“Şeytanın Elçisi”
Dünya, iyilikle kötülüğün aynı sokakta yürüdüğü, hatta bazen aynı insanın içinde bile çarpıştığı bir yer. Kimi insan kalbinde nur taşır, kimi insan gölgesini büyütür. Ve ben hep şuna inandım: Allah vardır. Allah’ın adaleti vardır.
O’nun terazisi insan gözünün göremeyeceği kadar hassas çalışır.
Bu adaleti gözle görmek elle tutmak mümkün değildir ama kalbi açık olana hep kendini gösterir. Çünkü O’nun terazisi sessiz çalışır ama asla şaşmaz.
Allah’ın sevdiği kullarını koruma şekli çok zariftir.
Görünmez bir el gibi kula dokunur, yönlendirir, kötülük kapıya dayansa bile zarar veremez hale getirir.
Kimi zaman fark etmeyiz, kimi zaman “şans” deriz, bazen “tesadüf.” Oysa tesadüf diye bir şey yoktur; Allah sevdiği kulunu, henüz kendisi bile anlamadan korur.
Ve temiz kalpli insanın en büyük gücü budur: tevekkül.
Her şeyi yaptıktan sonra kalbini Allah’a teslim edebilmek…
Her gecenin ardında güneşin, her şerrin ardında hayrın saklı olduğuna iman edebilmek…
İşte bu yüzden temiz kalpli insanların kaderi kir tutmaz; çünkü Allah onları korur.
⸻
Ne var ki bu dünya, koruyucu bir kalkanla dolaşan temiz kalpliler kadar, kötülüğü meslek hâline getirmiş ruhlarla da dolu. İçinde kibri, kıskançlığı, fesadı yuvasına çevirmiş insanlar… Sen iyilikle yaklaşsan bile kötülükle ısırmaya hazır bekleyenler… Sanki kendi karanlıklarını beslemek için başkalarının ışığını söndürmeleri gerekiyormuş gibi davranırlar.
Bazı insanların içinde öyle yer etmiştir ki artık o kötülük, onların “huyu” değil, bildiğin kimliği haline gelmiştir.
Yalan onların dili,
fitne onların nefesi,
başkasının huzurunu bozmak günlük ibadetleri gibidir.
Sanki şeytan onlara gizli bir vekalet vermiş de
“Sen benim adıma yeryüzünde çalış” demiş gibi dolaşırlar.
Kalpleri kararmış,
vicdanları küflenmiş,
merhametleri kurumuş…
Öyle ki kötülük yapmak için sebebe bile ihtiyaç duymazlar;
onların kötülüğü artık içgüdü olmuştur.
Ben böyle insanlara hiç süs vermeden söylüyorum:
Bunlar şeytanın elçileridir.
Adı budur, fazlası yok eksiği yok.
Çünkü şeytanın çalışma şekli nettir:
Kendi kötülüğü yapmaz;
kötülüğü yapacak gönüllü kalpler arar.
Her kırık, boş ve karanlık kalp de onun için hazır bir yuva olur.
Kötülük bir kere o yuvaya girince artık bir alışkanlık değil,
bir karakter, hatta bir kader haline gelir.
Bu tip insanlar bazen başarılı görünür,
planları tutar, hesapları işler.
Bir süre için kötülük karşılık bulur,
karanlık alkışlanır,
yanlış güç gibi görünür.
Ama kimse aldanmasın.
Kötülüğün kazancı zehirli bir baldır.
Tadı önce tatlıdır,
ama sonrasında ruhu çürüten zehir gizlidir içinde.
Bu, Allah’ın adaletinin yokluğu değil; aksine sınavının bir parçasıdır.
İnsan fark etmeden çöker, içten içe tükenir.
Kısa vadede gülerler, uzun vadede ruhları çürür. O çürüme bazen para kaybı değildir, bazen hastalık da değildir; iç huzurunun yok olmasıdır…
İnsanın kendi içinde cehennemi yaşaması, çoğu zaman en büyük cezadır.
Allah Güçlüdür ve merhametlidir!
Helak etmeden böyle insanlara uyarı gönderir:
Musibet gelir, iş bozulur, huzur kaçar…
Bir süre silkelenirler gibi olur ama mayası bozuk olan kolay kolay düzelmez.
Çünkü hakikate değil, nefislerine teslim olmuşlardır.
Kötülerin kısa vadede kazandığını zanneden çok olur.
Allah’ın adaleti bazen hızlı tecelli eder,
bazen de öyle ağır ve ince işler ki,
kişi kendi kendine yıkılır, kendi karanlığında boğulur.
Adaletin şekli çoktur ama sesi yoktur.
⸻
Tevekkül sahibi temiz kalpli insan ise kaybetmez.
Allah’ın koruması üzerinde olduğu için
kötülük ona yaklaşabilir ama dokunamaz,
yorabilir ama yıkamaz,
saldırabilir ama bozamaz.
Çünkü Allah’ın tuttuğu eli,
şeytanın elçisi bile çözemeyecek kadar kuvvetlidir.
Bu sebeptendir ki;
Ben bu dünyada kimsenin köküne bakmam.
Kalbine bakarım.
Kalbi karanlık olan, bir gün karanlığında boğulur.
Kalbi temiz olan ise Allah’ın yardımıyla yürür.
Gerisi sadece zaman meselesidir.


A***t Yük**l
09.12.2025 09:45