Çok Bulutlu

9°C
Konya

Kutunun Dışı: 8 Anlam, Denge, Hakikat

Kayıt Tarihi: 13.01.2026 20:17 - Son Güncelleme: 10.02.2026 00:13
YAZI
A

Uykuda Geçen Son Kış

Merhaba sevgili okur.

Geldik “Kutunun Dışı” nda 8. bölüme.

2026 yılı bence kutunun dışına çıkma yılı. İstesek de istemesek de fark etsek de etmesek de o kutunun dışına hepimiz bir şekilde çıkacağız. Kutu da atacak bizi zaten. Çünkü nüfus arttı ve kutu biraz nefes almak istiyor. Aslında ruhlarımızın da isteği bu. Çünkü bir şekilde gerçek benliğinden uzaklaşıp rol yapıyor insanlar. Hatta bir süre sonra rol yaptığını bile unutuyor. Ama bu unutuş ruhsal seviyede gerçekleşmiyor tabii ki. Yoksa ortalıkta bu kadar hastalık kol gezer miydi? Bence gezmezdi. Özümüzden uzaklaştıkça, hastalanıyoruz. Çeşit bol. Seç al. Hastane de bol. Git git tedavi ol. İyileş, sonra yine hastalan. Döngü tam evlere şenlik yani.

Ama hayat yetişir imdadımıza.

Çünkü sağ olsun kendisi ısrarcı bir öğretmendir. Bunu sen de biliyorsun. Ben neden söylüyorum? Çünkü bildiğimiz şeyleri diğerinden duymak da bir ihtiyaçtır ve hatırlatıcıdır. Hayattan daha iyi bir öğretmen yok ve öğretmenler gününde kutlanması gereken de hayattır aslında. Çünkü yorulmaz, kızmaz, üzülmez, beklemez, incinmez ve emekli olmaz. Sen ve ben de öğrenciyiz. Hani şu dünya sınav yeri dedikleri durum. Cayır cayır sınav oluyoruz.

Sınavlar ise çoğumuz için derin sularda vurgun yemiş süngerciye dönmekle sonuçlanıyor. Bu benzetmeye bayıldım. Kıyılarda takılsak orada da rahat verilmiyor. Yine dipte buluyorsun kendini. Sonra bakıyorsun olacak gibi değil yüzmeye başlıyorsun.

Kulaç üstüne kulaç atıyorsun. Nefesin kesiliyor bazen, bir bakıyorsun ölmemişsin, hatta daha derine dalarak yüzüyorsun. Bir bakıyorsun çeşit çeşit balıklar var orada. Dost oluyorsun onlarla. Su kaplumbağalarıyla selamlaşıyorsun. Deniz atları var bir de. Sonra erkek deniz atlarının yavrularını taşıyıp doğurduğunu da öğreniyorsun ya da ezelden beri bildiğin şeyler bunlar. Ama neticede dünkü kabuller bugün ret, dünkü retler bugün kabul olunca anlıyorsun ki kutunun içi var bir de dışı var.

Kutunun içi sanki kuzular diyarı gibi. Orada böyle kasaplara görünmeden falan yaşayıp gideyim durumları var. Mümkün değil elbette muhteşem final kasap bıçağı olacak. Zavallı kuzular. Kendi adıma pek et sevmem. Ama dünyanın eski âdetidir, et yemekleri hep baş tacı olmuştur. Araya insan eti karışmasa diyeceğim de, boş laf. Karışacak. Savaş ve Barış romanı yazılalı uzun zaman oldu ve yazılımda bile “savaş” kelimesi önde. Hayatta tesadüf yok malum, Tolstoy da öyle sıradan biri değil. İyi haber şu ki savaşın sonu mutlaka barış olacak demektir. Ama o savaş yaşanacak. Kaçış yok. Habil ve Kabil gece gündüz savaşmaya devam ediyor. Birinden biri de kutunun dışına çıkmadıkça ne savaş biter ne ölüm. Geçmişte kalmadı yani hiçbir şey. Kim bilir belki geçmiş diye bir şey dahi yoktur. O da insanlığa sunulan tatlı bir kış uykusudur. Uykuda geçen son kıştır belki bu kış. Son ninni söylenmiştir ve İsrafil´in sur borusunu üflemesi an meselesidir. Belki yarın belki yarından da yakın...

Deniz atları ve su kaplumbağalarının selamı var. Yüzmekten korkma diyorlar. Hoşçakal.


ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Habibe Nesrin Ertuğrul

Habibe Nesrin Ertuğrul

Yazarın Diğer Yazıları