Çürümüşlük ve cinnet!
Son günlerde ülkemizde ve Konya’da şiddet haberlerindeki artışı hepiniz fark etmişsinizdir. Son zamanlarda adli haberlerdeki artış beni ciddi bir şekilde tedirgin etti. Geçtiğimiz hafta öyle olaylar yaşandı ki ülkede, bu soruyu çok kere kendime sordum ve bu yazıyı yazmaya karar verdim…
Beni en çok etkileyen 19 yaşında bir erkek çocuğunun yine kendisiyle yaşıt iki genç kızı canice öldürmesi oldu. Şu an yazarken bile tüylerimi ürperten bir olay… Her geçen gün bir başka şiddet olayı diğerini unutturur hale geliyor. Daha ne olabilir derken daha büyük bir vahşetle sarsılıyoruz. İyi de, bu hâle nasıl geldik; buraya, bu çıkmaz sokağa nasıl sürüklendik biz?
Üzerine titrediğimiz saçının teline zarar gelmesini asla istemediğimiz çocuklarımızda, sonunda değişen toplum psikolojisi ve yaşanan şiddet olayları ile birlikte cinnet geçirir oldu. Her gün yaşanan cinayet olayları, gündemi dolduruyor ve yaşanan olaylar ne yazık ki normalleşmeye başlıyor. Çocuklarımız gençlerimiz içinde bu şiddet olayları normalleşiyor bu çok tehlikeli bir durum.
Tabii ki bu duruma insanlar bir gecede gelmedi. Yaşanan zorlu ekonomik koşullar toplumu bu hale getirdi. Emekli, 12.500 TL ile geçinemiyor, ek iş yapmak zorunda kalıyor. Mesela haberlerde karşınıza çıkmıştır; Seydişehirde 79 yaşında bir amcamız çalıştığı inşaattan düşüp hayatını kaybetti. Bir insan 79 yaşında hala çalışıyorsa bu hepimizin ayıbıdır. Asgari ücretli çalışan emekçiler, 17 bin TL ile geçinmek zorunda. Hal böyleyken, insanlar gülmeyi ve mutlu olmayı maalesef unutuyor.
Tabi bunların yanında toplumsal bir çürümüşlükle de karşı karşıyayız. Kendi değerlerine sahip çıkamayan, kendi değerlerinin aşağılanmasına sessiz kalan, çocuklarının mankurtlaştırılmasını normal bir şeymiş gibi seyreden toplumun kaçınılmaz sonu!
Sonunda işin buraya varması kaçınılmazdı. Bu durum şaşırtıcı değil çünkü toplumu toplum yapan temeller yok edilmiş, sütunlar yıkılmışsa o toplumun çöküşe sürüklenerek paramparça olması kaçınılmaz.
Siyasi partiler, kamusal düzen, sivil toplum, kanaat önderleri ama hepsi ne görüyor, ne de bakıyor. Üç maymunu oynuyor toplum. Aslında herkes elini biraz taşın altına koymalı. Hangi meslek grubunda olduğun önemli değil mutlaka katkı sağlayacağın bir şey vardır.
Bunun yanı sıra daha caydırıcı cezalar getirilmeli, mesela bir cinayet davasında iyi halden gelen ceza indirimlerini nedense çok anlayamıyorum. Çünkü ne olursa olsun ölen biri ve öldüren biri var, peki bahsedilen iyi hal nerde?
Üniversitelerimizdeki tüm ekonomistlerin, siyaset bilimcilerin, sosyologların, toplum bilimcilerin ve felsefecilerin bu sosyal ve ekonomik travmaya karşı çok acil çözüm yolları ve çareler üretmeleri şart.
Uyanmalıyız. Önce kendi ruh sağlığımız, sonra da toplumun ruh sağlığı için harekete geçmeliyiz. Yoksa yeni kuşağı bir cehennemin ortasında bırakacağız. Sizce de silkelenme, yok saymama, teslimiyetten kurtulma, bilinçlenme zamanı değil mi?
Milli Görüş Hareketi’nin öncü isimlerinden,Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı Recai Kutan maalesef 94 yaşında hayatını kaybetti. Recai Kutan, ömrünü ülkemizin gelişmesi ve kalkınmasına adamış, Türk siyasi hayatının saygın ve mümtaz devlet adamlarındandı. Kutan ailesinin ve tüm sevenlerinin başı sağ olsun. Mekanı cennet, makamı ali olsun.


