Hz. Pir’i anlamak
Tüm dünyayı sözleri ve eserleriyle etkileyen, aşkın sultanı Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin Vuslat Gecesi her yıl 7-17 Aralık ayında sema ayini ve dualar eşliğinde Konya’mızda kutlanıyor. Konya’da yaşamış ünlü düşünür ve şair Mevlana Celaleddin Rumi’dir. Mevlana 30 Eylül 1207 tarihinde Horasan’ın Belh şehrinde doğmuştur. Babası Bahaeddin Veled, annesi Belh Emiri Rükeneddin’in kızı Mümine Hatundur. Mevlana’nın babası bilginlerin Sultanı ünvanını almıştır. Belh şehrinde Moğol istilası çıkınca bu şehirden 1212 yılında ayrılmıştır. İlk olarak Nisabur şehrine gitmişler ve bu şehrin tanınmış mutasavvıfı Feridüddin Attar Mevlana’ya bir soru sormuştur. Aldığı cevabı çok beğenmiş ve takdir etmiştir. Nisabur’dan sonra sırayla Bağdat, Şam, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde ve Karaman’a geldiler. Karaman’a yerleşen Mevlana’nın ailesi 7 yıl burada kaldı. Mevlana Karaman’da yaşarken Gevher Hatun ile evlendi ve Sultan Veled ve Alaeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Gevher Hatun öldükten sonra ise Kerra Hatun ile evlendi ve ondan da Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adında bir kızı oldu.
Sultanü’l-Ulema Bahaedin’in Karaman’da yaşadığı bu yıllarda Anadolu’da Selçuklu Devleti egemenliği vardı. Konya’da başkentti. Konya bilim ve sanat yönünden çok gelişmişti. Dönemin Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubad Mevlana’nın babası Sultanü’l Ulema Bahaeddin Veled’i Konya’ya davet etti. Böylece “Ne olursan ol yine gel” diyerek tüm dünyanın tanığı ünlü düşünür Mevlana Celaleddin Rumi Konya’ya gelmiş oldu. Mevlana’nın babası öldükten sonra insanlar Mevlana’nın etrafında toplanmaya, ilim ve din bilgisinden faydalanmaya başladı. 1244 yılında Şems-i Tebrizi ile karşılaştı. Şems aniden ölünce Mevlana uzun yıllar inzivaya çekildi. Mevlana 17 Aralık 1273 yılında vefat etti. Öldüğü geceye düğün gecesi anlamına gelen Şeb-i Arus dendi. Mevlana'nın öldüğü bu geceye düğün denmesinin ve yas tutulmayıp kutlamalar yapılmasının nedeni, vasiyetidir.
Hz. Pir’in felsefesine göre, ölüm gecesi, seven sevdiği ile buluştuğu için ağlanmaz, tersine kavuşma kutlanır. Çünkü yaratıcıyı sevenin, yaradanla buluşmasıdır bu gece… Şeb-i Arus, öyle bir düğün günü ki, öyle bir vuslat günü ki, öyle bir sevenin sevdiğine kavuştuğu gün ki, işte böyle bir gün sarıp sarmalıyor Konya’yı ve Mevlana dostlarını… Aslında Şeb-i Arus, sadece Konya'da değil, tüm dünyada kutlanıyor. Mevlana'nın evrensel mesajları, din, dil, ve kültür farklılıklarını aşarak insanları bir araya getiriyor. Sevgi, hoşgörü ve birlik duygularının öne çıktığı bu özel gün, Mevlana'nın mirasını yaşatma ve insanlığa ışık tutma amacını taşıyor.
Mevlana, tüm insanları din, dil, ırk ayrımı yapmadan sevmeyi öğütler. "Gel, ne olursan ol yine gel" sözleri, onun insanları kucaklayan anlayışını simgeler. Her şeyin Allah’tan geldiğine ve sonunda Allah’a döneceğine inanır. Varlıklar arasındaki birlik ve bütünlük fikrini işler. Mevlana, insanın kendi nefsiyle mücadelesini ve gerçek "benliğini" bulma arayışını anlatır.
Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin felsefesini, dünyanın hemen her yanında değişik dinlere bağlı insanlar ile hiç inanmayan milyonların benimsemesinin sırrı, Hz. Pir’in şu kutsal dizelerinde yatar:
‘‘Gel, her ne olursan ol gel
Kafir, putperest, mecusi olsan da gel.
Bu dergáh umutsuzluk dergáhı değildir.
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gel.’’
Mevlana sadece din adamı ya da alim değildi. Binlerce sayfada anlatılabilecek bir düşünceyi bir satırda anlatmayı başarabilen muhteşem bir düşünürdü. Böyle bir insanın söz ile anlatılabileceğine ya da sadece okuyarak anlaşılabileceğine inanmıyorum. ekle şemale, gösterişe, dinin zorlaştırılarak insandan uzaklaştırılmasına, ayrımcılığa ve yobazlığa yaşamı boyunca karşı olan bu değerli Evliya’nın mirasına her geçen gün daha da ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
Mevlana’dan bir sözle satırlarıma söz veriyorum:
“Ölümsüz aşk istiyorsan, ölümsüze âşık ol. Aşk nasip işidir, hesap işi değil. Aşk adayıştır, arayış değil. Sen adanmış ve yanmışsan bu uğurda, aşk sana uzak değil!”
Kalın sağlıcakla…

