Sıra dışı bir Valiye hazır olun!
Köşe yazımızın başlığından da anlaşılacağı üzere şehrimiz sıra dışı bir Vali’ye hazır olmalı. Niye mi? Geçtiğimiz gün Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Müslüm Evci ile birlikte geçtiğimiz Eylül ayında Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı atama kararıyla şehrimize Vali olarak atanan Valimiz İbrahim Akın’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunduk. Bilirsiniz, genelde ilk tanışmalar biraz soğuk olur. Hele ki ziyaretine gittiğiniz kişi bir şehrin mülki amiri bir Valiyse, ne yapacağınızı ne diyeceğinizi tam olarak bilemezsiniz. Ancak Sayın Valimiz İbrahim Akın, bizi öylesine sıcak ve samimi bir şekilde karşıladı ki, sanki yıllardır tanıdığım bir ağabeyimle oturup sohbet ediyormuşum gibi hissettim. Kapıdan girdiğimiz ilk andan itibaren yüzünden tebessüm eksik olmayan Valimiz bizi bütün sıcaklığıyla misafir etti. Valimiz gelir gelmez Konya’ya alışmış ve çok sevmiş. Doğrusu kısa sürede şehre bu kadar hakim olmasına şaşırdım. Zaten Konya Valiliği’nin sosyal medya hesaplarını takip ederseniz Vali Akın’ın bir an olsun makamında durmadığı ve sürekli sahada olduğunu görürsünüz. Dikkat edin Vali Akın, şehrimizde ilk ziyaretini bir şehit ailesine yaptı. Ardından da bir saniye olsun durmadı ve sürekli kah ilçelerde kah şehir merkezinde halkın içinde oldu. Doğrusu Konya böylesi Valilere pek alışık değil. Ama Vali Akın bence bu şehirde bütün tabuları yıkacak olan bir isim. Sayın Valimiz, sohbetimizde biraz kendisinden de bahsetti. Valimiz, “Ben bir köy çocuğum, hayatımız zorluklarla geçti” dedi. Valinin davranışlarında Anadolu insanının irfanını iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Sayın Valimizi zorlu geçen hayatı çok güçlü kılmış ve başarı basamaklarını birer birer çıkmış. Güneydoğuda kaymakamlık görevlerinde bulunmuş, hem İngiltere hem de Amerika’da çeşitli görevlerde bulunmuş, ardından Kırşehir Valiliği yapmış ve daha sonra ise Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı yapmış. Son olarak da şimdi Konya’mıza Vali olarak atandı. Her şehrin efsane valileri vardır. Emin olun Vali İbrahim Akın bu şehrin efsane Valisi olmaya aday bir isim. Bu şehirde yıllardır gazetecilik yapan çok sayıda Vali gören birisi olarak diyebilirim ki, Vali Akın sıra dışı bir devlet adamı… Olurda bir gün şehrimizden ayrılırsa Konyalılar olarak gözü yaşlı bir ayrılık yaşayacağız. Tüm devlet adamlarımızın Sayın Akın’ı örnek alması gerekiyor.
////
Türk arabesk müziğinin prensi, milyonların gönlünde taht kuran ve unutulmaz sesiyle bir dönemin ruhunu şekillendiren Ferdi Tayfur, ne yazık ki hayata veda etti. Onun ölümü, sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında kendisini dinleyen hayranlarını olduğu gibi bizi de derin bir yasa boğdu. Ferdi Tayfur, toplumun tüm kesimleri tarafından sevilen ve hit olmuş birçok eseri ile sanatında zirveye yerleşmiş bir sanatçı.
Toplamda dokuz defa Altın Plak Ödülü kazanan Tayfur, sinema filmlerinde de yer alan kendi yazdığı şarkılarla ünlendi ve 30'dan fazla albüm ve 30'un üzerinde film yaptı, 500’ün üzerinde eseri seslendirdi. Sayısız başarıya ulaşan Ferdi Tayfur’un çıkış noktası Konya’dır desek abartmış olmayız.
Bakınız Ferdi Tayfur bir söyleşisinde 1966 yılında Adanalı bir hemşerisini aramak üzere Konya’ya gelir ve Çimenlik tarafında bir kahvede çaycı ve garson olarak çalışmaya başladığını ve ve ilk sahnesine Konya’da çıktığını kendisi söylüyor. Ferdi Tayfur, Konya günlerini şöyle anlatıyor:
“Yeme içme kahveciye ait olmak üzere günde yedi buçuk lira para kazanıyordum. Otele iki buçuk lira ödeyip, geri kalanla da idare etmeğe çalışıyordum. İki haftaya yakın bir zaman çalıştım kahve ocağında. Daha sonra bir eğlence mekanında iş buldum. Yanılmıyorsam, '' Teksas '' adlı bir mekandı. Patron önce sesimi dinlemek istedi. İki türkü söyledim. Beğenilmiştim. 15 lira yevmiyeyle işe başladım. Bu arada bir kadınla tanıştım. Yıllar sonra ondan bir çocuğum olduğunu anladım. Şimdi oğlum yanımda ve bütün yükümlülüğünü üstlenmiş durumdayım. Konya, benim yaşamımda önemli rol oynayan bir kent durumuna gelmişti bir anda. Aylar vardı ki evden uzaktım. Evim ve ailem burnumda tütüyordu. Bir anda Konyalı olup çıkıvermiştim.”
Ferdi Tayfur, şarkılarında hayatın en saf duygularını, en gerçekçi yönlerini yansıtan bir sanatçıydı. Onun eserleri, bir dönemin dertlerine tercüman olmuş, nesiller boyunca umutların ve hayal kırıklıklarının sesi olmayı başarmıştı. “Ben de Özledim”, “Çeşme” ve “Huzurum Kalmadı” gibi ölümsüz parçaları, yalnızca birer melodi değil; bir dönemin duygusal tarihiydi. Ben de radyoculuk yaptığım yıllarda kendisinin çok fazla şarkılarını çaldım. Ve her müziğinde inanın hem ben hem de dinleyicilerim mest oldu. Ferdi Tayfur’un sesi artık yankılanmasa da onun hikâyesi, milyonların yüreğinde hep yaşayacak. Mekanın cennet olsun büyük usta…
Kalın sağlıcakla…

