Çok Bulutlu

5°C
Konya

Gazze’de Ateşkes, Vicdanlarda Fırtına

Kayıt Tarihi: 13.10.2025 19:28 - Son Güncelleme: 10.04.2026 20:41
YAZI
A

Gazze’de silahlar şimdilik sustu. Ancak çocuk çığlıkları hâlâ kulaklarımızda… Birileri “ateşkes” dedi, imzalar attı, fotoğraf kareleri dünyaya servis edildi. Peki ya o karelerin dışında kalanlar? Enkaz altında kalan bebekler, evladını bekleyen anneler, gözleri hâlâ acı içinde gökyüzüne bakan babalar… Onlara kim “ateşkes oldu” diyebilir.


Hamas ile İsrail arasında yapılan ateşkes anlaşması, görünürde barışın ilk adımı gibi sunuldu. Maddelere göre, İsrail ordusu belirli bölgelerden çekilecek, Gazze’ye insani yardım geçişi kolaylaştırılacak, tutulan rehineler karşılıklı olarak serbest bırakılacak. Ancak yıllardır bu topraklarda her “ateşkes” sözü, bir sonraki saldırının sessiz önsözü oldu. Filistin halkı artık “barış” kelimesine değil, adalet kelimesine hasret. Çünkü gerçek barış, adalet olmadan gelmiyor.


Hamas elindeki bazı İsrailli rehineleri Kızılhaç’a teslim ederken, İsrail hapishanelerinde binlerce Filistinli hâlâ özgürlüğünü bekliyor. Kimisi genç, kimisi çocuk yaşta… Kimi yıllardır mahkemeye bile çıkarılmadan tutuluyor. Bir annenin çocuğuna kavuşması için bir başkasının oğlunun hücreye girmesi ne kadar insani olabilir? Bu tablo bize bir kez daha hatırlatıyor: Savaş, yalnızca bedenleri değil, insanlığın vicdanını da esir alıyor.


Ateşkes kağıt üzerinde yürürlüğe girdi. Ama Gazze’de her evin duvarında, her çocuğun kalbinde, her anne babanın gözyaşında hâlâ savaşın izi var. Bir Türk Müslüman olarak yüreğimde şu sızı var: Biz her seferinde “barış geldi” diye seviniyoruz, ama o barış, hiç bizim gibi hissedenlere uğramıyor. İsrail tanklarını geri çekerken, Gazze halkı hâlâ elektriksiz, susuz, yoksu, açl ve yalnız. Yardım tırlarının girmesi bile pazarlık konusu yapılırken, insanlığın adı, diplomatik masalarda bir kez daha kayboluyor.


Bizim için mesele sadece bir anlaşma değil, insanlığın onuru meselesidir. Kutsal kitabımız Kur’an bize der ki: “Bir canı haksız yere öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir.” (Maide, 32) O hâlde bu coğrafyada bir tek çocuk bile ağlıyorsa, bizim sessizliğimiz ve itira etmeyişimiz de suçtur. Türkiye, ümmetin vicdanıdır. Mazluma sahip çıkmak, sadece devlet politikası değil, iman meselesidir. Diplomasinin dili susabilir ama duaların hakikatin dili susmaz.


Eğer bu ateşkes, gerçekten yıkıntılar arasından bir diriliş doğuracaksa, rehineler ailelerine kavuşacak, Filistinli mağdur tutsaklar özgürlüğüne ulaşacaksa işte o zaman bu imzalar anlamlı olur. Ama eğer bu da geçmişteki gibi bir oyalama, sürecinden ibaretse, o zaman tarih bir kez daha yazacak: “Barış dediler, ama adaleti unuttular.”

Gazze’nin sesi bir gün susacak belki, ama o sesin yankısı kalbimizde asırlarca sürecek. Ve biz her seferinde yine aynı duayı edeceğiz: “Allah’ım, mazlumlara sabır, zalimlere hidayet ver. Barışın adaletin hüküm sürdüğü bir dünya nasip eyle.”

Kalın sağlıcakla…

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Mustafa Korkmaz

Mustafa Korkmaz

Yazarın Diğer Yazıları