Çok Bulutlu

11°C
Konya

KADIN ve TOPLUM

Kayıt Tarihi: 12.04.2023 18:31 - Son Güncelleme: 24.04.2026 14:18
YAZI
A

Kadın; kuşkusuz üzerine en çok yazı yazılabilecek, bir toplumun en değerli yapı taşı.

Gerek içinde bulunduğum çalışma ortamının kadın ağırlıklı olması, gerek sosyal izlemler yapmak için girdiğim ortamlardan edindiğim argümanlar bu konuda büyük katkı sağlamakta.

Kadın için her ne kadar en önemli unsur desekde, her zaman ikinci planda sayılan, toplumsal egoların arkasında kalan bir varlık aslında. Kimi zaman bir erkek egosunun, kimi zaman hem cinsi olan başka bir kadının üzerinde egemenlik kurmaya çalışmasının altında eziliyor çoğu zaman.

Öyle kadınlarla karşılaşıyorum ki; bazen onların gücü karşısında aciz hissederken, bazen yaşadıkları karşısında çaresiz kalıyorum. Yaşadıkları olaylara onların yerine çığlık çığlık bağırmak geliyor insanın yüreğinden.


Tam da çığlık çığlığa bağırmak istediğim bir zaman da karşılaştım, böyle güçlü bir kadınla. Yaşadığı onca sıkıntıya rağmen hayata en güçlü yerinden tutunmuş, yüzyılın depreminde verdiği acı kayıplar yaşadığı büyük yıkıma rağmen gücünü artırmış aslında. Gayet güzel bir mesleği, kariyeri olan biri iken, daha büyük mutluluk ve huzur adına verdiği ve küçük saydığı zaaflar hayatındaki en büyük sorunların kapısını aralamış ona farkında olmadan. Mesleğini bırakmış önce, daha sonra farklı dönemlerde dönmek istese de kabul görmemiş. Gurbette yaşadığı yalnızlığın yanında, ne eşi ne eşinin ailesi sahip çıkmamış en zor zamanlarında. Anlatırken sesinin titreten; dolmuşla doğum yapmaya gitmesi, gittiği hastanede evrak işleri için ailesi sorulduğunda “Kimsem yok dediğim an çok zoruma gitti ve o an ağlamak istedim” cümlesi insanın boğazında düğümlenen bir acı haline dönüşüyordu çaresizce. Çocuklarına adanmış bir ömürde çocukları için susuyordu her seferinde. Canı, kanı olanları kaybettikten sonra, o çaresizliğin içinde beklediği ve olması gereken desteği göremediğinden olacak ki rest çekmişti aslında her şeye. Şimdilerde mesleğe geri dönüş için attığı adımların olumlu şekilde geri dönmesi farklı imtihanların içine sürüklemiş onu, yine çaresizliğin girdabında. Atama olayının gerçekleştiğini resmi kanallardan öğrenen eşin, görmezden gelerek başladığı psikolojik şiddeti, hiçbir şey demeden topladığı valizi ile sürdürmüş bugüne… Geri dönüp bakıldığı zaman pişmanlıklar ve keşkelerle dolu yaklaşık bir 20 yıl.. Hayatına dair ufak birkaç sey bildiğimiz milyonlarca kadından sadece biriydi bu.

Oysa anneydi kadın, toplumun en önemli mimarı. Ancak toplum olarak çok yanlış sahip çıktık bu emanete. Cennet vardı ayaklarının altında, yaşarken cehennemi sunduk bile isteye. Hem cinsimiz olarak eziyet ettik, örf adet diye arkasına sığındığımız cehaletle. Oysa emanetti. Evlat olarak, eş olarak, anne olarak emanetti. İncitmememiz gerekirdi biz kolunu kırdık. Merhametin en büyük göstergesiydi, kalbini kırmamamız gerekirdi, biz kalbine kurşun sıktık. Otuz saniyelik üçüncü sayfa haberlerinde gördüğümüzde acı haber başlığıyla “Tüh!çok yazık. ”diyebildik sadece.

Oysa ne demişti Veda Hutbesinden yükselen ses “Siz kadınları, Allah’ın emâneti olarak aldınız.” (*Hz.Muhammed) ve Cennet sunulmuştu ayaklarının altına.

Dilerim beş harflik adının içinde sonsuz duyguyu barındıran, kelimelerin kifayetsiz kaldığı kutsal varlık olan KADIN; bundan sonra önemini yürekten idrak edebildiğimiz, kelimelerin ötesinde bir gerçeklik olur hayatımızda.


ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ayşe Ayhan Eraslan

Ayşe Ayhan Eraslan

Yazarın Diğer Yazıları