Teknolojinin Gölgesindeki Kayıp Nesiller
Zaman değişiyor, teknoloji gelişiyor, iletişim araçları yenileniyor. Lakin bazı şeyler var ki, gelişim değil, yozlaşmanın habercisi.
TikTok tam olarak bunun en canlı örneği. Başta masum görünen birkaç kısa video derken, bugün toplumun geleceğini tehdit eden bir bataklığa dönüşmüş durumda. Artık çocuklar, gençler rol modelini kitaplarda,akranlarında, öğretmenlerinde ya da kendi akrabalarında değil; TikTok’un sahte şöhret vitrininde arıyor. Eğlenmek için açılan bir uygulama, giderek kişiliği, değerleri ve aile bağlarını tüketen bir sahneye dönüştü. Daha da acısı, anne-babaların bile bu yozlaşmaya çanak tutması.
Son günlerde gündeme gelen,düşüp kan revan içinde ağlayan çocuğunun üzerinden maddi çıkar sağlamaya çalışan anne, ekran karşısında kızını oynatıp para kazanan baba örneği aslında buzdağının görünen kısmı. Para için, birkaç beğeni ve takipçi için, kendi evladını bir meta gibi sunan babalar,anneler... Bu mecra içinde ifade ettiğimiz sadece bir kaç örnek.Bu manzara sadece bir utanç vesikası değil, aynı zamanda “aile” kavramının içini boşaltan, insanlığın en derin yaralarından biri.Çocuğunu koruması gereken anne, onu alay konusu yapıyor durumu acite ederek çıkar sağlıyor; çocuğunun masumiyetini saklaması gereken baba, ekranlara teşhir ediyor. Bunun adı ne ilericilik, ne özgürlük, ne de medeniyet. Bunun adı düpedüz edepsizliktir. Bunun adı çocuk üzerinden ticaret yapmak, Bunun adı, evladını beğeni uğruna harcamak.
Ama bu sadece ailelerin suçu değil. Devletin ve toplumun da bu gidişatta büyük sorumluluğu var. Çünkü mesele sadece bir uygulama değil; mesele bir neslin kaybolma ihtimali.
Bugün bir çocuk, TikTok’ta “fenomen” olmak için çabalayan bir çocuk ileriki dönemde toplumda sorumluluk almayacağı gibi toplum düzenini zora sokan bir birey olacak. Çünkü o çocuğun en başta kişiliği çalındı. Bu çalınmaya göz yuman sadece ebeveyn değil; aynı zamanda denetimsizliğe izin veren kurumlar, sessiz kalan toplum ve seyirci kalan devlet mekanizmaları.
Evet, aileler sorumlu. Ama devlet de sorumlu. Bu platformları denetlemeyen, çocukların ekran önünde istismarına engel olmayan, yaptırımı olmayan bir düzen, çocukların masumiyetini koruyamaz. Bir millet, çocuklarını koruyamadığı gün, geleceğini kaybeder.
Bir devlet, evlatlarının ruhunu dijital bataklıklara terk ettiği gün, yarınını kaybeder.Bir toplum, ahlakı çürürken sessiz kaldığı gün, onurunu kaybeder.
Unutmayalım:
Bir millet çocuklarını sosyal mecralarda harcadığı gün, istikbalini kaybeder.
Herbir çocugun vebali toplum olarak bizim üzerimizdedir. Çocuklarımızın gülüşü, beş kuruşluk bir bahşişe değil; sağlam bir edebe, temiz bir terbiyeye, onurlu bir geleceğe emanet etmeliyiz .

