Çok Bulutlu

8°C
Konya

Kutunun Dışı: Anlam, Denge, Hakikat 4

Kayıt Tarihi: 08.12.2025 20:00 - Son Güncelleme: 09.02.2026 03:38
YAZI
A

İnsan olmak diye bir ifade vardır, bilirsin sevgili okur. “İnsan ol.” der bazen biri diğerine. Güzel laf ama bence yanlış anlıyoruz bunu da pek çok şey gibi. Hatasız ol ve hep çok iyi ol, mükemmel ol falan gibi anlaşılıyor. Oysa insan böyle olabilseydi dünya planındaki böylesi bir bilinç oyununa ne gerek vardı ki? Sonuçta herkes birbirinin gördüğü rüyalara eşlik ediyor. Hani dini metinlerde buranın bir rüya âlemi olduğu asırlardır söyleniyor ya.

Gerçi acayip sahici geliyor. Yani görüyorum işte dokunuyorum falan üstelik tadı, kokusu var. Bir sürü his yükleniyor bedenime, kalbime.

“Aldanıyorsun dostum.” diyorlar. Senin dünya dediğin bir toz bulutu ve kocaman bir uğultudan ibaret. Bilemiyoruz. Şüpheler içindeyiz. Bizim gerçeğimiz en azından şu an için burası gibi görünüyor. Aksi halde kafayı yememiz an meselesi. Nitekim bir seviyede de delirmiyor değiliz. Yaşamda her gün olanları görünce akıl bunun neresinde sorusu beynimizi kemiriyor. Beyni bir kenara bırakıp kalbe dönelim. Malum ana muhabbet bölgesi orası. Ancak o da pek dertli. Yangın yeri gözünü sevdiğim. Acının afilisi, göz yaşlarının sellisi ve hayal kırıklığının ince bellisi hep orada. Ne yapsak ne etsek de bir tadilat tamirat eyleyip iki dünyada bahtiyarlığın meyvelerini toplasak.

Kalbimizin dertsiz bir köşesini bulup ona mı danışsak acaba? Belli olmaz Allah “Ben kulumun kalbindeyim.” diyorsa dertlerin feriştahı gelse bir nane yiyemez. En fazla şöyle bir göz ucuyla bakınıp kapıdan, pırrrr gider kör olasıca.

En iyisi can okur, biz çok yüz vermeyelim dünyaya. İster gerçek ister yalan olsun. Baksana şu olup bitenlere. Birileri oturur, aynı etten kemikten senin benim gibi, sabah akşam kendisini insanüstü zanneder, insanlığıyla savaşır, sanırsın ki melek, ne denli saçmaladığını anlamaz.

Başka seferde bakarsın, bir grup ahmak öbür ahmak grubuyla dalga geçer “bak şu ahmaklara” diye. Cehennem yolcuları oturur diğer cehennem yolcuları için güya “Allah affetsin.” diye dua eder. Kendilerine zarf gelmiştir çünkü diğer taraftan cennet ehlisiniz diye. Bu nasıl bir özgüvendir bilemedik. E tabii ki bize de nasip olsun isteriz. Sonuçta her birceğizimizi Allah yaratmıştır.

Gerçi bir kısım zevat sadece kendisinin yaratıldığını, sadece kendisinin akıllı ve irfanlı olduğunda ısrarcıdır. En komik nokta da şu ki en akıllı geçinenlerin gerçekte en aptallar olmalarıdır. Çünkü insan olduğumuz içindir ki her birimiz zaten bir parça kusurluyuz. Ama öyle ama böyle. Akıl desen kimde ne kadar olduğu zaten bu devirde iyice karışmış vaziyette. Ne diplomalar ölçek olabilir bu hususa ne kazanılan paralar ne de mevkiler, kibirler.

Net bilgi şu ki dünya sadece dönüyor ve zaman kötü değil. Sen de duymuşsundur bu meşhur “zaman kötü masalı” nı.

Eskiden güllük gülistanlıktır, bal baklavadır da, şimdi ne büyük ne küçük kalmıştır, bayramlar zaten tatsızdır bir de mevsimler bozulmuştur, teknoloji zaten sonumuzu getirecektir. Yani zaman kötüdür işte.

Ama insanlık tarihine şöyle miniciiik bir göz ucuyla bile baktığında dinozorların hüküm sürdüğü o eski devirlerden tut da giyotinlerle başların gövdelerden ayrıldığı ve diş çekimlerinin kerpetenle yapıldığı basit hastalıklardan türdaşlarımızın takır takır mezara havale olunduğu gibi yığınla nahoş hadise var. İyi haber şu ki zaman hep kötü. Yani bu yüzyılda doğacak ne vardı gibi bir hayıflanma zahmetine girmemize gerek yok. Yaşamaya bakalım.

Zaten dünya bir soruya verilmiş bir cevap gibi: “Dünya adlı bir yer olsaydı nasıl olurdu ki?”

El cevap: İşte böyle olurdu. Ne sorular biterdi ne de verilen cevaplar tatmin ederdi. Harala gürele doğulurdu ve ölünürdü. Ağlanırdı gülünürdü. Bir de ne doğru ne yanlış hiiiç belli olmazdı. Dünün karası bugün ak olurdu. Habil ile Kabil düşman olur, Yunus sevgi damlatırdı.

Ana fikir çıkabildiğin kadar kutunun dışına çık. Ben ve içimdeki ses kutuyu ve dışına çıkma yollarını anlatmayı sürdüreceğiz. O söylüyor ben de yazıyorum. Konuşmayı seviyor. İkna ettim azar azar yazacağım biriktirdiklerini. Öyle boca etmek olmaz dedim. Şimdilik tamam dedi.

Küçük bir ödev sana okur: Kalbinin dertsiz köşesini bul ve onunla her gün birkaç dakika söyleş. Şifa olsun...


ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Habibe Nesrin Ertuğrul

Habibe Nesrin Ertuğrul

Yazarın Diğer Yazıları