Çok Bulutlu

8°C
Konya

Bir Ülke, Bir Vicdan…

Kayıt Tarihi: 27.01.2026 23:11 - Son Güncelleme: 10.02.2026 14:13
YAZI
A

  Bazı haberler vardır…Okuyup geçemezsin.

Boğazında düğüm olur. 


 Bu hafta o haberlerden biri. Kahramanmaraş’tan geldi: Yenidoğan yoğun bakımda, daha hayatın başındaki bir bebeğe şiddet uygulanan görüntüler… İnsan bu cümleyi kurarken bile utanıyor. Yenidoğan yoğun bakım dediğin yer, “hayata tutunma” yeri. Orası merhametin en büyük kalesi. O kalenin içine kötülük girmişse, mesele sadece bir olay değil, toplumun vicdanıdır.

Üstelik bu tür olaylarda artık sadece adliye süreci değil, sosyal medya baskısı, öfke dalgası devreye giriyor. 


Ama diğer yanda bir başka yangın...

Atlas.

17 yaşında bir çocuk.

Sebep? “Yan bakma…”

Ne kadar ucuz bir cümle.

Ne kadar ağır bir sonuç.

Bir çocuk toprağa girdi, bir diğeri cezaevine. 

Ve biz hâlâ bunun adını koymakta zorlanıyoruz.İşte tam burada durup şunu konuşmak zorundayız:Bu ülkede çocuklar artık sadece “gelecek” değil…Çocuklar artık “gündem.”

Ve bu, normal değil.

Bir kavram dolaşıyor dilimizde: “Suça sürüklenen çocuk.”

 

Elbette çocukların rehabilitasyonu konuşulmalı… Elbette o yaşta bir çocuğun neden şiddete bulaştığı sorgulanmalı… Ama bu ifade artık kalkan gibi kullanılıyor.

"Suça sürüklenen çocuk” deyince sanki fail yokmuş gibi. Sanki sorumluluk buhar olup uçmuş gibi.

Bir çocuk üzerinde bıçak taşıyıp gözünü kırpmadan öldürmeyi biliyorsa, o artık çocuk falan değildir.Yaşı küçük olabilir…

Ama yaptığı şeyin ağırlığı büyüktür.

Ve bir insanın canını almak, “yaş küçüklüğü” bahanesiyle hafifletilecek bir mesele değildir.

Bu söz, “çocukları yakalım” demek değil.

Bu söz, “masumiyet zırhıyla suçu küçültmeyelim” demektir.

Çünkü Atlas’ın annesinin yanan yüreğine gidip de “Ama o da çocuktu…” diyebilir misiniz? Bir çocuk öldürülünce, bir annenin içine düşen ateşin adı değişmiyor.

Acı, acı olarak kalıyor. Ve bu ülkede “yan bakma” diye can alan öfke, ilk defa yaşanmıyor.

Ahmet Minguzzi…

Atlas…

Ve niceleri…

Bir çocuk(!) “yan bakma” bahanesiyle bıçak çekiyorsa, bu sadece o çocuğun sorunu değildir. Bu; evde büyüyen öfkenin, okulda biriken zorbalığın, sokaktaki kabalığın, ekranda normalleşen şiddetin, ve en önemlisi cezasızlık hissinin toplamıdır.


  Bir ülkenin çocukları mezarlığa sığmaya başladığında, artık mesele “asayiş” değil, toplumsal çöküştür.Çünkü bazı şeyler toplumda yayılır:Merhamet yayılırsa hayat güzelleşir.Şiddet yayılırsa herkesin eli tetikte olur.

Ve biz şu an, ne yazık ki, tetikte bir ülkeye dönüyoruz.


Bir yanda bebek… hastane… yoğun bakım…

Bir yanda… sokak… bıçak…şiddet...


İnsanların içi yanıyor, çünkü “güvende” hissetmiyor. Güven yoksa toplumun dili sertleşir.Vicdan yorulursa öfke büyür.

İşte o zaman adalet, mahkeme salonundan çıkıp sosyal medyaya taşınır.

Herkes savcı olur, herkes hâkim olur, herkes infaz memuru olur.

Adalet, bağırarak kurulmaz.

Adalet, linçle sağlanmaz.

Ama adalet duygusu zayıfladığında, toplum da kendi adaletini kurmaya kalkar.


Ve bu kargaşada en çok kim yanar biliyor musunuz?

Yine masumlar…


Son söz: Bir bebeğin baş ucunda merhamet, bir gencin yolunda güven olmalı.

Yenidoğan yoğun bakım, bir toplumun merhamet testidir.Sokaklar ise bir toplumun güven testidir.

Eğer bebek yoğun bakımda acı çekiyorsa…

Eğer gençler “yanlış bakma” yüzünden toprağa düşüyorsa…Bizim artık sadece “haber” konuşmaya değil, kendimizi konuşmaya ihtiyacımız var.


Çünkü bu gidişin sonunda kaybedilen sadece bir Atlas değil…

Sadece bir Ahmet değil…

Sadece bir bebek değil…


Kaybedilen şey, insanın içindeki insanlık.

Ve insanlık bir kez yoğun bakıma düşerse,bir daha tedavisi mümkün olmaz. 


  Allah bu millete yeniden vicdan nasip etsin…

Bir bebeğin baş ucuna merhamet, bir gencin yoluna güven koysun.

Çünkü bir ülkeyi ayakta tutan şey beton değil; dua kadar, adalet kadar, vicdan kadar sağlam bir kalptir.

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ayşe Ayhan Eraslan

Ayşe Ayhan Eraslan

Yazarın Diğer Yazıları