Açık

30°C
Konya

Kırk yıllık oyun bozuldu: Meclis’ten geçen yasayla Türkiye'de ne değişecek?

Kayıt Tarihi: 11.08.2026 19:23 - Son Güncelleme: 12.08.2026 12:42
YAZI
A

Türkiye siyasi tarihi, geleceğimizi kökten değiştirecek ve kırk yılı aşkın süredir milletimizin enerjisini emen bir belayı tarihin karanlık sayfalarına gömecek en büyük dönüm noktalarından birine şahitlik etti. Toplumda "Terörsüz Türkiye" yasası olarak bilinen ve milli dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlayan tarihi "Çerçeve Yasa", Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Bu adım, yalnızca hukuki bir metnin oylanması değil; bu topraklar üzerinde gözyaşının, acının ve bölünme senaryolarının sonsuza dek yırtılıp atılması anlamına geliyor. Coğrafyamızın kaderini kanla ve gözyaşıyla yazmak isteyenlerin ezberini bozan bu tarihi zafere nasıl ulaştığımızı anlamak için, tüm engellemelere rağmen adım adım örülen o muazzam süreci dürüstçe hatırlamak ve hafızalarda canlandırmak gerekiyor.

Her şey, hiç kimsenin en ufak bir tahminde dahi bulunamadığı bir dönemde, milliyetçi duruşun sembolü olan MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ezberleri tamamen bozan tarihi çağrısıyla başladı. Bahçeli’nin, terörün tamamen bitmesi ve örgütün tasfiyesi şartıyla attığı bu cesur adım Türk siyasetindeki tüm statükoyu sarstı. MHP liderinin başlattığı bu devlet projesine ve vizyoner çıkışa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti grubu en güçlü şekilde omuz vererek devletin zirvesinde tam bir kararlılık sergiledi. Sürecin meclis zemininde ve meşru siyasette yürütülmesi amacıyla yapılan çağrılara DEM Parti de olumlu karşılık vererek bu büyük toplumsal mutabakat zincirine katıldı. Siyasi adımların ardından, yapılan çağrılar Kuzey Irak’taki kamplarda karşılık buldu ve örgüt mensubu bir grup, düzenlenen bir törenle silahlarını sembolik olarak yakıp teslim etti. Bu somut gelişmenin ardından komisyon çalışmaları yürütülürken süreç bir miktar yavaşlayınca, kamuoyunda umutsuzluk rüzgarları esti ve birçok kesim bu işin yine tıkandığını, sürecin tamamen bittiğini düşündü. Ancak bu karamsarlığa kapılanlar ve sürecin akamete uğramasını bekleyenler fena halde yanıldı; devlet aklı arka planda sessizce çalışmaya devam etti ve süreç bir anda büyük bir ivme kazanarak meclis gündemine taşındı.


TBMM Genel Kurulu'nda gerçekleştirilen oylama, Türkiye’nin barış ve huzur iradesini tescilleyen tarihi rakamları ortaya koydu. Altı yüz sandalyeli mecliste oylamaya katılan beş yüz altmış iki milletvekilinden dört yüz altmış sekizi kabul oyu verirken, seksen seksen sekiz milletvekili ret, altı milletvekili ise çekimser oy kullandı. Yasaya AK Parti, MHP, DEM Parti ve CHP gibi meclisin çok büyük bir çoğunluğunu oluşturan partiler evet oyu vererek tarihi bir konsensüse imza attılar. Buna karşılık yasa tasarımına en sert ve uzlaşmaz tepki İYİ Parti’den geldi. Yeni kurulan Yeni Parti içinde ise ciddi bir bölünme yaşandı; partideki elli dört milletvekili ret oyu kullanırken, otuz beş milletvekili kabul oyu verdi. Ancak bu çatlak seslere ve muhalefete rağmen, meclis iradesinin yüzde seksen üç gibi ezici bir çoğunluğu Türkiye’nin kalıcı barışından yana saf tuttu.



Bu yasa, sadece teknik bir ceza ertelemesi veya infaz düzenlemesi değil; Türkiye’nin kırk yıldır bağrına saplanan hançeri söküp atma iradesidir. Yıllardır bu ülkenin gencecik fidanları, vatan evlatları hain pusularda şehit düşüyor, anaların yüreğine kor ateşler sönmemek üzere düşüyordu. Artık bu topraklarda şehit kanı dökülmeyecek, ay-yıldızlı bayrağa sarılı tabutların ardından dökülen gözyaşları son bulacaktır. Türk ve Kürt halkı, aralarına sokulmaya çalışılan fitne duvarlarını bu yasayla tamamen yıkmıştır. Bu imza, bin yıllık kardeşliğin bir kez daha tescillenmesidir. Silahların toprağa gömüldüğü ve eridiği bir Türkiye'de, kardeşlik bağlarımız hiçbir gücün koparamayacağı şekilde perçinlenmiştir.



Tarihi adımlar atılırken ve bu topraklara kalıcı huzur getirilirken ıskalanmaması gereken en hayati nokta, şüphesiz bu vatan için en ağır bedeli ödeyenlerin rızasıdır. Bu yeni süreçte, aziz şehitlerimizin emanetleri olan ailelerinin ve kahraman gazilerimizin gönül rızasının mutlaka alınması, onların incitilmemesi devletimizin en birincil vazifesidir. Bu muazzam dönüşümün, kalıcı barış hedefinin ve atılan her stratejik adımın arkasındaki devlet aklının toplumun her kesimine, en başta da şehit ve gazi yakınlarımıza çok iyi anlatılması gerekmektedir. Onların baş tacı edildiği, adalet ve vefa duygusunun zedelenmediği bir anlatım dili geliştirilmelidir. Unutulmamalıdır ki, şehit ve gazi yakınlarımızın onayı ve manevi desteği alınmadan inşa edilecek hiçbir süreç tam anlamıyla toplumsal bir huzura kavuşamaz; bu yüzden onların rızası, bin yıllık kardeşlik köprümüzün en güçlü harcıdır.

Terörün bitmesinin en somut ve hayat değiştirici etkisi, şüphesiz Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde yaşanacaktır. Yıllardır terör tehdidi ve güvenlik endişesi yüzünden hak ettiği yatırımı alamayan, meraları boş kalan, fabrikaları kurulamayan bölge halkı, nihayet hak ettiği ekonomik refah düzeyine kavuşacaktır. Cilo Dağları’ndan Munzur’a, Hasankeyf’ten Nemrut’a kadar bölgenin her köşesi dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen turistlerle dolup taşacak, esnaf ihya olacaktır. Güvenlik ortamının kalıcı hale gelmesiyle birlikte, GAP ve DAP projelerinin tam kapasiteyle devreye girmesi, bölgeyi tarımsal sanayinin ve yenilenebilir enerjinin merkezi yapacaktır. Sınır kapılarının ticaret üslerine dönüşmesi ve kurulacak yeni lojistik köyler sayesinde Mezopotamya, küresel ticaret hatlarının en güvenli köprüsü konumuna yükselecektir. Yerli ve yabancı sermaye bölgeye devasa fabrikalar kuracak ve bölge gençleri artık dağa değil, teknoloji üslerine işe girecektir. Terör korkusuyla girilemeyen uçsuz bucaksız ovalar ve yaylalar yeniden üretime açılacak, hayvancılık şahlanacaktır. En önemlisi de Türkiye, kırk yıldır terörle mücadeleye harcadığı yüz milyarlarca doları artık mermiye değil; eğitime, sağlığa ve doğrudan halkın cebine aktaracaktır. Doğu’nun kalkınması, tüm Türkiye ekonomisini dünyanın en güçlü ligine taşıyacaktır.



Tüm bu olumlu tablonun karşısında duran, meclisteki o tarihi oylamada hayır diyerek barışın önüne takoz koymaya çalışan siyasi odakları anlamak ve affetmek ise mümkün değildir. Sırf kendi küçük siyasi ikballeri, oy hesapları ve hamasi milliyetçilik söylemleri devam etsin diye anaların ağlamasının sürmesine göz yumanlar, bu milletin vicdanında mahkum olmuşlardır. Muhalefet bayrağını sırf statükoyu korumak için sallayan, değişen dünya dengelerini okumaktan aciz siyasi yapılar, çözümsüzlüğü bir vizyon gibi pazarlamaya çalışmaktadır. Alternatif hiçbir rasyonel çözüm sunamayan, tek siyasi sermayesi toplumun hassas sinir uçlarını kaşımak olan bu uzlaşmaz blok, barışın önündeki en büyük bariyer olduğunu tescillemiştir. Terörsüz Türkiye fikrinin asıl sahipleri olan şehit ailelerimizin dahi incitilmeden rızasının alınabileceği bu hassas iklimde, sırf siyasi rant devşirmek adına süreci baltalamaya çalışanlar, Türkiye'nin prangalarından kurtulmasını istemeyen yerli ve yabancı şer odaklarının ekmeğine yağ sürmektedir. Siyasetini kan, gözyaşı ve kutuplaşma üzerine kuran bu statükocu zihniyet, meclisin ortaya koyduğu ezici iradeyle tarihin tasfiye odasına gönderilmiştir. Sonuç olarak; TBMM dün sadece bir çerçeve yasa kabul etmedi; Türkiye'nin ikinci yüzyılını huzur, kardeşlik, kalkınma ve lider ülke vizyonuyla inşa edeceğinin ilanını yaptı. Artık vakit; el ele, omuz omuza vererek terörsüz, güçlü ve refah içinde büyük bir Türkiye inşa etme vaktidir.

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Mustafa Korkmaz

Mustafa Korkmaz

Yazarın Diğer Yazıları