denince insanın hayatı duruyor. Şimdi gelelim en acı kısma.

Raporun kendisi çoğu zaman hukuken geçerli. Islak imzalı da olsa geçerli.

Ama kurum diyor ki: “E-imza yoksa kabul edemem. Yani hukukun “tamam” dediğine, ekran “hayır” diyor.

Bu nasıl bir düzen? Sistem değişti diye vatandaşın hakkı ortadan kalkar mı? Hani nerede o zaman Anayasa Mahkemesinin özellikle korunmasını istediği kazanılmış haklar?

Bir de işin “yeniden rapor al” kısmı var.

Hadi al bakalım. Randevu bul. Hastaneye git gel. Heyet gününü bekle. Refakat ayarla. Yol parası, zaman, yorgunluk…

Zaten zor olan hayat, bir tur daha zorlaştırılıyor.

Üstelik kimse bunu “hak kaybı” diye anlatmıyor. “Teknik bir mesele” gibi sunuluyor.

Değil!!!

Bayağı hak meselesi.

Kazanılmış hak dediğimiz şey de burada devreye giriyor.

Devlet bir kez “bu rapor geçerli” demişse…Sonra “ama sistem görmüyor” diye vatandaşa aynı şeyi tekrar tekrar ispat ettiremez.

Ekran hak dağıtan makam değil. Ekran sadece kayıt tutan araç. Araç bozulduysa tamir edilir.

Bedeli vatandaşa ödetilmez. Ve kimse şunu demesin: “Bu engellilerin meselesi.”

Değil!!!

Bu, hepimizin meselesi. Çünkü bugün engelli raporunda olan şey, yarın başka bir belgede karşına çıkar. Bir ameliyat raporu. Bir iş göremezlik belgesi. Bir maluliyet kararı. Ya da basit bir YKS sınavında işaretleyici talep etme hakkı…

Hayat “bana olmaz” diyenleri özellikle sever.

O yüzden mesele şu kadar basit:

Hukuka uygun alınmış geçerli rapor, geçerlidir.

Sistem görmüyorsa bunu yine sistem düzeltilecek.

Vatandaş hastaneye gönderilmeyecek.

İptal yoksa, iptal sonucu da olmayacak.

Bu kadar.


ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.