Sektörde Yeni Trend: Vergi Ödeyip Yasak Takip Etmek
Türkiye’de güzellik sektörü son yıllarda adeta fantastik bir evrene dönüştü. Bir yanda artan vergiler, diğer yanda her sabah uyandığımızda değişmiş olma ihtimali bulunan yönetmelikler… Hani bazı ülkelerde peri masalları anlatılır ya; bizim sektörde ise kurallar masaldan da hızlı değişiyor. Fakat bu masalda peri falan yok—biz varız, gelir gider hesaplamaya çalışırken bir yandan da sektör için üretilen cihazların sektör içinde yasaklanması ile afallayan güzellik salonu işletmecileri…
Salon Açıyoruz Sanıyorsun, Meğerse Devlete Ortak Olmuşuz
Bir güzellik salonu işletmek artık ekonomi bilmeyenleri ekonomist, vergi bilmeyenleri mali müşavire çeviren mucizevi bir süreç.
Vergiler öyle bir noktaya geldi ki bazen makbuz keserken elimiz titriyor; çünkü makbuzun yarısı devlete gidiyor, diğer yarısı da elektrik faturasına gidiyor. “Bize ne kaldı?” diye sorunca sadece bizi biz yapan sabrımız kalıyor.
Hizmet fiyatını arttırıyorsun, “Aaa niye bu kadar pahalı?” diyorlar.
Arttırmıyorsun, işletme sana bakıyor “Benim kiramı nasıl ödeyeceğiz?” diye.
Bir gün yakında vergi dairesi bize “Siz de buyurun gelin, bizde çay kahve var” diye çağırırsa hiç şaşırmayacağım.
Ruhsat ve Harç Labirentine Bir Giren Bir Daha Aynı Çıkmıyor
Ruhsat süreçleri artık öyle bir hal aldı ki, belediyeye evrak vermeye gidiyorum, döndüğümde kendimi sanki Yunan mitolojisinin labirentinden çıkmış gibi hissediyorum. Minotor falan yok ama memurların “Bu evrak eksik” cümlesi aynı etkiyi yapıyor.
Tıbbi cihaz tanımındaki belirsizlikler ise bambaşka bir boyut:
Aynı cihaz bir yerde tamamen masum bir güzellik ekipmanı, başka bir yerde “nükleer tesis kuruyorsunuz” muamelesi görüyor.
Standardı olmayan bir standardı karşılamaya çalışmak da cabası.
Ayrıca her belediyenin kendi yorumu var, öyle ki bazılarına göre salon işletiyoruz, bazılarına göre NASA üssüyüz.
Biz Konuştukça Yasak, Merdiven Altı Konuştukça Serbest
Güzellik sektöründe reklam yapmak yasağa tabi ama reklam yapmamak da yasak gibi.
Öncesi-sonrası fotoğraf koymak yok, ürün adı söylemek yok, cihaz adı yok, fiyat söylemek yok…
E biz neyi paylaşacağız? Kahve bardağımızı mı?
Bir yerde böyle giderse “Kaş alıyoruz ama göstermiyoruz” gibi bir sloganla çalışmak zorunda kalacağız.
Bu yasaklar yüzünden merdiven altı yerler daha çok konuşuluyor, biz ise doğru hizmeti anlatamıyoruz.
Komik ama acı: Bilgi paylaşmak istiyoruz, reklam sayılıyor; paylaşmıyoruz, bu sefer de “Siz ne yapıyorsunuz?” diyorlar.
Yasaklı İşlemler: Bugün Var, Yarın Yok, Öbür Gün Belki Var
Mezoterapi serbest mi, yasak mı, yarı yasak mı, gri mi, füme mi…?
Kimse tam bilmiyor.
Her kafadan bir ses çıkıyor, biz de kendimizi “Bu hafta hangi işlemi yapmamızı yasakladılar?” oyununda buluyoruz.
Dermapen bir gün tamamen normal bir işlem, ertesi gün sanki açlık oyunları gibi “Tribünler bizimle değil” havasında yasaklı.
Lazer aynı şekilde. Bugün yasak değil, yarın yasak olabilir; ertesi gün “Yanlış anlaşılmış, yasak değilmiş” diyebilirler.
Belirsizlik öyle bir hal aldı ki, yakında “Hangi işlemler bugün serbest?” diye günlük hava durumu gibi bir duyuru bekler hale geleceğiz.
Salon açmak zaten sorumluluk, fakat üzerine her gün değişen kurallar eklenince işletmeciler adeta sektörel stresin yogasını yapıyor:
Bacaklar titriyor ama gülümsüyoruz.
Denetim kapıya geldiğinde herkesin yüzünde aynı ifade:
“Acaba bugün neyi yanlış yapmış sayıldık?” Bence;
Biraz Daha Belirsizlik Ekleyin, Tam Delirmedik gibi hissediyorum.))
Sektördeki kadın istihdamı da bu belirsizlikle birlikte darbe alıyor. Oysa tek isteğimiz netlik ve adalet.
Destek Olmadan Denetim, Tuzu Olmayan Çorba Gibi
Kimse denetime karşı değil, aksine denetim olmazsa sektör kalite kaybeder.
Ama tek başına denetim sektörün üzerine çöker.
Denetim ve destek birleşirse sektör gelişir.
Denetim belirsizlikle devam ederse kapanan çok merkez pardon yasaklı kelime kullandık kapanan çok salon olur. Mesela Dünyanın neresine gidersen git BEAUTY demek güzellik demenin İngilizcesidir ama oda yasak :)) neyi iyileştirsek diye değil de neyi yasaklasak diye düşünmekten kafalar baya karışmış…
Oysa güzellik sektörü lüks değil; istihdam demek, kadın emeği demek, girişimcilik demek.
Bizim istediğimiz şey çok basit:
“Kurallar koyun, ama uygulanabilir olsun. Belirsizlik olmasın, yasaklar bir gün var bir gün yok olmasın. Makul vergi, makul ruhsat, adil reklam düzeni… Gerisi bizde.”

