NE ÖĞRENDİK
Asrın felaketinin üzerinden 3 hafta zaman geçmesine rağmen hala şiddetli depremlerle sallanıyoruz.
Peki, bunca yaşanan bize neler öğretti?
Depremin gerçekleşmesinin ardından ilk anda devlet yöneticileri, belediyeler, itfaiyeler, madenciler olmak üzere adının önündeki sıfatı, makamı mevkii ne olursa olsun yediden yetmişe tüm ülke kenetlendi. Asrın felaketi ilklere imza olacak bir yardımla tek yürek olmayı sağladı.
**
Enkaz altından çıkan birkaç günlük bebekten, yetmiş yaşındaki büyüklerimize enkaz altından gelen her nefeste umut etmeyi öğrendik.
**
Çaresizlikten yorgun düşmüş bedenimizle sesimize gelecek en ufak bir ses için vazgeçmemeyi öğrendik.
**
Beğenmediğimiz yemeklerin, çayların bir yudumunun ne kadar büyük bir nimet olduğunu öğrendik.
**
Giymeye kıyamadığımız marka kıyafetlerin, ayakkabıların, çantaların hayatımızda ne kadar anlamsız detaylar olduğunu öğrendik.
**
Her detayına ince ince kafa yorduğumuz milyonluk evlerimizin mezarımız olabileceğini öğrendik. Evimiz yıkılmadan kurtulabildiysek şayet onlarca evi olan ev sahibi ile kirasını zar zor denkleştirebilen kiracının aynı ateşin başında buluşabileceğini, aynı yemek sırasında bekleyebileceğini öğrendik.
**
Kullanmaya kıyamadığımız misafir bekleyen yemek takımlarımızın, oturmaya kıyamadığımız koltuklarımızın, nakış nakış işlenmiş perdelerimizin, koltuklarımıza uymadığı zaman dünyanın sonu olduğunu sandığımız halılarımızın bir kepçe darbesi kadar ömrü olduğunu öğrendik.
**
Aldığımız her nefeste şükür edecek sayısız şey varken boşa kırdığımız kalpleri bir daha telafi edememe ihtimalimiz olduğunu öğrendik.
**
Küslüklerimizin, kavgalarımızın aslında ne kadar komik olduğunu öğrendik.
Birde öğrenemediklerimiz; bu kadar acının içinde üç kuruşluk çıkarlarımız uğruna olan davranışlarımız. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamalarımız, umarsızca kalp kırmalarımız… Birde üstüne dalga geçercesine bunları yapmıyormuş gibi yaşananlar beni çok etkiledi çok üzgünüm deyişimiz, samimiyetsiz tavırlarımız.
Hayat devam ediyor sözünün arkasına sığınarak, üç günlük fani dünyayı umarsızca yaşama çabamız…
Son söz olarak Cahit Zarifoğlunun dediği gibi ; Şu fani âlem için ne kadar da beklentiye girmişiz meğer, kalbimize kırılacak kadar…

