MANEVİ İKLİMİYLE ÜÇ AYLAR
Her yıl, takvimlerimizde belirli bir dönemin geldiğini müjdeleyen üç aylar, ruhumuzu saran bir huzur ve manevi bir derinlik ile dolup taşar.
Regaip Kandili ile başlayan bu mübarek zaman dilimi, bizi Ramazan ayının coşkusuna ve bereketine hazırlayan bir kapı aralar. Üç ayların başlangıcı, sadece takvimlerde bir işaret değil, aynı zamanda duygularımızda ve kalplerimizde bir canlanma, bir uyanış yaratır.Kışın soğukları yerini ruhumuzda baharın taze rüzgarlarına bırakırken, biz de kalbimizde bir bahar coşkusuyla Ramazan’a hazırlanıyoruz.
Bu ayların manevi iklimi, her yıl olduğu gibi bir kez daha içimizi aydınlatırken, Ramazan ayına yaklaşmanın heyecanı ile birlikte bu aydınlanma doruk noktasına ulaşmakta.
Konya’da 3 ayların gelişiyle birlikte geleneksel olarak her yıl kutlanan şivlilik günüde yaşanmış oldu.Şivlilik Günü, şehrin sokaklarını, gönülleri ve çocukların neşesini sarar. Ramazan’ın bereketli havası ve manevi ikliminin öncesinde, bu geleneksel kutlama, hem çocuklar hem de büyükler için bir umut ışığı gibi parlamaya başlar. Çocuklar, ellerinde şivlilik torbaları, sevinçle sokakları arşınlarken, eski zamanlardan miras kalan bu geleneğin sıcaklığı içinde, hem eğlenirler hem de bir arada olmanın verdiği mutluluğu hissederler.
Şivlilik, Konya’nın ruhuna dokunan, geçmişin hatıralarını bugüne taşıyan bir etkinliktir. Yüzyıllar öncesine dayanan bu gelenek, her yıl bir araya getirdiği çocuklarla, şehrin her köşesinde ayrı bir hayat bulur. Evlerden gelen ikramlar, bir arada olmanın, paylaşmanın güzelliğini simgeler. O kadar saf ve içten bir coşkudur ki, adeta zamanın durduğunu hissedersiniz.Şivlilik Günü’nde, sadece bir gelenek yaşanmaz; aynı zamanda bir sevgi paylaşımı, toplumsal dayanışma da yaşanır. Çocukların birbirlerine verdikleri sevincin, büyüklerin birbirlerine gösterdikleri nezaketin bir araya geldiği bu gün, sadece eğlencenin değil, aynı zamanda toplumda sevginin ve birlikteliğin pekiştiği bir zaman dilimidir. Konya’nın dar sokakları, renkli şekerlerin, çikolataların ve kahkahaların yankılarıyla çınlar. 3 ayların gelişiyle, manevi iklimin ısındığı bu gün, gönülleri birleştiren, kalpleri arındıran bir coşkudur. Konya'nın eski sokaklarında, her çocuk kendi mutluluğunu bir şeker, bir çikolata, bir gülüşle bulur. Ama asıl mutluluk, bu kutlamanın insanı hem bedenen hem de ruhen doyurmasıdır. Paylaşılan her lokma, her gülüş, her iyilik, Ramazan’ın yaklaşan bereketiyle daha da anlam kazanır.
Bu üç ay, kalp ve ruh için bir nevi yıkanma, arınma ve yenilenme zamanı. Müslümanlar, sabırlı bir şekilde oruç tutarken sadece bedenlerini değil, gönüllerini de arındırmaya başlarlar. Bir oruç, sadece yeme içme ile sınırlı kalmaz; kötü alışkanlıklardan, kötü sözlerden, kalpten kin ve nefretten de uzaklaşmayı öğütler. Her bir oruç günü, bir adım daha yaklaştırır insanı yüce yaratıcıya. Her akşam ezanı ile birlikte, her iftar sofrası, bereketin, duaların ve sabrın birleştiği bir zaman dilimine dönüşür.
Sonuç olarak, üç ayların getirdiği heyecan ve Ramazan’ın manevi iklimi, hayatımızda önemli bir yer tutar. Bu dönem, sadece bir takvim yaprağı değişikliği değil; ruhumuzu canlandıran, toplumsal ilişkilerimizi güçlendiren ve insanlık değerlerimizi ön plana çıkaran bir süreçtir.
Bu mübarek ayların bereketi, sadece sosyal medya üzerinden değil gerçekten içselleştirerek idrak edebildiğimiz,hayatımızın her alanında hissedebildiğimiz günler olarak dokunsun hayatımıza..

