Bilge Kral ve Zehirli Kuyu
Merhaba Sevgili Okurum. Başlıktan anlamışsındır. Zevkle okuyacağın bir hikaye yazdım senin için.
Bir zamanlar berrak görüşlü, adaletli yönetimiyle tanınan bilge bir kral vardı. Aklın ve sağduyunun hüküm sürdüğü bir şehri yönetiyordu. İnsanlar kendini güvende ve duyulmuş hissediyordu. Kral, konuşmaktan çok dinleyen, mükemmel değil ama bilge biriydi. Zaten bilgeliği sayesinde ülkesini ayakta tutuyordu.
Ta ki o geceye kadar...
Şehir derin bir uykudayken bir cadı sessizce gelip şehrin tek içme suyu kuyusuna zehirli bir iksir damlattı. Şafak söktüğünde kral hariç herkes o sudan içmişti. Öğleye doğru ülkedeki herkes çıldırmıştı. İnsanlar anlamsızca konuşuyor, birbirlerini işlemedikleri suçlarla itham ediyor, hangi günde yaşadıklarını unutuyor, var olmayan şeylerden korkuyor, anlamsız nesnelere tapıyorlardı.
Yine de birbirlerine baktıklarında hepsi normal görünüyordu. Artık, yabancı, uzak ve farklı görünen sadece kraldı. Kral akılcı davranıp onları uyardığında dinlemediler. Ona şüpheyle baktılar. Kapalı kapılar ardında onunla ilgili fısıldaştılar. Asıl hastanın Kral olduğunu söylediler. Akşam olduğunda onu tahttan indirmeye hazırdılar. Başarısız olduğu için değil. Kendisi olarak kaldığı için.
Kralı öldürmeye hazırlandılar. Bu arada kral odasında tek başına aynı kuyudan çekilmiş bir kadeh suyla duruyordu ve bir seçimle karşı karşıyaydı. Ya suyu içip onlardan biri olacaktı ya da içmeyi reddedip deli olarak damgalanacak ve sürgün edilecekti. Hatta öldürülecekti.
O gece kral suyu içti. Ertesi sabah şehirde büyük bir sevinç vardı.
“Kralımız sonunda aklını başına topladı.” diye bağıranlar sarmıştı sokakları.
Kral, gülümsedi, onayladı. Böylece çılgınlık devam etti. Nazik, düzenli, herkes tarafından kutlanan bir çılgınlık.
Cadı işini iyi yapmıştı.
Yalnızlık etrafta kimsenin olmamasından değil, önemli görünen şeyleri başkalarına iletememekten kaynaklanır diyor Carl Jung.
Kral yalnızlığı göze alamadı. Belki korktuğu için belki anlamsız bulduğu belki de sadece Kral olduğu için. Bilge Kral olmayı bıraktı.
Ama buradaki asıl korku yalnızlık gibi. İnsanlar galiba kral da olsalar en çok yalnızlıktan korkuyorlar. Tek kalmaktan.
Yalnız ya da ölü ya da sürgün edilmiş ya da önemli gördüklerini kimseye anlatamayan bir Bilge Kral olmaktansa gerçek benliğine su katıp Kral´lığı sürdürmek seçeneği... Bu özvarlığını sulandırmak oluyor ama hayatta kalmayı vaadediyor.
Sen en iyisini bilirsin Sevgili Okur. Herkes kendi yaşamıyla ilgili en üst bilgeliğe sahiptir.


