Düşünüyorum Öyleyse Varım
Amerika´da Princeton College Advanced Science Faculty´de öğretim üyeliği yapan bazı hocalar tüm günlerini önceki bilim insanları ve filozofların düşüncelerini okuyarak sorgulayarak geçiriyorlar. İşleri bu ve bunun için para alıyorlar. Görevleri düşünmek, sorgulamak, plan yapmak.
Buradaki düşünme meselesini de beyinden istemsizce her an geçen otomatik düşüncelerden ayırmak gerekiyor.
“Düşünür” ünvanını kaza nan kimselerin yaptığı şey herkesin beyninden her an geçen otomatik düşünceler olmasa gerek. Aksi halde herkes “düşünür” olurdu. Anlık eylemler ve onların savruk sonuçlarıyla kuşatılmazdı yaşam o vakit.
Çok düşünüp “bir” konuşmak gerekiyor, çok düşünüp “bir” eylem yapmak gerekiyor ve yine çok düşünüp “bir” karar almak gerekiyor.
İşimiz kolay değil gibi görünüyor. Yardıma, desteğe ihtiyacımız var ama kimden, nereden gelecek bu?
Mevlana´ya göre dışarıda araman ve bulman gereken bir şey yok ve her neyse aradığın, o sende zaten.
“ Bilemezsin
Sana verecek bir armağanı ne çok aradığımı
Hiçbir şey içime sinmedi.
Altın madenine altın sunmanın ne anlamı var?
Ya da okyanusa su...
Düşündüğüm her şey
Doğu´ya baharat götürmek gibiydi
Kalbimi ve ruhumu vermenin bir yararı yok
Çünkü sen zaten bunlara sahipsin.
O yüzden sana bir ayna getirdim.
Kendine bak ve beni hatırla.”
Her gün aynaya bakıp bu sözleri hatırlaman iyi bir fikir olabilir. Beynindeki raf ömrü bitmiş kaseti atıp yeni fikirlere bir şans verebilirsin. Aynadaki Sen, senin tek gerçek yoldaşın.
Amerika´daki bilim insanlarının düşünerek varacakları yerde Mevlana tüm insanlığı bekliyor ve kucaklıyor şimdiden.

