Çok Bulutlu

11°C
Konya

8 MART

Kayıt Tarihi: 08.03.2023 22:38 - Son Güncelleme: 24.04.2026 14:18
YAZI
A

8 mart Dünya Kadınlar günü sevgi ve saygıyla kutlanan bir gün olsa da temelleri acı, kan ve gözyaşı ile atılmış bir gündür aslında.

8 Martin dünya tarihindeki geçmişine değinecek olursak; 8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisinin daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Bu grev esnasında polis işçilere saldırdı ve onları fabrikaya kilitledi. İşçilerin fabrikaya kilitlenmesinin ardından çıkan yangında, işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verdi. 8 Mart 1908 de New York'ta çoğu sosyalist olan kadın işçilerin öncülüğünde sendikal haklar ve kadınlara oy hakkı talepleriyle miting düzenlendi. 26- 27 Ağustos 1910'da Danimarka'nın Kopenhag kentinde toplanan 2'nci Enternasyonal’e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Almanya Sosyal Demokrat Partisi delegeleri Clara Zetkin, Kate Dunckerin her yıl 'Kadınlar Günü' düzenlenmesi yönündeki önerisi kabul edildi. Dünya Kadınlar Günü, 1977`ye kadar resmiyet kazanmadı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977'de tarihe 1917 şubat Devrimi olarak geçen ayaklanmalardan yola çıkarak 8 martin Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını kabul etti.

Dünya Kadınlar Günü, Türkiye'de ilk kez 1921’de iki kız kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova'nin girişimiyle gündeme getirilse de 1975'e kadar olan 54 yıllık süreçte kutlanmasına izin verilmedi. 1975'te 'Birleşmiş Milletler Kadın on Yılı ilan edildi. Türkiye, Birleşmiş Milletler üyesi olduğu için 1975'te düzenlenen Kadın Yılı Kongresi ile Dünya Kadınlar Günü kutlaması yeniden gündeme getirildi. 12 Eylül 1980 Darbesinden sonra askeri yönetim 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamalarını yasakladı. 1984te yeniden demokrasiye geçişle birlikte 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı.

Yaşanan bu olaylara rağmen kadınlara atfedilmiş bir günü kutlarken kadının kıymetini biliyor muyuz gerçekten asıl üstüne düşünmemiz gereken konu bu aslında.

Bilgi ve teknoloji çağında yaşadığımız bir dönemde okuma yazma oranlarına baktığımız zaman Türkiye 'de neredeyse 3 milyona yakın kadın okuma yazma bilmiyor. Oysaki bir toplumun ayakta sağlam durabilmesinin öncelik şartı kadının sosyal hayatta sağlam ayakta durabilmesidir.

Dini boyutu ile bakınca cennet müjdecisi bir kız çocuğu olarak dünyaya gelmiştir kadın. Ama birçok toplumda cinsiyeti nedeniyle değersizleştirilen olur. Yemesi, giyinmesini, okuyup yazması bir erkeğe göre hep ikinci planda bırakılır. Daha küçük yaşlarda henüz kendi çocukken kendinden yaşça çok küçük kardeşine bile hizmet etmek zorundadır çünkü o bir kız çocuğudur.

Çok konuşmaz, itiraz etmez. Seçme hakkı yoktur çünkü bir kız çocuğudur.

Okutulmayabilir mesela. Çünkü; okumak meslek sahibi olmak onun isteği dahilinde değildir. Bir kız çocuğudur ve onu alan kocası ona bakma yükümlüdür. O yüzden okuması gereken, meslek sahibi olması gereken, mal verilecekse verilmesi gereken erkek çocuğudur.

Evlenir evinin hanımı olur ama yine de konuşma hakkı yoktur. Asli görevi ev işi, temizlik, yemek yapmak ve çocuk doğurmaktır. Doğurduğu çocuğun adını bile koymaya gücü yoktur bazı kadınların.Arka arkaya kız çocuğu olduysa mesela eşi ikinci bir kişi ile evlenebilir ve eşinin hiçbir söz söyleme hakkı yoktur.

Medeniyeti, bilimi, cinsiyet belirleyen kromozomların bile erkeğin genlerinde olduğunu anlatmanın ötesine geçip sadece arkasına sığınılan dini boyuttan bile bakmış olsak kadın çok yüce bir yerdedir aslında. Bir kız çocuğu olarak doğar babasına cennet kapıları aralanır, evlenir eşine cennet kapıları açılır ve anne olduğunda cennet ayaklarının altına serilir. Kadın ayakları üstünde dik ve sağlam durduğu zaman, kadın mutlu olduğu zaman geleceğimizi teslim edeceğimiz nesiller sağlam olur.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk kadını dünyanın en aydın, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah’ın emrettiği şey, erkek ve kadının beraber olarak ilim ve bilgiyi kazanmasıdır.” sözünü de rehber edinen bir toplum olmayı temenni ederek inşallah bundan sonrası için kadına verilen tüm medeni hakların gerçekten hakkıyla kullanması imkanı kadınlarımıza verilir.

Deprem bölgesinde hayatını kaybeden, hayata tutunmaya çalışan, evladını, eşini, kardeşini kaybeden kadınlar; o kadınlarımıza hayat vermek için canını dişine katan tüm emekçi kadınlar başta olmak üzere hayata değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu olsun.

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ayşe Ayhan Eraslan

Ayşe Ayhan Eraslan

Yazarın Diğer Yazıları