HAKKIYLA İŞİNİ YAPABİLMEK
İçinde yaşadığımız ortamda en büyük problemlerden biri işini hakkı ile yapan insanlarla karşılaşmak.
Dürüstlük,iş ahlakı dediğimiz şey çok hafife alınan duygular haline geldi. Artık insanlar çalışmaktan öte saat doldurmak peşinde. Kimse aldığı parayı hakedip haketmediğini dert bile etmiyor Temele baktığımızda temel yanlış atıldı aslında. Çünkü meslek seçeceğimiz zaman öğretmen ol dendi mesela 3 ay tatili var yattığın yerden alırsın paranı. Kimse senin ülkeye kadar faydalı olman gerektiği konusunda bir şey söylemedi. Devlet dairelerinde çalışan çoğu memura baktığımızda olayla alakası yok çoğunun. Sgk kurumunda bir memur arkadaş mesela kimlik kartı elinde karşısında bayan olduğunu gösteren bir resim,adını soyadını okuya okuya askerlik borçlanması yaptırdınız mı? diye sorabiliyor. Nüfus müdürlüğüne gidiyorsun 10 tane memur karşılıklı oturmuş ağzında sakız ellerinde telefon, dışarıda bir sürü kişi saat doldurma peşinde. Ülkede dürüst adam olma gibi bir dert kalmadı üstüne insanlar yaptıklarını zekilik sayar hale geldi.
İşinin hakkını vermek diyince kütüphane memuru Mustafa Güzelgöz gelir aklıma. 1940'lı yıllarda Nevşehir Ürgüp'e tayini çıkan Mustafa bakar bekler kütüphaneye gelen giden yok üstlerine yazar. Karşılığında otur oturduğun yerde maaşını alıyorsun 30 senedir zaten gelen giden yok cevabını alır. Ancak içine sindiremez ve bir şeyler yapmak zorunda olduğuna inanır. İki sandığın alabileceği miktarda kitapları doldurur eşeğine yükler ve köy köy gezmeye başlar. Rutin aralıklarla köylere gider ve kitapları değiştirmeye başlar.Bir süre sonra köylüler onun gelişini heyecanla alkışlarla beklemeye başlar. Bir süre kütüphaneye gelmeye de başlarlar ancak gelenlerin içinde hiç kadın olmadığını farkeder. Singer ve Zenith markalarına mektup yazar ve makine göndermeleri karşılığında firma isimlerini kütüphaneye yazmayı teklif eder ve Zenith 9 singer 1 adet makine gönderir. Kadınlara dikiş dikebilecekleri duyurulur ve kumaşını alan kadın kütüphaneye gelir. Sıra bekleyen kadınların eline kitap tutuşturur. Okuma yazma bilmeyenler için kurslar açar ve böylelikle kütüphane dolup taşmaya başlar. Eşeği ve kendi adına müze açılan belkide bir çoğumuzun bilmediği bir devlet memurudur Mustafa Güzelgöz. Çok küçük bir örnektir Mustafa. Daha iz bırakmış bir Recep Yazıcıoğlu gibi valiler, Mardin'e imam olarak atanan ve 20 li yaşlarında şehit edilen bir imam var mesela ilçenin gençlerine gitar çalmayı öğretip üniversite sınavlarına hazırlanmalarına yardımcı olan, Antalya'ya atanmış bir ilçe emniyet müdür var mesela nevruz kutlamalarında taş atan çocukların elinden bu taşları almamız gerek diye kendini vatana adayan. Bu kadar güzel örnek sayabilecekken biz hep kötüleri örnek alma yolundayız sistem böyle işliyor diye.
Gelecek nesillere bırakacağımız en büyük öğreti ne iş yaparsan yap hakkı ile yap olmalı. Yolumuz hep dürüst insanlara çıksın.


Ayşe P***t
19.02.2024 23:51