Tarih Değişti, Taktik Değişmedi
Görünmeyen iktidar, görünür öfke ve yatay şiddetin normalleşmesi.
Medeniyet ilerledi sanıyoruz.
Çünkü şehirler büyüdü, kelimeler çoğaldı, teknoloji ilerledi binalar yükseldi ekranlar inceldi.
Ama şiddet azalmadı.
Sadece şekil değiştirdi.
Artık kimse meydanlarda cezalandırılmıyor.
Onun yerine kalabalıkların ortasında itibarsızlaştırılıyor.
Artık kan yok, ama linç var.
Sessiz, steril, alkışlanan bir infaz bu.
Sosyoloji bize şunu söyler:
İktidar her zaman doğrudan vurmaz.
Akıllı olan, şiddeti yataylaştırır.
Çünkü insanlar birbirini denetlerse,
iktidar sorgulanmaz.
Yatay şiddet tam olarak budur:
Baskının, mağdurun eline tutuşturulmuş hali.
Kadının kadını ezmesi,
yoksulun yoksulu suçlaması,
aynı sınıfa, aynı mahalleye ait insanların
birbirini boğazlaması…
Bu bir tesadüf değil.
Bu bir düzendir.
Bugün sosyal medyada izlediğimiz şey tam olarak budur
Bir hatayı tartışmıyoruz,
kişiyi yok ediyoruz.
Bir yanlışı düzeltmiyoruz,
karakter infazı yapıyoruz.
Ve buna “duyarlılık”, “adalet”, “haklı öfke” diyoruz.
Oysa tarihteki bütün linçler
kendini haklı hisseden kalabalıklar tarafından yapılmıştır.
Peki neden şimdi bu kadar yoğun?
Tam burada durup sormak gerekiyor:
Adalet geri çekilirken, öfke neden bu kadar serbest bırakıldı?
Yeni infaz düzenlemeleriyle denetimli serbestliğin üç yıla çıkarılması,
hukuki bir teknik detay gibi sunuluyor.
Ama sosyolojik olarak bu şunu söylüyor:
Devletin cezalandırma alanı daralırken,
toplumun cezalandırma alanı genişliyor.
Yani adaletin boşalttığı alanı,
kalabalıkların öfkesi dolduruyor.
Bu bir tesadüf değil
Ceza hukukunun zayıfladığı yerde,
ahlaki linç yükselir.
Çünkü sistem şunu çok iyi bilir:
Cezayı ben vermiyorsam,
biri mutlaka verecektir.
Ve o “biri” artık mahkeme salonları değil,
sosyal medya meydanlarıdır.
İşte yatay şiddet tam burada devreye girer
Suçluyu devlet cezalandırmayacaksa,
toplum cezalandırır.
Ama toplum adaletle değil,
öfkeyle cezalandırır.
Delille değil, algıyla.
Oranla değil, intikam duygusuyla.
Bugün herkes yargıç
Ama kimse hâkim değil.
Herkes infazcı,
ama kimse sorumluluk almıyor.
Üç yıl denetim deniyor,
ama denetlenen kim?
Suç mu?
Fail mi?
Yoksa sadece toplumun sabrı mı?
Asıl tehlike burada başlıyor
Adalet geri çekildikçe,
şiddet sivilleşiyor.
Devletin vermediği cezayı
insanlar vermeye başlıyor.
Ve buna “haklı öfke” deniyor.
Oysa bu, adalet boşluğunda büyüyen
kontrolsüz bir güçtür.
O yüzden asıl soruyu sormak zorundayız:
Suçluları adalet cezalandırmayacaksa,
kim cezalandıracak?
Kalabalık mı?
Algoritmalar mı?
Günün trendi mi?
Ve daha ürkütücü soru şu:
Yarın suçlu koltuğuna
kimin oturacağına kim karar verecek?
Çünkü tarih bize şunu çok net gösteriyor
Adaletin zayıfladığı her dönemde,
linç güçlenir.
Ve linç,
her zaman en zayıfı bulur.
Tarih değişti.
Sahne değişti.
Yasalar değişti.
Ama taktik değişmedi.
Adalet geri çekildiğinde,
şiddet boş durmaz.
Ve biz bunu hâlâ “toplumsal refleks” diye adlandırıyorsak,
aslında çok daha büyük bir gerçeği görmezden geliyoruz:
Ya Bu düzen, böyle kurulduysa?!


M*****a A*i S**dıkçı
20.01.2026 22:40