Çok Bulutlu

15°C
Konya

Bir zamanlar muhtaçtık şimdi dünyaya satıyoruz!

Kayıt Tarihi: 12.05.2026 20:03 - Son Güncelleme: 15.05.2026 16:44
YAZI
A

Dün savunma sanayiinde en basit ihtiyaçlarını bile dışarıdan karşılamak zorunda kalan Türkiye, bugün kendi savaş gemisini, kendi füzesini, kendi hava savunma sistemini ve kendi insansız hava araçlarını üreten bir ülke haline geldi. Bu dönüşüm yalnızca teknolojik bir gelişim değil; aynı zamanda Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinin en önemli aşamalarından biridir.

Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü siyasi irade ve “Tam Bağımsız Türkiye” vizyonu, savunma sanayiindeki yükselişin temel taşını oluşturdu. Yıllarca ambargolarla, gizli açık engellemelerle karşı karşıya bırakılan Türkiye, bugün savunma alanında dünyanın dikkatle takip ettiği ülkelerden biri konumuna ulaştı.

2002 yılında savunma sanayiinde yerlilik oranı yalnızca yüzde 20 seviyelerindeyken, bugün bu oran yüzde 80’in üzerine çıkmış durumda. Türkiye artık sadece kendi güvenliğini sağlayan bir ülke değil; aynı zamanda savunma teknolojileri ihraç eden küresel bir aktör haline geldi.

Bugün ASELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ, HAVELSAN, Baykar ve MKE gibi milli kuruluşlar dünyanın en büyük savunma şirketleri arasında gösteriliyor. Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı 10 milyar dolar seviyesini aşarken, proje hacmi ise 100 milyar doların üzerine çıktı.

Savunma sanayiine yapılan yatırımların boyutu da Türkiye’nin bu alandaki kararlılığını açıkça ortaya koyuyor. Son yıllarda savunma ve güvenlik alanına ayrılan bütçeler Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerine ulaştı. Milyarlarca dolarlık kaynak; hava savunma sistemlerinden milli savaş uçağı projelerine, füze teknolojilerinden elektronik harp sistemlerine kadar çok geniş bir alanda kullanılıyor.

Bu yatırımların en önemli örneklerinden biri ise “Çelik Kubbe” hava savunma sistemi oldu. ASELSAN, ROKETSAN ve HAVELSAN koordinasyonunda geliştirilen Çelik Kubbe için yaklaşık 6,5 milyar dolarlık dev yatırım anlaşmaları imzalandı.

Çelik Kubbe, Türkiye’nin çok katmanlı entegre hava savunma sistemi olarak tanımlanıyor. Sistem; savaş uçaklarına, seyir füzelerine, balistik füzelere, İHA ve SİHA tehditlerine karşı yapay zekâ destekli savunma ağı oluşturmayı hedefliyor. KORKUT, HİSAR ve SİPER gibi hava savunma sistemleri bu yapının temel parçalarını oluşturuyor.

İsrail’in Demir Kubbe sistemiyle kıyaslanan Çelik Kubbe, aslında çok daha kapsamlı bir savunma mimarisi olarak öne çıkıyor. Çünkü Türkiye burada sadece bir füze savunma sistemi değil; bütünleşik bir hava güvenlik ağı kuruyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savunma sanayiine verdiği önem sadece açıklamalarla sınırlı değil. ASELSAN’ın üretim kapasitesini iki katına çıkaracak 1,5 milyar dolarlık yeni teknoloji üssü yatırımı da bunun en somut örneklerinden biri. Türkiye artık yalnızca savunma ekipmanı üreten değil; ileri teknoloji geliştiren bir merkez haline geliyor.

Savunma sanayiindeki yükselişin en dikkat çeken alanı ise hiç şüphesiz insansız hava araçları oldu. Bayraktar TB2, AKINCI, ANKA ve KIZILELMA gibi projeler Türkiye’yi bu alanda dünyanın lider ülkelerinden biri haline getirdi.

Bugün Türk SİHA’ları Avrupa’dan Afrika’ya, Orta Asya’dan Körfez ülkelerine kadar çok geniş bir coğrafyada kullanılıyor. Baykar’ın ihracat gelirleri milyarlarca doları aşarken, Türkiye’nin savunma ihracatındaki en büyük paylardan biri İHA ve SİHA sistemlerinden geliyor.

Türk savunma sanayiinin küresel ölçekte en çok konuşulduğu süreç ise Ukrayna-Rusya savaşı oldu. Savaşın ilk dönemlerinde Bayraktar TB2’lerin Rus askeri konvoylarına, lojistik merkezlerine ve hava savunma sistemlerine yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

Bayraktar TB2 görüntüleri uluslararası basında günlerce konuşuldu. Birçok askeri uzman, Türk SİHA’larının savaşın ilk safhasında Ukrayna’ya ciddi avantaj sağladığını ifade etti. Bu durum, modern savaş konseptlerinin değiştiğini de ortaya koydu. Artık savaşların kaderini yalnızca tanklar değil; yüksek teknolojili insansız sistemler belirliyor.

Bugün dünyanın birçok ülkesi Türk savunma sanayi ürünlerine yoğun ilgi gösteriyor. Çünkü Türkiye artık yalnızca uygun maliyetli sistemler üretmiyor; aynı zamanda sahada etkinliği kanıtlanmış teknolojiler geliştiriyor.

Türkiye’nin yükselişi yalnızca İHA’larla da sınırlı değil. KAAN milli savaş uçağı, HÜRJET, ATAK helikopterleri, MİLGEM savaş gemileri, ALTAY tankı, elektronik harp sistemleri ve yeni nesil füze projeleri Türkiye’nin artık çok boyutlu bir savunma ekosistemi oluşturduğunu gösteriyor.

Bu noktada son dönemin dikkat çeken projelerinden biri de Yıldırımhan füze sistemi oldu. Türkiye’nin uzun menzilli stratejik vurucu güç kapasitesini artırmayı hedefleyen Yıldırımhan, savunma teknolojilerinde gelinen seviyeyi göstermesi açısından oldukça önemli bir proje olarak değerlendiriliyor.

Paylaşılan teknik bilgilere göre Yıldırımhan’ın yaklaşık 6 bin kilometre menzile sahip olduğu, Mach 25 hızına ulaşabildiği ve çok yüksek irtifalarda operasyon gerçekleştirebildiği ifade ediliyor. Füzenin dört aşamalı roket motor sistemiyle çalıştığı, yüksek hassasiyetli hedef vurma kapasitesine sahip olduğu ve stratejik caydırıcılık amacıyla geliştirildiği belirtiliyor.

Bu tür sistemler yalnızca askeri güç anlamına gelmiyor. Aynı zamanda siyasi güç ve diplomatik etki anlamına da geliyor. Çünkü modern dünyada güçlü olmak sadece asker sayısıyla değil; teknoloji üretme kapasitesiyle ölçülüyor.

Bugün Türkiye savunma sanayiinde tarihi bir dönüşüm yaşıyor. Dün başkalarının kapısında bekleyen Türkiye, bugün kendi teknolojisini üreten ve dünyaya ihraç eden bir ülke konumuna yükseliyor.

Bu tablo; güçlü siyasi iradenin, milli teknoloji hamlesinin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savunma sanayiine verdiği stratejik önemin en somut sonucudur.

Türkiye artık sadece bölgesel bir güç değil; küresel savunma denkleminde söz sahibi olan bir ülke haline geliyor.


Kalın sağlıcakla.

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Mustafa Korkmaz

Mustafa Korkmaz

Yazarın Diğer Yazıları