Ankara’nın Konya Mesaisi: Sokakta Samimiyet, Tribünde Kenetlenme, Geçmişe Hürmet
Anadolu’nun kadim başkenti, irfanın ve Selçuklu medeniyetinin omurgası Konya, geçtiğimiz günlerde Türkiye siyasi gündemine yön veren iki çok güçlü figürü, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi ağırladı. Bu ağırlama yalnızca sıradan bir bürokratik gezi ya da standart açılış törenlerinden ibaret değildi. Bir tarafı makamların ötesinde bir "memleket ve vatandaş kucaklaşmasına", diğer tarafı ise nesiller boyu aktarılan muazzam bir "ahde vefaya" sahne oldu.
Öncelikle şu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor: Konya, Türk siyasi hayatının ve milli iradenin her dönem şahdamarı olmuştur. Burası sadece yüksek oy oranlarının alındığı bir şehir değil; toplumsal barışın, bir arada yaşama kültürünün ve yerli duruşun kalesidir. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un ayağının tozuyla geldiği Selçuk Üniversitesi’nin akademik yıl açılışında, küresel güç dengelerinden Orta Doğu’daki İsrail tehdidine karşı "Arz-ı Mevud asla kurdurulmayacak" çıkışına ve en önemlisi Terörsüz Türkiye vizyonuna dair en stratejik mesajlarını bu şehirden vermesi tesadüf değildir. Türkiye modeline, milli dayanışmaya ve iç barışa dair dünyaya söylenecek bir söz varsa, o sözün en gür çıkacağı yer her zaman Selçuklu’nun kalbidir. Kurtulmuş, bu gerçeği bildiği için Konya Büyükşehir Belediyesi’nden valiliğe kadar uzanan resmi temaslarında, şehrin Türkiye’nin geleceğini inşa etmedeki lokomotif rolünü defaatle vurguladı.
Gezinin en samimi, en yüreklere dokunan ve adeta bir şenlik havasında geçen kısmı ise İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin memleket mesaisinde gizliydi. Konyalı bir bakanın kendi toprağına, doğup büyüdüğü mahallelere dönmesi her zaman farklı bir enerji yaratır. Bakan Çiftçi’nin protokollere, resmi araç konvoylarına sığınmadan şehir merkezine inmesi, tarihi Kapu Camii’nde hemşehrileriyle omuz omuza saf tutması bunun en güzel kanıtıydı. Namaz çıkışında esnafla kucaklaşan, tezgahların arkasına geçip hal hatır soran, Konyalı çınarların ellerini öpüp hayır dualarını alan bir bakan profili izledik. Çiftçi’nin şu sözleri aslında bir yöneticinin memleketine bakışını özetliyordu: "Doğup büyüdüğümüz bu topraklarda bir ‘Allah razı olsun’ duasına mazhar olmak, bizim için her türlü makam ve unvanın ötesinde bir kıymet taşıyor."
Bakan Çiftçi’nin Konya programı sadece sokakla sınırlı kalmadı; şehrin huzur ve güvenliğinin sigortası olan Konya Özel Harekât Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret ederek adeta "Kahramanlar ocağındayız" mesajı verdi. Havadan ve karadan incelemeler yaptığı bu durak, İçişleri Bakanlığı’nın terörle ve suçla mücadeledeki kararlılığının Konya ayağını perçinledi. Şehrin en büyük markalarından biri olan Konyaspor ise bu memleket gezisinin taçlandığı yer oldu. Bakan Çiftçi, MEDAŞ Konya Büyükşehir Stadyumu’nda taraftarla birlikte yeşil-beyaz coşkuya ortak oldu. Maçın devre arasında gerçekleşen idari bina ziyaretinde Konyaspor Başkanı Ömer Atiker’in ev sahipliği ve Bakan Çiftçi’ye isminin yazılı olduğu Konyaspor formasını takdim etmesi, şehir milliyetçiliğinin ve aidiyetinin spordaki en zarif tablosuydu.
Tüm bu devasa programın, milyon liralık projelerin ve makro siyaset açıklamalarının arasında öyle bir an yaşandı ki, bu yazının asıl kalbini oluşturuyor. Karatay Belediyesi Basın Müdürü Muhammet Kemalettin Nokta, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a öyle bir sürpriz yaptı ki, bürokrasinin gri koridorlarında nadiren rastlanan cinstendi. Geçmiş yıllarda Numan Kurtulmuş ile yakın mesai harcamış, onun çalışma disiplinine ve aile köklerine tanıklık etmiş olan Kemalettin Nokta, Meclis Başkanı’na öz dedesi olan Gazi Binbaşı Numan Kurtulmuş’a ait 1943 yılı ilk baskısı "Binbir Hadis" kitabını hediye etti.
Bu sıradan bir kitap hediyesi değil; zamanı durduran, nesilleri buluşturan muazzam bir entelektüel hassasiyettir. Bir insana verilebilecek en büyük hazine, şüphesiz ki unutturulmak istenen geçmişinin eline sapasağlam teslim edilmesidir. Kemalettin Nokta, sadece eski bir mesai arkadaşına saygısını sunmadı; tarihe, kültüre ve aile mirasına karşı gösterdiği o yüksek rafine duruşla büyük bir alkışı hak etti. Biliyoruz ki onun şahsi koleksiyonunda tarihin derinliklerinden süzülüp gelen, koruma altına alınmış buna benzer onlarca nadide eser bulunuyor. Onun bu korumacı, arşivci ve kadim kültüre sadık yapısı olmasaydı, bugün 1943 basımı o kutsal emanet belki de tozlu raflarda kaybolup gidecekti.
Netice itibarıyla Konya; Ankara’nın büyük siyaset stratejilerinin konuşulduğu, bakanların sokaklarında samimiyetle esnafla kucaklaştığı, tribünlerinde Konyaspor formasıyla tek yürek olduğu ve hepsinden öte Kemalettin Nokta gibi değerlerin eliyle "ahde vefanın" en asil örneklerinin sergilendiği tarihi bir haftayı geride bıraktı. Siyaset gelir geçer, makamlar değişir; ancak Konyalıların devlet adamlarıyla kurduğu bu gönül köprüsü ve kültürel mirasın asil duruşu asla değişmez.



