İyi ve Kötü Kardeşliği
Diğer taraftan eğer Tanrı bizden daha akıllıysa yargısı birçok konuda ve en azından iyi kötü konusunda bizimkilerden farklı olmalı. Bize iyi gibi görünen O´nun gözünde iyi olmayabilir ve bize kötü görünen kötü olmayabilir. (C.S.Lewis)
Cidden ilginç konuşmuş.
İyi ve kötü konusunda yanılıyor olabilir miyiz?
Böyle iç içe kardeş kardeş mi emek veriyorlar insanlığa yoksa?
Hani Mevlana, gel seninle iyinin ve kötünün olmadığı yerde buluşalım diyor.
Kafa karıştırıcı bir husus.
Her gün değişik olaylara uyanıyoruz ve ne yazık ki bunların çoğuna “iyi” diyemiyoruz.
Ama onlar ısrarla olmaya devam ediyorlar.
Çünkü Yaradılış tarafından “Olur” mührü almaya devam ediyorlar.
E demiyor mu Kutsal Kitap´ta, “ O izin vermedikçe yaprak bile kımıldamaz.”
Belli ki olmaları gerekiyor.
Ve yine belli ki ezber ettiklerimiz sadece bizim uydurma ezberlerimiz.
Doğru bildiklerimiz o kadar doğru, yanlış dediklerimiz o kadar yanlış olmayabilir.
Belki bize öğretilenleri sorgulama zamanı gelmiştir.
Biraz şüphe, biraz merak...
Ama tabii ki yorucu ve sıkıcı gelebilir.
Göze alabilir miyim?
Ya sen?
Göze alabilir misin?
Kadim kültürümüzde akıl biraz daha ikinci planda bırakılmış ve inanç merkeze konmuş. Bu merkezde kalp var gönül var hikmet var. Güzel bir yaklaşım ama akıl olmadan eksik.
Aklın mekanı zihindir ve zihnimizle yol alırız yaşamda. Esasında adına gönül dediğimiz soyut kavram da arınmış saf zihinden başka bir şey değil.
Eskilerin basiret dedikleri.
Gönül gözü...
Prangaların kalktığı mekandır orası.
Tüm yaradılışla söyleşilir cıvıl cıvıl.
İyi-kötü, aydınlık-karanlık, ateş-su, gül-diken, siyah-beyaz, yaz-kış, geçmiş-gelecek, yaşam-ölüm,
kadın-erkek, ruh-beden...
Bir ve bütün oluverirler.
Çünkü zaten öyledirler.
C.S.Lewis ve Mevlana, aynı özü, miras bıraktı insanlığa.
Ey Ademkızı, Ey Ademoğlu o sensin, sen de o.
Her şeysin ve hiçbir şeysin.
Yanılmayı ve yanıltmayı bırak artık.
İnatlaşma.
Fazla zamanın kalmadı...

