Bir diktatörün sonu!
Suriye'de Beşar Esad rejimi isyancıların hızlı ilerleyişiyle çöktü. Stratejik şehirler birer birer düştü, rejim yalnız kaldı ve Esad Rusya’ya kaçtı.14 yıl süren bir devrimin son perdesi, 10 günlük bir fırtınayla kapandı. Beşar Esad’ın diktatörlüğü, kendi yarattığı kaosun girdabında yok oldu gitti. Beşar Esad’ın yenilgisi iki haftadan kısa sürdü. 27 Kasım’da isyancılar, görünüşte isyancıların elindeki bölgelerin bombalanmasına misilleme yapmak için Suriye’nin kuzeybatısında bir saldırı başlattı. Onlar ilerledikçe rejim ordusu eridi ve isyancılar ilerlemeye devam etti. Suriye’nin ikinci kenti Halep’i 29 Kasım’da, güneydeki Hama’yı da 5 Aralık’ta aldılar. İki gün sonra da Suriye’nin üçüncü büyük şehri olan Humus’un dış mahallelerine ulaştılar. 8 Aralık’a gelindiğinde Şam’da her noktayı ele geçirmişler, Hafız ve Beşar Esad heykellerini, posterlerini ve afişlerini kaldırmışlar ve hatta ülkenin bayrağını değiştirmişlerdi. Tabi Beşar Esad, devrilene kadar Suriye’de kan ve gözyaşı eksik olmadı. 617 bin ölüm, milyonlarca sürgün, parçalanmış hayatlar…
Suriye’nin geleceği, şimdilik belirsiz. Ancak Suriyeliler yine de Beşar Esad’tan kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor, geleceğe dair umutları yeşeriyor.
Muhalifler dün de Münbiç'te YPG'nin üzerine yürüdü ve yoğun çatışmaların ardından kontrolü tamamen ele geçirdiler. Yalnızca ülkeyi azınlık rejiminden değil terör örgütlerinden de arındıracaklarının işaretini verdiler. Rusya da Suriye'den çekiliyor.
Suriye’de Esad rejiminin yıkılmasında elbette ki en büyük rol Türkiye’nin. Suriyeli muhaliflere en çok desteği veren lider Başkan Erdoğan’dı. Yine Suriye’nin kurtuluşunun arkasındaki büyük akıl Başkan Erdoğan ve Devlet Bahçeli idi. Zaten son günlerdeki mesajlarda bunu açıkça ortaya koyuyor. Yani fiili olarak olmasa bile artık Suriye’yi Türkiye yönetecek.
Şimdi artık Suriyeliler için memleketlerine dönüş vakti. Ufak tefek bazı sorunlar dışında yerleri başımızın üstüydü. Özetle Suriyeliler için mutluyum.
Mevlâna Celaleddin-i Rumi’yi 751. Vuslat Yıl Dönümünde anıyoruz. “Muhabbet Vakti” temasıyla gerçekleşen anma törenleri boyunca tüm dünyadan Mevlana dostları Konya’ya akın ediyor. Kentte şimdiden tüm oteller doldu. Her yıl Aralık ayı, Konya’da farklı bir ruhun canlandığı zamandır. Mevlânâ vuslatı olarak anılan “Şeb-i Arus” törenleri, sadece bir anma değil, aynı zamanda insanın kendini yeniden keşfetme yolculuğudur. 17 Aralık’ta Şeb-i Arus’u anarken, sadece Mevlânâ’yı değil, onun hayatımıza kattığı bakış açısını da içselleştirelim. Her ne kadar maddi dünyanın kısıtlamaları içinde yaşıyor olsak da ruhumuzun özgürleşeceği ve hakikate kavuşacağı anı unutmamak, hayatımızı daha anlamlı kılabilir.
Mevlana’dan bir söz: “Muhabbet Gerçek Olduğu Zaman, Seveni Sevdiğine Bağlar; Sevileni Sevene Çeker...''
Bu vesile ile ben de, barışın ve hoşgörünün sembolü Hz. Mevlânâ Celâleddin-î Rûmî’yi vuslatının 751. yıldönümünde rahmetle ve dua ile yâd ediyorum.
Satırlarıma son verdiğim sırada kahreden bir haber aldım. Maalesef Isparta'da Kara Havacılık Okulu'na ait askeri helikopter, Keçiborlu ilçe merkezinde bir akaryakıt istasyonunun yanına düştüğünü ve biri Tuğgeneral olmak üzere 6 askerimizin şehit düştüğünü öğrendim. Şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet; ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Kalın sağlıcakla…

