EVLİLİĞİN EGOSU
Evlilik, iki insanın bir araya gelerek kurduğu en özel bağlardan biridir. Bu bağ, sevgi, saygı ve anlayış üzerine inşa edilse de, ego gibi bireysel unsurların etkisi altında şekillenir çoğu zaman. Ve kimi zaman zorlu bir patikaya dönüşür. Çiftler arasındaki baskı ve yükselen ego, ilişkide derin yaralar açar. İki insanın birbirine en yakın olduğu yerde, bazen en büyük çatışmalar yaşanır. Sevginin en güzel köşelerini karartarak, kalplerde derin yaralar açar.
Ego, anlam olarak bireyin kendine olan inancı, özsaygısı ve benlik algısını ifade eder. Ancak, ego aşırıya kaçtığında, birey kendini ve ihtiyaçlarını her şeyin önünde görmeye başlar. Bu noktada, karşı tarafın duyguları ve ihtiyaçları arka plana atılır.
Ego, aynı zamanda evlilikteki güç dinamiklerini de etkiler. Her iki taraf da kendini haklı çıkarmak için mücadele ederken, ilişkide bir denge kaybolur. Eşler arasındaki bu mücadele, sevgi ve saygıdan çok, rekabet ve çatışma ortamı yaratır. Zamanla, bu durum evliliğin temel taşlarını sarsar ve duygusal bir mesafe oluşur. İletişim eksikliği, birbirine yabancılaşmayı getirir.
Baskı ise, sevginin gölgesinde büyüyen bir canavardır. Başlangıçta, küçük istekler ve beklentiler olarak beliren bu baskı, zamanla yerini ağır bir yük haline getirir. Bu yük öyle ağır hale gelirki bazen tasiyamadığı her yükü karşı tarafa yüklemeye çalışır farkında olmadan.Sevgi, destek ve anlayış yerine; eleştiriler, beklentiler ve yargılar yer almaya başlar.
Ego, bu baskının en büyük tetikleyicisidir. İnsanlar, kendi benliklerini koruma içgüdüsüyle, sık sık savunma mekanizmalarına başvurur. Sevgi, bir kenara itilirken, yalnızlık ve hayal kırıklığı duyguları iç içe geçer.Kendi düşüncelerini ve duygularını ifade etmekten çekinen bir birey, zamanla içine kapanır. İletişimsizlik, sevgi bağlarını zayıflatır; her geçen gün, iki kalp arasındaki mesafe biraz daha artar. Eşler, birbirlerine duydukları sevgiye rağmen, kendilerini yalnız hissetmeye başlarlar. Bu yalnızlık, evliliğin temel taşlarını sarsar ve sıradan bir tartışmayı bile büyütüp içinden çıkılmaz bir hale getirir. Baskı dediğimiz psikolojik şiddet sevgiyi boğmaya başlar.
"Yol yormuyorsa yoldastandır" sözü, bu bağlamda oldukça anlamlıdır. Zira, sağlıklı bir evlilikte iki birey birbirine destek olmalı, yükleri birlikte taşımalıdır. Hayat tahmin ettiğimiz kadar uzun değilken, maddesel boyuta takılıp neden üzmeyi,kırmayı seçerki insan diye düşünmeden olmuyor bazen. Biz her ne kadar karşımızdakini üzdüğümüzü düşünsekte aslında mana boyutunda kendi kendini üzüyor insanoğlu. Sonuç omzuna yüklenmiş bir dolu dünya yükü. Hepsinin boş olduğunu idrak edebilene yol devam ederken yoldaşı ile yormadan, hala egosunu tatmin etmeye çalışana gelmiştir yolun sonu farkında olmadan.
Sonuç olarak, aslinda sadece evlilikteki değil genel anlamda uyguladığımız baskı ve ego, sevginin en güzel köşelerini karartarak, kalplerde derin yaralar açar. Bugün yeni bir umut,yeni bir başlangıç olsun hepimize eşimiz, çocuğumuz, arkadaşımız kim olursa olsun egomuzla sulayıp bir türlü büyütemedigimiz sevgiyi karşılıklı anlayış,merhamet ve saygıyla büyütmeye niyet edelim. Bunu yapabildiğimiz gün çok daha aydınlanacak dünyamız..

