Dünya Masasında Türkiye
Diplomaside bazen fotoğraflar, açıklanan metinlerden çok daha fazla şey anlatır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika ziyareti de böyle bir tablo ortaya koydu. Washington’a ayak bastığı andan itibaren dünya, Türkiye’nin liderini bir kez daha gördü.
Havaalanındaki karşılama töreninde gösterilen ihtimam, sıradan bir protokol değil; Türkiye’nin geldiği noktanın tesciliydi. Erdoğan, artık sadece kendi ülkesinin değil, bölgesinin ve küresel dengelerin de tartışmasız aktörlerinden biridir. Amerika bile bu gerçeği görmek zorunda kalıyor.
Zirveye damga vuran an şüphesiz Trump’ın jesti oldu. Trump, Erdoğan’a sandalyesini çekerek bir nezaketin ötesinde bir saygı ifadesi sergiledi. Bu basit gibi görünen kare aslında derin mesajlarla doluydu. “Dünya masasında artık sensiz karar alınmaz” demekti. Trump gibi egosu yüksek, alışık olmadığımız kadar sert bir liderin Erdoğan’a gösterdiği bu tavır, Washington’un Ankara’ya bakışındaki değişimi de özetledi.
Diplomaside semboller önemlidir. Bir el sıkışma, bir bakış, bir jest… Ve bu jest, Türkiye’nin artık oyun kurucu bir ülke olduğunun ilanıdır.
Görüşmenin içeriğine bakıldığında tablo daha da netleşiyor. Savunma sanayinden enerjiye, ticaretten bölgesel güvenliğe kadar geniş bir yelpazede anlaşmalar imzalandı. Türkiye, hiçbir alanda geri adım atmadı. Erdoğan, Amerika’ya ne “ricacı” olarak gitti ne de “boyun eğdi”. Aksine; dik durdu, milli menfaatleri kararlılıkla savundu ve kazanımla masadan kalktı.
Bugün Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya, Karadeniz’den Ortadoğu’ya kadar uzanan coğrafyada dengeleri değiştiren bir Türkiye varsa, bu cesaretli duruşun eseridir. Washington görüşmesi bunun son halkasıdır.
Şimdi içerideki muhalefete bakıyoruz… Her fırsatta Erdoğan’ı küçümsemeye çalışanlar, bu tarihi ziyareti görmezden gelmeye çalışıyor. Ne var ki, gerçekler inkârla değişmiyor. O sandalye çekme jestini küçümseyenler bilsin ki, o hareket aslında milletimizin şerefine yapılmıştır.
Muhalefet, yıllardır “Türkiye yalnızlaştı, dünyada itibarı yok” propagandası yapıyor. Ama Washington’da gördük: Dünya liderleri Türkiye’siz yapamıyor. Erdoğan’sız masa kurulamıyor. Bu hakikati artık CHP’sinden İYİ Parti’sine kadar herkes kabul etmek zorunda.
Bu ziyaret, sadece bir diplomatik temas değil, Türkiye’nin yeni kimliğinin dünyaya ilanıdır. Artık “küçük hesaplarla oyalanan, Batı’dan emir alan” bir Türkiye yok. Kendi ayakları üzerinde duran, dik duran, gerektiğinde rest çeken ama aynı zamanda akılcı anlaşmalarla kazanımlar elde eden bir Türkiye var. Bunun mimarı Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Evet, dünya değişiyor. Güç dengeleri yeniden kuruluyor. Ama ne Amerika ne Avrupa, Erdoğan’sız bir denklem kuramıyor. Türkiye, artık masada değil; masanın ta kendisi.
Ve biz biliyoruz ki, bu tabloyu hazmedemeyenler çok olacak. İçeride eleştirenler, dışarıda rahatsız olanlar çıkacak. Ama gerçek apaçık ortada: Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, 21. yüzyılın en güçlü aktörlerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Kalın sağlıcakla…

