Genç Başkanın En Büyük Sınavı: Yol Arkadaşları
Cumhuriyet Halk Partisi Konya İl Başkanlığı koltuğu, 19 Ekim 2025’te yapılan olağan kongreyle Nejat Türktaş’a emanet edildi. Bu seçim, sadece bir görev değişimi değil; Konya CHP için aynı zamanda yeni bir umut ve iddia anlamına geliyordu. Çünkü Nejat Türktaş ismi, Ereğli’deki ilçe başkanlığı döneminde ortaya koyduğu performansla parti tabanında ciddi bir karşılık bulmuştu.
Türktaş’ın Ereğli İlçe Başkanlığı döneminde CHP, uzun yıllar sonra Ereğli Belediyesi’ni kazanmayı başardı. Bu başarı, Konya gibi zor bir siyasi iklimde azımsanacak bir iş değildi. Sahaya hâkim, örgütle bağı güçlü, genç ve enerjik bir ilçe başkanının emeği vardı bu tabloda. Doğal olarak il başkanlığına yükselmesi de sürpriz olmadı.
Ancak Konya siyaseti, özellikle CHP içi dengeler, dışarıdan göründüğü kadar sade değil.
Türktaş il başkanı seçildikten sonra, özellikle bazı merkez ilçe başkanlarının mesafeli hatta zaman zaman muhalif tavırları dikkat çekti. Bu muhalefet yalnızca açık itirazlarla sınırlı değil. Partinin iç kulislerinde, “alttan alta kuyusunu kazan” bazı isimlerin varlığı da artık gizlenemez hâlde. Ne yazık ki CHP’de bu durum yeni değil; başarı kadar kıskançlık, gençlik kadar tedirginlik de her zaman yan yana yürür.
Oysa Nejat Türktaş, klasik bir “makam başkanı” profili çizmiyor. Sahada, sokakta, esnafla ve örgütle iç içe. Enerjisi yüksek, temposu sert. Fakat siyasette sadece çalışkan olmak yetmiyor. Kiminle yürüdüğünüz, neyi görmezden geldiğiniz ve hangi hatanın altında kalacağınız da en az performans kadar belirleyici oluyor.
Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, şehitlerimizin olduğu bir dönemde Meram İlçe Yönetimi’nden bazı isimlerin bir eğlencede alkol aldıkları görüntülerin kamuoyuna yansıması oldu. Toplumsal hassasiyetin zirvede olduğu bir anda ortaya çıkan bu görüntüler, partiye ciddi zarar verdi. Tepki sadece karşı mahalleden gelmedi; CHP seçmeni de haklı olarak rahatsızlık duydu.
Bu olay, Nejat Türktaş’ın göreve gelir gelmez kucağında bulduğu bir “bomba”ydı. Kendi iradesi dışında gelişen ama sorumluluğu doğrudan il başkanlığı makamına yüklenen bir kriz.
Tam da bu yüzden Türktaş’ın önündeki en büyük sınav, rakip partiler değil; kendi içindeki dengeyi doğru kurabilmek olacak. Genç, dinamik ve sahada olan bir başkan olabilirsiniz ama yanlış yol arkadaşları, en sağlam adımları bile boşa düşürebilir. Siyaset, bazen yanlış bir fotoğraf karesinde, bazen yanlış bir sessizlikte kaybedilir.
Nejat Türktaş’ın avantajı; çalışkanlığı, gençliği ve sahayla kurduğu bağ. Dezavantajı ise, Konya gibi zor bir şehirde, parti içi hesaplaşmaların tam ortasında duruyor olması.
Bu noktada net bir gerçek var: Türktaş, artık sadece kendi performansından değil, yanında yürüyen herkesin davranışından da sorumlu. CHP Konya’da yeni bir sayfa açmak istiyorsa, bu sayfanın lekesiz kalması için il başkanının “kimlerle yol yürüdüğünü” yeniden ve dikkatle gözden geçirmesi şart.
Çünkü siyasette bazen en büyük tehlike, karşınızda değil; arkanızda yürür.
Şimdi de gelelim Konyaspor'a....
Konyaspor tam 10 haftadır kazanamıyor. Sadece puan kaybetmiyor; özgüvenini, oyun kimliğini ve taraftarın sabrını da her hafta biraz daha yitiriyor. Son olarak Beşiktaş karşısında alınan mağlubiyet, artık “kötü sonuç” değil, açık bir çöküşün belgesi oldu.
Ortada ne bir plan var,
ne bir reaksiyon,
ne de sahaya yansıyan bir umut.
Ama en vahimi şu:
Bu tabloya rağmen kimse sorumluluk almıyor.
Teknik Direktör Çağdaş Atan, haftalardır süren bu kan kaybına rağmen koltuğunda oturmaya devam ediyor. Futbolun evrensel bir kuralı vardır: Takım gitmiyorsa, teknik direktör gider. Ama Atan’da ne bir özeleştiri var ne de “Ben bu takıma artık katkı veremiyorum” cesareti.
Her hafta aynı açıklamalar,
aynı bahaneler,
aynı tekrar eden hatalar…
Sahada karşılığı olmayan sözler, tribünleri daha da öfkelendiriyor. Konyaspor’un sorunu artık sadece skor değil; ruhsuzluk. Ve bu ruhsuzluğun baş sorumlusu, o ruhu vermesi gereken teknik adamdır.
Gelelim kulüp yönetimine…
Kulüp Başkanı Ömer Atiker ve yönetimi ise adeta bu çöküşü uzaktan izliyor. Ne güçlü bir duruş var, ne kamuoyunu rahatlatacak bir açıklama, ne de radikal bir karar. Konyaspor göz göre göre aşağı doğru sürüklenirken, yönetim “bekle-gör” politikasıyla zamanı tüketiyor.
Oysa bu kulüp, sıradan bir Anadolu takımı değil.
Bu şehir, bu arma, bu taraftar bu umursamazlığı hak etmiyor.
Sorumluluk almayan teknik direktör,
seyirci kalan yönetim…
Bu denklemde kaybeden tek taraf var: Konyaspor.
Artık açık konuşmanın zamanı.
Çağdaş Atan için bu hikâye bitmiştir. Israr, çözüm değil; zarardır.
Ömer Atiker ve yönetimi için ise ya inisiyatif alma ya da yol açma vakti gelmiştir.
Konyaspor’un düşmeye değil, ayağa kalkmaya ihtiyacı var.
Ama bunun için önce koltuklara yapışanların ayağa kalkması gerekir.
Bu saatten sonra susmak da, beklemek de, izlemek de bu çöküşe ortak olmaktır.


