Çok Bulutlu

13°C
Konya

SEDNAYA'NIN KARANLIĞINDAKİ SESSİZ ÇIĞLIKLAR

Kayıt Tarihi: 16.12.2024 19:30 - Son Güncelleme: 24.04.2026 14:18
YAZI
A

Suriye'deki iç savaşın üzerinden yaklaşık 14 yıl geçti ve Esed rejiminin yıkılması ile birlikte Suriye özgürlüğüne kavuştu. Evet kavuştu adına ne kadar özgürlük denebilirse. Bundan sonra hiçbir hayat, özgürlük kelimesinin sözlük anlamını tam anlamıyla karşılayamayacak. Yüzbinlerce kişinin bu uğurda ödenen bedelleri anlatmaya kelimeler yetmez sanırım.

  "SEDNAYA"... Adını duyduğumuzda bile içimizi saran bir ürperti, ruhlarımızı ezen bir ağırlık. Orada, beton duvarların arasında sadece insanlar değil, insanlık da tutsak oldu senelerce. Bu cehennem, yalnızca masum bedenleri değil, özgürlüğe, adalete ve hayata dair umutları da sömürdü senelerce. Suriye’de sadece devlet başkanlığı değil canilik, katillik de geçti babadan oğula adeta. Suriye’nin kurtuluşu hayaliyle yola çıkan binlerce insan, sadece zalim bir rejimin değil, insanlık dışı işkencelerin de hedefi oldu. "İnsanlık mezbahanesi" olarak da anılan hapishanede yaşatılanlar karşılığı sadece işkence diyilebilecek şeyler değil tabiki. Biz yıllardır Gazze'ye, Doğu Türkistan'a üzülürken Sednaya, onların haykırışlarının yankılandığı ama hiç seslerinin duyulmadığı yer oldu yanıbaşımızda. Açlık, dayak, tecavüz,aşağılanma... Hayatlarını savunma hakları ellerinden alınmış, kimlikleri yok sayılmış bu insanlar, dünyanın gözleri önünde sessizce ölüme terk edildi. Hapishanenin daracık hücrelerinde yankılanan çığlıklar sadece beton duvarlara değil, insanlığın vicdanına da çarpmalıydı. Ama dünya sessiz kaldı. Hapishane ile ilgili raporlar tutulmasına rağmen insan haklarını savunanlar, demokrasiden dem vuranlar, büyük güçler… hepsi Sednaya’nın kapısının önünden usulca geçti.

Oradaki insanlar yalnızca tutuklu değil, kaderlerine terk edilmiş insanlar oldu. Onları adlarıyla değil, numaralarıyla çağıran bir sistemin insafına terk edildiler. Bu sistem, insanı insan olmaktan çıkarıp bir istatistik haline getirdi. "Kaybolmuş" denilen insanlar, dışarıdan bakınca adı hapishane olan Sednaya’nın mezar hücrelerinde ölüme terkedildi. 

Suriye halkının kurtuluş umudu, işte bu karanlık günlerden doğdu. Sednaya’nın mazlumları, onların çektiği acılar ve yok edilen hayatlar, bu halkın direnişinin sembolü oldu. Çünkü bu kadar karanlığın ardından doğan bir güneş, asla söndürülemez.

Bugün bizler, o duvarların ardındaki haykırışları duymadık. Ama şimdi sessizliğimizi bozacak cesareti bulabiliyor muyuz? Sednaya tüm insanlık için bir uyarı; zulmün sınır tanımadığı bir dünyanın hatırlatmasıdır. Ama aynı zamanda bir çağrı; adalet ve insanlık adına ayağa kalkmamız için bir çağrı. Yıldızların yerini tavanların aldığı bir hayatı yaşamak zorunda kalıp; hiç güneş görmeden büyümek zorunda kalan bir çocuğun vebali tüm insanlığın vicdan borcu.

 Bazen tarih, utancını saklamak ister; ama Sednaya’nın duvarları, karanlığı ve sessiz çığlıkları bir sır olmaktan çıktı artık. İnsanlığın kara tarihine kazınan bu hapishane, insanlık onurunun paramparça edildiği bir mezar olarak yükseldi. 

  Bugün o duvarlarda yankılanan sessiz çığlıklar,acılar özgürlük türkülerine dönüşmüşken vakit onların yarım kalan hayallerini, yitip giden umutlarını yaşatma vakti. 

   Bir gün tüm insanlığın gökyüzüne barış içinde bakması umuduyla...

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ayşe Ayhan Eraslan

Ayşe Ayhan Eraslan

Yazarın Diğer Yazıları