Aynı Sofrada Uzaklaşmak
Eskiden bayramların başka bir ruhu vardı…
Bayram sabahı erkenden kalkılır, evin içinde tatlı bir telaş başlardı. Mutfaktan gelen kokular bütün eve yayılır, çocuklar yeni kıyafetlerini yatağın başucuna koyup heyecandan uyuyamazdı. Büyüklerin elleri öpülür, sofralar kalabalık olur, insanlar birbirinin gözünün içine bakarak konuşurdu.
Şimdi ise aynı evin içinde bile sessizlik var.
Aynı sofraya oturan insanlar birbirinden habersiz yaşamaya başladı. Herkesin elinde telefon, herkesin aklı başka yerde… Birbirimize ayıracak zaman azalırken, kırgınlıklar büyüyor. Aynı çatı altında yaşayıp birbirine yabancılaşan aileler çoğalıyor.
Belki de bu yüzden Kurban Bayramı bugün daha anlamlı. Çünkü kurban sadece kesilen bir ibadet değil, insana kendisini hatırlatan büyük bir ayna. İnsan o aynada önce kendi vicdanını görür. Sonra evini, ailesini, ilişkilerini düşünür. Aynı sofrada kaç zamandır gerçekten konuşmadığını fark eder.
Bazen en kalabalık evler bile en sessiz evlere dönüşür. İnsanlar yan yana durur ama kalben çoktan uzaklaşmıştır. Asıl kırılma da burada başlar zaten; konuşulmayan şeyler büyür, ertelenen sevgiler soğur, ihmal edilen ilişkiler zamanla yabancıya dönüşür.
Bugün birçok insan dışarıdaki hayatın yorgunluğunu eve taşıyor. Geçim derdi, hayat telaşı, stres, öfke derken insanlar birbirine tahammül etmeyi unutuyor.
Oysa aile insanın ilk sığınağı.
Kurban Bayramı tam da bunu hatırlatıyor aslında.
Paylaşmayı…
Yakın olmayı…
Aynı sofranın etrafında toplanabilmeyi…
Bir kurban kesilirken aslında insanın içindeki kibir de kesilmeli. “Ben haklıyım” diyerek büyütülen gurur kesilmeli. Sessizce biriken kırgınlıklar, içe atılan sözler, söylenmeyen özürler de insanın içinden sökülüp atılmalı.
Bugün en büyük eksiklik sevgide yaşanıyor.
Nice insanın evi var ama yuvası yok. Aynı evin içinde yaşayan insanlar birbirinin derdini bilmiyor. Çocuklar anne babasıyla bedenen aynı yerde ama ruhen başka dünyalarda büyüyor. İnsanlar birbirine dokunmadan, birbirini anlamadan yaşamaya alışıyor.
Halbuki bayram biraz da durup birbirimizi yeniden fark etme zamanı.
Belki uzun zamandır ilk kez aynı sofraya oturacağız. Belki kırgın olduğumuz bir büyüğün kapısını çalacağız. Belki sadece “Nasılsın?” demek bile bir kalbi iyileştirecek. Belki de uzun süredir ertelenen bir telefon, aslında çok şeyi değiştirecek.
Çünkü bazı insanlar için en büyük mutluluk; kalabalık sofralar değil, kendisini gerçekten aile gibi hissedebildiği bir ortam bulabilmek.
Bugün çocukların hatırlayacağı şey kesilen kurbanın kilosu olmayacak. Evdeki huzur, birlikte edilen kahkahalar, anne babanın birbirine olan tavrı, aynı masada hissedilen sıcaklık hafızalarında kalacak.
Ve belki yıllar sonra bile bayram denildiğinde akla ilk gelen şey et değil, o evin içindeki sıcaklık olacak.
Bu yüzden bayram sadece sofraları değil, kalpleri de büyütme zamanı.
Kurbanlarımız kabul olsun.
Evlerimizin içindeki sevgi eksilmesin.
Aynı sofrada oturan insanlar yeniden birbirinin gönlüne yaklaşabilsin.

