"Alışkanlıkların Konforunda Boğulmak"
İnsan çoğu zaman rahatlığın içinde boğulduğunun farkına varmaz. Her gün aynı şekilde uyanır, aynı bardakta çayını içer, aynı sokaktan yürür ve hiç sorgulamaz. Oysa alışkanlık dediğimiz şey, bazen bizi uyuşturan bir sis perdesi gibi gözümüzün önündeki mucizeleri örter,elimizdekilerin kıymetini gizler.
Sağlık da bu alışkanlıkların içinde kaybolan en büyük nimetlerden biri. Çünkü biz, nefes almanın doğal bir hak, yürüyebilmenin sıradan bir durum olduğunu zannederiz. Oysa nefes almak da, yürüyebilmek de, bir bardak suyu kendi ellerinle içebilmek de büyük bir zenginlik. Ama bu zenginlik, biz onu kaybedene kadar görünmez kalır.Alışkanlıkların konforuna o kadar alışmışız ki, her şeyin hep böyle süreceğini sanıyoruz. Sağlık hep bizimle olacak, sevdiklerimiz hep yanımızda kalacak, hayat hep bugünkü gibi devam edecek… Ama ne zaman o düzen bozulur, işte o zaman uyanırız.Ne zamanki çaresizlikten döner durursun bir başına,ne zaman evi ile işi arasına bir hastane girer insanın, ne zaman yolu evinden önce bir mezarlığa çıkar işte o an anlarsın ki sıradan sandığın her gün, aslında büyük bir mucizeymiş. O konforun içinde kıymetini bilmediğin her şey, şimdi yerini bir boşluğa bırakmış.Rahatlık bizi o kadar uyuşturuyor ki, teşekkür etmeyi unutuyoruz. Şükretmeyi erteliyoruz. Gözlerinle okuyorsun bu yazıyı. Ellerinle tutuyorsun telefonu. Sessizce işleyen bir bedenin var. Gidebilecek bir işin,başını yastıga rahatça koyabildiğin bir evin.Oysa ne büyük bir yanılgı içindeyiz. Nefes alabildiğimiz her sabah, gözümüzü açabildiğimiz her yeni gün bir mucize aslında. Ama biz, bu mucizelere gözümüzü ve gönlümüzü öyle kapatıyoruz ki, ancak karanlık çökünce fark ediyoruz ışığın değerini. Alışkanlıklar, bizi şükürden uzaklaştırıyor. Her gün uyandığın sabahı sıradan sanıyorsun. Oysa bir gün bile sağlıklı uyanmak, yüzlerce gecenin duasıdır kimileri için. Ne zaman ki o alışkanlıklar bozulur, düzen dağılır, işte o zaman silkelenir insan. Ve birden fark eder: Ne çok şeyi ertelemişim, ne çok şeyi yok saymışım…
Hayat, bir nefese sığacak kadar kısa; ama şükürle genişleyecek kadar anlamlı.
Bugün, hiçbir yeriniz ağrımadan yürüyebildiysek… Derin bir nefes alıp gökyüzüne bakabildiysek… Çayımızı yudumlayabildiysek… Bilmeliyiz ki bu büyük bir nimet.Bugün alışkanlıklarımızın unutturduğu her şey için bir an durup, düşünmeli ve hissetmeliyiz… Ve en büyük teşekkür tek kelime;"Elhamdülillah…”
Unutmayalım ;“Konfor, farkındalığın en sessiz düşmanıdır." Nefes alabildiğimiz her anın kıymetini bilip, şükredebilmek duasıyla.

