Çok Bulutlu

13°C
Konya

SİHİRLİ DOKUNUŞUN ADI:BİYOENERJİ

Kayıt Tarihi: 09.11.2023 01:21 - Son Güncelleme: 24.04.2026 14:20
YAZI
A

Biyoenerji kökleri çok eskiye dayanan 18 bin yıllık bir şifa tekniğidir. Eski Şaman Türklerinde sıklıkla kullanılan bir yöntem iken el ile şifa verme gücünü en üst noktaya taşıyan Hz. İsa(a.s)’dır. Hz. İsa’nın yöntemlerini havarileri Antakya’ya kadar getirmiş ve papazlar bu yöntemleri 600 yıl sonrasına kadar kullanmışlardır. Hatta öyleki halkın yoğun talebi üzerine meydanlara platformlar kurularak toplu seanslar yapılmıştır.

Günümüzdeki anlamıyla ilk kullanan kişi ise Alman hekim Franz Anton Mesmer’dir. Ona göre evreni dolduran manyetik bir akım insanları hasta ve iyi etmektedir. Söz konusu manyetik akım, insan vücuduna doğru yayılmışsa kişi sağlıklı, dengesiz yayılmışsa kişi hastadır. Zamanla biyoenerji teknikleri bir çok ülkeye yayılmış ve yeni teknikler uygulanmaya başlanmıştır.

Rusya’da Başkan Brejniv’in hastalığına tıp doktorları çare bulamamışken, biyoenerji uzmanı Juna Davitaşvili biyoenerji ile tedavi ederek sağlığına kavuşmasına yardımcı olmuştur. Bunun üzerine Rusya’da Davitaşvili Biyoenerji Akademisi açılmış ve biyoenerjistler yetiştirilmeye başlanmıştır. Batı Avrupa ve Amerika’da Üniversitelerde, enstitülerde eğitimler verilmektedir. Rusya ve Avrupa ülkelerinde, Amerika’da hastanelerde biyoenerji uzmanları çalışmakta ve devlet ödenek sağlamaktadır. 1976 yılında ise Dünya Sağlık Örgütü tarafından tamamlayıcı tedavi olarak kabul edilmiştir. Şuan İngiltere’de 8000, Batı Avrupa devletlerinde 17000 biyoenerjist hastanelerde görev yapmaktadır.

Türkiye ve Dünyada ilk defa kurulan Uluslararası Biyoenerji federasyonu kurucularından Hasan Kalkan ile yaptığımız kısa söyleşiye değinecek olursak öncelikle Biyoenerji nedir? Sorusu ile başlamalıyız.

Biyoenerji kelime anlamı “yaşam enerjisi, hayat enerjisi” demektir. Bio “yaşam,hayat” demektir, enerji ise “organizmada var olan etkin güç” olarak tanımlanır. İnsan vücudunda hücrelerin oluşturduğu sürekli bir enerji formu bulunur. Hücreler kendi içlerinde ve birbirleri arasındaki iletişimi, düşük voltajlı bir elektromanyetik akımla sağlar. Evrenin dili titreşimdir. Ve bedenimiz, duygularımız, düşüncelerimiz birer titreşimdir.

         Kişinin zihinsel, ruhsal ve fiziksel enerji alanlarının bileşkesi olan biyoenerji kısaca yaşam enerjisi anlamına gelir. Yaşam enerjisi, Allah’ın Hayy esmasının tecellisi canlı, diri olan diyebiliriz. Hayatımıza baktığımızda gördüğümüz cansız nesneler biyoenerji değildir, enerjinin şekil almış katı halidir. Biyoenerji enerjinin canlı, ruh üflenmiş halidir. Şekil değiştirir. Biyoenerji insanın ta kendisidir aslında, kelime köklerine baktığımızda. İnsanlarda enerjiden açığa çıkar.

Biyoenerji seanslarında kişi neden hareket eder?

 İnsanlarda otonom sinir sistemi vardır. Otonom sinir sistemi dediğimiz salgı bezleri, omurga üzeri bütün kas sistemimi, organlarımızın tamamı omurgaya yani omurgadan çıkan sisteme bağlıdır. Beyinden gelen sinyaller omurga sistemi üzerinden yani sinir sistemi üzerinden organlara dağıtılır. Burada beynimizi bir musluk, omurgamız hortum, organlarımız meyve ağacı ve ayaklarımızı ise bir kök olarak düşünürsek eğer; ve hortumu ama eğerek ama katlayarak ağaçlara doğru su gitmesini engellersek biz kökümüzden de verim alamayız ağaçlarımızdan da doğru meyve alamayız. Bedenimizde aynı şekildedir beyinden doğru sinyal giderse tüm organlar, sinir sistemi doğru çalışır. Sinir sistemi doğru çalışan kişinin enerji bedeni de dengededir ve tepki vermeye başlar.

Quark enerji uygulamalarının amacı; enerji bedenindeki pürüzleri ve blokajları ortadan kaldırmak ve enerjinin doğal akışını sağlamaktır. Bu şekilde sağlanan denge tamamen doğal olduğu için, bu uygulamaların insan bedeni üzerinde yan etkisi söz konusu değildir.

Şöyle bir düşünüp baktığımızda sistem olarak akla hayale sığmayacak bir düzene sahibiz aslında. Sadece beynimizin işleyiş kısmını anlamaya kalksak aklımızın almayacağı bir mucizeye şahitlik etmiş oluruz. Bu kadar büyük bir mucizeye tanık olurken sorgulamak gereken en önemli sorulardan en önemlisi; “Evimiz, arabamız gibi dünyalık eşyalar bedel ödediğimiz için çok kıymetliyken et bedenimiz niçin hasta, zihnimiz neden kirli?

Yaradan bedava verdiğinden mi? yoksa Yaradan’ın verdiği şeyin kıymetsizliğinden mi heba ettik kendimizi. Allah’ın akletmez misiniz? âyetine rağmen sormadan, sorgulamadan…

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ayşe Ayhan Eraslan

Ayşe Ayhan Eraslan

Yazarın Diğer Yazıları