Çok Bulutlu

11°C
Konya

CENNET KAPISI “ANNE”

Kayıt Tarihi: 10.05.2023 20:59 - Son Güncelleme: 24.04.2026 14:19
YAZI
A

Bize hem dünyevi hem uhrevi cennetin kapılarını aralayan kutsal varlık annenin, anneliğinin karşılığını sadece bir gün ile sınırlandırabilir miyiz? sanırım ilk sormamız gereken soru bu kendimize.

Öncelikle Anneler Günü'nün tarihçesine kısaca bakacak olursak; Anneler Günü kutlamalarının başlangıcı 1908’li yıllara kadar uzanmaktadır. Modern Anneler Günü kutlamaları, Amerikalı Anna Jarvis tarafından 1908 yılında başlatılmıştır.

Anna Jarvis, annesi Anna Marie Reeves Jarvis'in ölümünden sonra, annesi için bir anma günü düzenleme fikrini ortaya attı. Bu fikri benimsendi ve 1908 yılında, ilk Anneler Günü kutlaması, Jarvis'in annesinin doğum yeri olan West Virginia'da gerçekleştirildi. Zamanla bu kutlama, yalnızca Jarvis ailesinin değil, tüm annelerin onurlandırıldığı bir gün haline geldi. Anneler Günü, 1914 yılında ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından resmi olarak ilan edilen bir gün haline geldi. Daha sonra, Anneler Günü kutlamaları dünya genelinde yayıldı ve birçok ülke bu günü kutlamaya başladı.


 Anneler Günü, İslam dininde kutlanan bir gün değildir aslında. Bir anne olarak kadının islamiyetteki değeri, bu kutlamaların aksine ölümü üzerine kurulu değildir. İslam dininde annenin önemi oldukça büyüktür. Hz. Muhammed'in "Cennet, annelerin ayakları altındadır." sözü de bunun en güzel örneklerinden biridir. İslam dininde annelere saygı, sevgi ve hürmet göstermek, onların haklarına riayet etmek de son derece önemlidir.

Şüphesiz Anneler, çocuklarının yetiştirilmesinde en önemli rolü üstlenen kimselerdir ve bu nedenle toplumda da son derece saygın bir yere sahiptirler. Anneler, çocuklarının hayatındaki en önemli figürlerden biridir. Onlar; sevgi ve şefkat dolu bir ortam için sonsuz bir çaba gösterirler.

Daha doğduğu andan itibaren ağlama şeklinden ne için ağladığını bilirken, ilerleyen yaşlarında bir bakışı, bir duruşu ile çocuğunun hissettiği duyguyu çok rahat anlayabilmektedir. Aralarında mesafeler varken bile tüm sıkıntısını yüreğinde hissedebilendir anne. Hayatımızın her anında elini üstümüzden hiç çekmeyendir anne. Çünkü anne ve çocukları arasında doğuştan gelen güçlü bir bağ vardır. Bu bağ tamamen içgüdüseldir, bu nedenledir ki annelik öğrenilebilen bir duygu değildir.

Bazıları da vardır ki; Yaradan yüreğine koymuştur o duyguyu, üstüne doğurmuştur ama anne olamamıştır. Adı anne diye okunsa da yüreğinde yoktur annelik sıfatlarının hiçbiri. Ve elbette aynı cennet değildir ayaklarının altındaki.

Varlıkları ile hayatımıza anlam katan, sonsuz şefkat ve hoşgörü kaynağı olan; evlatlarını kaybettiklerinde bir bayrak önünde dik durmaya çalışarak sadece “Vatan Sağ Olsun” diyebilen şehit anneleri başta olmak üzere; doğurmuş, doğurmamış ruhu ve vicdanı anne olan tüm annelerin Anneler günü kutlu olsun.

Ama bu anneler günü biraz sessiz olsun. Yakın zamanda yaşanan deprem felaketi sonrası annesiz kalmış, kaybettiği evladıyla anneliği yarım kalmış acıları sessiz sessiz kanayan yürekleri bir kez daha acıtmaya vesile biz olmayalım.

Hiçbir anne ve evladın ayrılmadığı huzur ve mutluluk dolu yarınlara... Sevgi ve umutla…

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ayşe Ayhan Eraslan

Ayşe Ayhan Eraslan

Yazarın Diğer Yazıları